"Türkiye'ye böyle bir ana muhalefet partisi yakışmıyor"...        Malatya'da yol açma çalışmaları devam ediyor...        Prim borçlarında otomatik icra dönemi...        Fail-i meçhul kazıları malumun ilanıdır...        Profesyonel dilendiricilere kanmayın...        "Dünyada bir yılda Kosova nüfusu kadar kişi iş kazasında ölüyor"...        Yoğun kar yağışı sebze fiyatlarını yükseltti...        Bursaspor'un hedefi 3 puan...        "Türkiye'de her 100 bin kişiye 160 doktor düşüyor"...        Geçen yıl müzelerden 256 milyon lira gelir elde edildi...        Muş'ta terör örgütü adına eylem yapan 2 kişi yakalandı...        Her gün en az 15 dakika güneşe çıkın...        
USD Alış 1.758 USD AlışUSD Satış 1.770 USD SatışEuro Alış 2.318 Euro AlışEuro Satış 2.335 Euro SatışAltın Alış 97.3140 Altın AlışAltın Satış 97.7520 Altın  Satış
 
 
19 R.Evvel 1433

11 Şubat Cumartesi 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

SP: Son derece üzücü ve tartışmalı bir karar!


Saadet Partisi Kayseri İl Başkanı Av. Mustafa Akkaş, Danıştay'ın katsayı ile ilgili kararının üczücü ve tartışmalı bir karar olduğunu söyledi. 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
 

İNGİLİZCE KONUŞMAK İÇİN KURSA GİTMEK ŞART DEĞİL. NASIL MI? TIKLAYIN!

Akkaş'ın konu ile ilgili açıklaması şöyle:

Üniversiteye girişte uygulanan katsayı ile ilgili Danıştay'ın dün almış olduğu yürütmenin durdurulması kararı yıllardır devam etmekte olan haksızlığın giderilmesi konusunda oluşmuş bulunan olumlu havayı bir kez daha dağıtmıştır. Milyonlarca meslek liselinin bir süre önce yeşeren umutları yeniden belirsizliğe yönelmiştir. Birkaç yıl önce farklı katsayıya yönelik olarak açılan ve katsayı eşitsizliğinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülen bir davada Danıştay, katsayı belirleme yetkisinin YÖK'e ait olduğu gerekçesiyle talebi reddederken son iki davada önceki içtihadına tam ters bir uygulama ile YÖK'ün tasarrufunu sorgulama yolunu seçmiştir. Davanın birinde bu konuda “karar yetkisi YÖK'te” derken bir başka davada “yetki YÖK'te değil, ben YÖK'ün kararını denetlerim” demiştir. Alınan bu karar her ne kadar nihai bir karar değil ise de nihai kararın ne şekilde çıkacağına yönelik önemli bir işaret teşkil etmektedir. Bu açıdan karar son derece üzücü ve tartışmalı bir karar olmuştur ve millet vicdanını da yaralamıştır. 

Danıştay tarafından alınmış bu kararı basit bir mahkeme kararı olarak görmenin büyük bir yanılgı olduğunu düşünüyoruz. Bu karar bizim uzun süreden beri dillendirdiğimiz ve kaynağını 27 Mayıs ve 12 Eylül darbe Anayasalarından alan erkler arasındaki yetki çatışmasının açık bir örneğidir. Mevcut anayasa bireylerin özgürlüğü yerine devletin güvenliğini önceleyen, oluşturduğu bir takım kurumlar vasıtasıyla millet iradesini dar bir alana hapseden antidemokratik bir mahiyet arz etmektedir.

Çağdaş anayasalarda ülke yönetimi konusunda millet iradesinin yansıması olan yasama organları ilk sırada yer alırken ülkemizde yasama maalesef yargının da yürütmenin de gerisindedir ve bunların gölgesindedir. Yine çağdaş anayasalarda bütün kurumların yerleri ve yetki sınırları açık ve net bir biçimde belirlenmiş iken ülkemizde ciddi bir yetki karmaşası yaşanmaktadır. Bu karmaşa içinde yetkilerine en çok müdahale edilen ve en önde yer alması gerekirken en geriye itilen kurum yine milletin iradesini temsil eden yasama organıdır.

