NATO Türkiye'ye rağmen İsrail'e kapılarını açacak...        Sınırda hava hareketliliği...        Davutoğlu, Ban Ki-mun ile görüştü...        Dilmen'den Aydınlar açıklaması...        İsrail'in Hedefi Hakan Fidan...        Dinsiz gençlik uyuşturucu ve fuhuş batağına saplanır...        CHP'nin din anlayışı...        Kenan Paşa’ya yalvar...        Serdengeçti açtı ağzını yumdu gözünü...        Harcamalar doruk noktaya ulaştı...        Ali Dürüst'ten istifa yanıtı...        Sınırda hava hareketliliği...        
USD Alış 1.758 USD AlışUSD Satış 1.770 USD SatışEuro Alış 2.318 Euro AlışEuro Satış 2.335 Euro SatışAltın Alış 97.3140 Altın AlışAltın Satış 97.7520 Altın  Satış
 
 
20 R.Evvel 1433

12 Şubat Pazar 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Komutan 'eşinin başını aç' dedi!


1988 yılında yaş kararıyla ordudan ihraç edilen eski kıdemli üsteğmen Mehmet Yüksel Güneş, 28 Şubat sürecinde komutanının "Eğer eşinin başını açarsan ortada bir sorun kalmaz" dediğini ifade etti.
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
 

İNGİLİZCE KONUŞMAK İÇİN KURSA GİTMEK ŞART DEĞİL. NASIL MI? TIKLAYIN!

İşte sentezhaber'de yer alan o röportaj: 

Ne zaman ve ne şekilde ordudan ihraç edildiniz?
Ağustos 1998 yılında Konya Personel Okulu'nda Kıdemli Üsteğmen olarak görev yaparken YAŞ kararları ile ihraç edildim. İhraç kararından önce de bir iki defa çağrılıp ikaz edilmiştik. O zaman beni ikaz etmek isteyen komutanlarım, “Mehmet seni tanıyoruz. Çalışkansın, dürüstsün, önemli bir askerimizsin. Ama hareketlerine dikkat etmelisin” diye uyarmışlardı. Ben de tabiî ki hangi hareketimden dolayı ikaz edildiğimi ısrarla sordum. Konuştukça asıl konuya gelindi. Bana eşimin başörtüsünden dolayı ikaz edildiğim ve eşim başını açtığı takdirde ortada bir sorun kalmayacağı söylendi. Yani tamamen eşimin tesettüründen dolayı orduda disiplinsizlikle suçlanmıştım. Halbuki o güne kadar çok sevilen ve üstün hizmetler veren bir askerdim. Komutanlarımız da bunu defaatle söylemişlerdi. Netice itibariyle biz tabiî ki bu akıl almaz teklifi kabul etmedik. Eşim başını açmadı. Bunun üzerine de 4 Ağustos 1998'de 14 yıllık askerlik görevimizden tek bir kararla ihraç edilmiş olduk.

Görev süreniz boyunca dindar olmanızdan dolayı bir sıkıntı yaşadınız mı?
Şimdi bir asker orduya katıldığı zaman önce bakılıyor, kendisinde yahut ailesinde herhangi bir İslamî emare var ise, yani tesettür, sakal, gümüş yüzük, eşinin veya annesinin başı kapalıysa, babası sakallıysa, vs... bu hemen “Şüpheli Sakıncalı Personel” olarak fişleniyor. Derhal potansiyel bir suçlu ve tehlikeli personel statüsüne alınıyor. Bu noktada hafiyeler devreye giriyor. Bu insanlar sizi 2 yıl boyunca sürekli takip ediyorlar. Her attığınız adım takip ediliyor. Evinize ziyaretler yapılıyor. Bu ziyaretlerde aile yapınız, eviniz inceleniyor. Size kritik sorular soruluyor. Mesela Yarbay bir amirimiz evimize ziyarete gelmişti. 6 yaşındaki çocuğuma Atatürk'le ilgili, din ile ilgili sorular sordu sürekli olarak. Şimdi biz yüzde 99'u Müslüman olan bir ülkeyiz. Eğer bir insanımızda İslamî bir emare ararsanız iki yıl boyunca, illaki birşeyler bulursunuz. Ya namaz kılar, ya oruç tutar, ya camiye gider, ya bir türbeye gider dua eder. Ya da ailesinde muhakkak dindar insanlar bulunur. Özellikle bu hafiyeler de üstlerine elleri boş bir raporla gitmemek için ne bulurlarsa yazarlar. O insanı attırmak için ellerinden geleni yaparlar. Sözkonusu sicil formunda mesela “sosyal durumu” şeklinde bir madde var. Sicil amirinin insafına kalmış bunu nasıl dolduracağı. Burada özellikle içki içer mi, içkili toplantılara, balolara katılır mı gibi kriterler sözkonusu. Yani özellikle orduda sadece böyle insanlar bulunsun istiyorlar. Yani orduda dini hassasiyeti olan insanlar bulunmasın arzu ediyorlar. Her halde ilerde bir ihtilal yaparsak eğer, bu kişiler sorun çıkarır diye düşünüyorlar. Halbuki İngiliz ordusunda, Amerikan ordusunda dindar subaylar var. Bunlar her türlü inançlarını ve ibadetlerini açıktan yerine getirebiliyorlar. Din subayları bile var. Bu orduların hiçbiri bu sebeple batmadı.