Türkiye'de millet iradesi uzun süre askeri vesayet alında tutulmuştur, halen de bu vesayetin tam olarak ortadan kalktığı söylenemez. Millet iradesinin üzerinde etkisini her geçen gün daha da fazla hissettiren ikinci vesayet ise yargı vesayetidir. Bunlara ilaveten zaman zaman başka güçler de millet iradesinin üzerine çöreklenmeye çalışmıştır. Millet iradesi hiçbir zaman özgür ve bağımsız olamamış, bu gün de özellikle yargı vesayeti dolayısıyla ciddi ölçüde zedelenmiştir.

Dikta yönetimler, askeri yönetimler, polis egemen yönetimler ne kadar çağdışı ve ne kadar kabul edilemez yönetimler ise yargıçların egemen olduğu yönetimler de aynı şekilde çağdışı ve kabul edilemez yönetimlerdir. Türkiye maalesef adım adım yargıçlar devletine doğru gitmektedir. Son derece tehlikeli olan bu süreç de kaynağını mevcut Anayasa'dan almaktadır.

Bu güne kadar defalarca tekrarladık ve bu gün bir kez daha tekrarlıyoruz ki içinde bulunduğumuz kaosun sebebi mevcut Anayasa'dır ve bu Anayasa çağdaş ve demokratik bir hüviyet kazanmadan Türkiye'nin özgürleşmesi, sivilleşmesi, demokratikleşmesi, insanların karnının tok, sırtının pek, ruhunun ve bedeninin özgür ve huzurlu olması mümkün değildir.

Türkiye'nin bu gün en önemli sorunu Anayasa'dır ve en baş ihtiyacı da yeni bir anayasadır. Bu gerçek artık tartışma götürmez bir noktaya gelmiştir. Başta Ak Parti olmak üzere mecliste temsil edilen bütün partilerin bu ülkeye yapacakları en büyük hizmet yeni bir Anayasaya imza atmaktır. Ancak bu işi yapması gerekenler üzerlerine düşeni bir türlü yerine getirmemektedirler. Sekiz yıla yakın bir süreden beri ciddi bir halk desteğiyle tek başına iktidar olan Ak Parti ile muhalefetteki partiler Avrupa Birliğinin dayattığı bir çok konuda Anayasa değişikliğini güle oynaya uzlaşarak gerçekleştirirlerken demokratikleşme alanında, millet iradesinin yönetime egemen olması noktasında, askeri vesayetin, yargı vesayetinin kaldırılması konularında hiçbir adım atmamışlardır. Daha bir buçuk yıl önce parti kapatma davasından kıl payı kurtulan Ak Partinin hiçbir şey yapmadan beklemesini anlamakta güçlük çekiyoruz. Ak Parti, üzerine son sürat gelen trene rağmen raylar üzerinde güneşlenmeye devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde Yargıtay Başsavcısının açıklamalarını endişeyle takip ettik. Bu açıklamalara karşı “isterlerse kapatsınlar, bu sefer yüzde 70 oyla geliriz” gibi son derece garip sözler işittik. Bir bakanımız, “2007 seçimlerinde Cumhurbaşkanı seçtirmeyenlere halkımız gereken dersi verdi, şimdi yine verecek” gibi beyanlarda bulunuyor. Bu açıklamaları hayretler içinde izliyoruz. Halkın bu güne kadar verdiği tüm desteğe rağmen gerekenleri yapmayanların hala halktan bir şeyler beklemesi düşündürücüdür. Halk bu güne kadar Cumhuriyet dönemi boyunca açmadığı krediyi Ak Partiye açmıştır, torba torba oy vermiştir. İçeride ve dışarıdaki konjonktür de son derece müsaittir. Bu şartlarda daha halktan ne bekleniyor, halkın Ankara'ya giderek bizzat yeni bir Anayasa yapması mümkün olmadığına göre, vekalet verdiği kişilerin bu işi üslenmesi gerekiyor. Ancak vekiller halka tercüman olamıyorlar, aldıkları görevi yerine getiremiyorlar. Cumhurbaşkanımız bile anayasa değişikliği için fırsatın kaçtığını söylüyor. Bu fırsatı kaçıranlar, milletimizin barış ve huzur içinde yaşaması için en çok ihtiyaç duyduğu düzenlemeleri günlük kısır çekişmelere ve siyasi ranta dönüştürenleri ne milletimiz ne de tarih affedecektir.

Bu kadar olumsuzluğun içinde EMASYA olarak bilinen protokolün kaldırılmış olması memnuniyet verici bir gelişmedir. Bundan hükümete teşekkür etmeyi de sorumlu ve yol gösterici bir muhalefetin gereği sayıyoruz. Ancak EMASYA'nın kaldırılmış olmasının bütün problemlerin çözümü için yeterli ve çok büyük bir adım olarak da görmediğimizi belirtmek istiyoruz. Türkiye'de darbeler döneminin bir açılmamak üzere tamamen kapatılması için İç Hizmet Kanununun 35. Maddesinin mutlaka yeniden düzenlenmesi ve başta 12 Eylül dönemi olmak üzere 28 Şubat ve 27 Nisan müdahalelerine imza atanların da mutlaka yargı önünde hesap vermelerinin gerektiğine inanıyoruz. Aksi takdirde EMASYA'nın kaldırılmış olması tek başına hiçbir sorunu çözmeyecektir.

ÜLSERE KARŞI MUCİZE ÇÖZÜM

SAÇ DÖKÜLMESİNE SON!

PROSTAT KABUSU SONA ERİYOR...

"Sevgililer Sevgilisi" İçin TIKLAYIN

Ofis Mobilyalarında Şok fiyatlar İçin Diva Ofis Tıklayınız.


Paylaş
 
 
2010-02-09 14:21:17
 
 
Arkadaşına Gönder Haberi Yazdır
 
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
14:38   'Her yıl açığını kapatmak için gayret ediyoruz'
13:31   İşte Kılıçdaroğlu'nu tongaya düşüren o isim!
13:16   'İzin alınmaması yasaya aykırı' 
10:29   Washington'da temaslarda bulundu
09:58    Bakan'dan ilginç öneri!
08:17   CHP'li muhaliflerin B planı hazır!
01:22   “Dindar insandan zarar gelmez
01:10   'Başbakan'dan özür dileyebilirim'
00:10   Bakan "2023" hedefini yineledi
00:08   Cumhurbaşkanı'ndan "6274" sayılı kanuna onay
00:05   Babacan'dan "büyüme" tahmini
23:02   Suriyeli subayla ilgili Şahin'den açıklama
22:37   Davutoğlu: İran'a askeri operasyon felaket olur
18:32   "KKTC ve Gazze ambargosu insani değil"
18:21   "Teşvikleri yoğunlaştıracağız"
17:31   'Çağrılar dikkate alınmalıdır!'
17:20   "Gelecek hafta İçtüzük teklifi görüşülmeyecek"
17:03   Kılıçdaroğlu'na işçilerden protesto
16:54   Kılıç: Haksız ambargoların baskısını hafifleteceğiz
16:00   CHP'yi şoke eden mahkeme kararı!
14:51   'Su yatağını bulacak!'
14:32   Tansu Çiller'e yakalama kararı çıktı iddiası
09:06   Esad'ın Suriye'nin Gorbaçov'u olmasını istedik
03:14   Davutoğlu'nun Washington temasları
03:00   İnadına demokrasi, inadına kardeşlik
01:31   "Camilerden halılar kalksın, sıra konsun"
00:15   Meclis böyle terör görmedi
19:14   "Uludere Olayı 'Tuzak' Olabilir"
18:15   İç tüzük ertelendi
16:03   'Sabahattin Ali'yi CHP öldürttü!'
16:05   Abdullah Gül ve Fidan 2 saat görüştü
15:44   'Bu bir psikolojik harp'
15:04   ' İktidar savaşı yapılıyor' 
14:09   CHP'nin kafası çok karışık!
14:00   "Engelli sınavını kendi içinde sınıflandırdık"
13:15   Önder Sav'dan Kılıçdaroğlu'na sert tepki
11:37   Erdoğan'a germeyin çağrısı!
11:11   Bahçeli'nin disiplin kuruluna sevki istendi
10:54   Bahçeli'den AK Parti'ye hitabe misillemesi!
08:42   CHP’de kazan kaynıyor
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Arzu Erdoğral Uludere’den ifadeye Fidan kimin hedefinde?
Cemal Nar Peygamber İkinci Adam Olamaz
M. Emin Parlaktürk Yeni Bir Eser: “Hayat Kaynağı Kur’an Tefsiri”
Ahmet Türk Zamane "Our Boys" Tükendi mi? Uykuda mı?
Ali İlbey Kâzım Karabekir Paşa ve Kahramanmaraş
Fatih Uğurlu Halil İbrahim Sofrası
Dostum Necati nasıl öldü?
 Feyzullah Birışık Şeytanı donduran söz!
 
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
5 30
Güneş
6 58
Öğlen
12 25
İkindi
15 12
Akşam
17 41
Yatsı
19 01
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya MİT’e operasyon hikâye... Asıl hedef Hakan Fidan!
Abdurrahman Dilipak Şimdi ne olacak?
Ali Karahasanoğlu “MİT’çiler”i, “Tansu Çiller” yapan Başbakan adayı!
Yener Dönmez Mesele PKK Masası
Ahmet Varol Doha Ümidin Kapısı Olabilecek mi?
Ahmet Turan Alkan Püfür püfür havalarda çatır çatır namazlar...
M. Şevket Eygi Nasıl bir Dindar Gençlik
Erdal Şafak Takside sohbet
Osman Tanburacı Suçlu ayağa kalk!
Yavuz Bahadıroğlu Sabah andı ve “muhafız” psikolojisi
Serdar Arseven TRT Türk’te neler oluyor?..
Aziz Üstel Mustafa Kemal'e İngiliz suikastı!
Engin Ardıç Parti uyduramadık, halk verelim
Fatma Tuncer Zayıf getiren çocuğa baskı yapmayın
Ali Ferşadoğlu Sadeleştirme neyin eseri?
Mahmut Övür MİT kavgasının şifreleri
Haşmet Babaoğlu Gitgide cıvıklaşan bir gün için alternatif öneri!
Mehmet Barlas Gerçekten bir başkadır benim memleketim...
Taha Kıvanç Bu kavgada benim tarafım yok
Abdulkadir Özkan Yasal çelişki ve özel yetki
Emre Aköz Önce büyük resme bak
Fehmi Koru Olağanüstüden olağana geçiş yolu
Resul Tosun Patagonya'da bile olmayacak bir iş
Şahin Alpay Otoriterleşme mi, yoksa otorite zaafı mı?
Ebubekir Sifil Okuyucu soruları1 Kertenkele Hadisi1
Faruk Çakır Rusya dinsiz kalamazken...
Ömer Üründül Karaman'dan altın tepside ikram
Mevlüt Özcan Deliler ve Çeşitleri
LütfüOflaz'la Sohbet Diktatörün ABD uşağı olanını seviyorlar!
 
 
E-Devlet
 
 BİR AYET
Şüphesiz ki bu Kur'ân, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdeler.
İsra Suresi 9. Ayet
 
 BİR HADİS
"Muhakkak ki, en güzel söz Allah'ın kitabıdır. En güzel yol da Muhammed (sav)'in yoludur. İşlerin en kötüsü de dine aykırı olarak sonradan çıkarılanıdır. Size vade dilen mutlaka yerine gelecektir. Siz Allah'ı aciz bırakamazsınız."
Buhari, İ'tisam 2
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 
 
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.