Bizim ordumuz neden dinden bu kadar korkuyor? Ben harb okuluna yazılırken bana böyle bir şeyden bahsedilmemişti. Yani bir gün namaz kıldığım için yahut eşim kapalı olduğu için ihraç edileceğim söylenseydi, ben hiç bu okula yazılmazdım. Sırf eşim kapalı olduğu için o dönemin hükümetinin yanlısı olduğumuz iddia edildi. Komutanlarım “Biz senin aslında bu siyasî görüşe sahip olmadığını biliyoruz. Ama biz de üzülerek bunu sana söylemek durumundayız.” diyorlardı. Bazı komutanlar da sırf sicil almak için ve rütbe yükseltmek için kendi komutası altında hiç dindar insan bırakmamaya özen gösteriyorlardı. Birilerine hoş görünmek için bunu yapıyorlardı. Bu uğurda da bizim gibi iyi askerleri de harcadılar. Nitekim o zaman kimin komutasında eşi tesettürlü asker yoksa o daha çok yükselme şansı yakalıyordu. Bize yapılan ikazlardan birinde “Eşinizin kıyafeti çağdaş Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırıdır” denilmişti. Ben de bunu red ettim tabiî. Zira hiçbir kanunda bu yazmaz. Tamamen hukuksuz ve gayri kanunî bir gerekçe. 28 Şubat sürecinin etkisiyle böyle bir furya başlamıştı. Halbuki o zamandan önce benim eşim rahatça ordu evlerine giriyordu, hatta düzenlenen bir çok organizasyona da katılabiliyordu. Ancak 28 Şubat sürecinin etkisiyle herşey birdenbire değişti. Eşim öğretmendi, öğretmenlik yapamamaya başladı. Bununla kalmadılar beni de eşimin tesettürü sebebiyle ihraç ettiler. Atılmamdan hemen sonra Albay lojmanda benim evime ziyarete geldi. “Ne ben ne de Tümgeneralimiz senin atılman için herhangi bir girişimde bulunmadık. Bu tamamen yukarıdan kaynaklanan bir karardır” dediler. Halbuki benim 1. ve 2. Sicil Amirlerimin raporu olmadan atılmam tamamen illegal bir durumdur. Zira 1. ve 2. Sicil Amirlerim iki defa bana 60'tan aşağı sicil notu verirse, işte o zaman ancak atılabilirim. Şimdi Albay'ım ve Tümgeneral'im öyle bir talepte bulunmadıklarını ve düşük sicil notu vermediklerini söylüyorsa, burada ciddî illegal bir durum sözkonusudur. Demek ki askeriye içinde kuralları ve herşeyi hiçe sayan bir zihniyet, bu atılmaları sağlıyor. Bir diğer hukuksuz durum da şöyleydi. Normalde bizim atıldığımız YAŞ toplantısı Cuma günü yapıldı. Bu kararlar yasalar gereği Cumhurbaşkanı'nın imzası olmadan yürürlüğe girmez. Halbuki bize YAŞ'ın olduğu gün “Tedbirinizi alın, hazırlığınızı yapın atıldınız” şeklinde bir bilgi geldi. Yani daha Cumhurbaşkanı onaylamadan bu karar kesinleşmiş oldu. Nitekim Cumartesi günü de resmen tebliğ ettiler. Cumhurbaşkanının onayına bile gerek görmediler. Bu da hukuksuzluğun ve haksızlığın en bariz örneğidir...

Sonradan hakkınızı aramak için birşeyler yaptınız mı?
Ben atıldıktan sonra Bilgi Edinme kanunu çıktığında, bir dilekçe vererek atılma gerekçemi sordum. Bana kanun gereği bir cevap yolladılar. Cevapta YAŞ kararı ile atılma gerekçelerimin bulunduğu bir belge ulaştırıldı. Ancak belgenin neredeyse her tarafı karalanmıştı. Sadece kısaca “İslamî devrim yanlısı olmanız sebebiyle” şeklinde bir ibare vardı. Belgenin her tarafının neden karalanmış olduğunu soran bir dilekçe daha gönderdim. Bunların devlet sırrı kapsamına girdiğinden ve gizli olması sebebiyle karalandığını söylediler. Halbuki bunlar benim ordudan atılma gerekçelerim. Atılan benim ve bu benden nasıl gizlenebilir. Bu nasıl bir devlet sırrı olabilir.

ÜLSERE KARŞI MUCİZE ÇÖZÜM

SAÇ DÖKÜLMESİNE SON!

PROSTAT KABUSU SONA ERİYOR...

"Sevgililer Sevgilisi" İçin TIKLAYIN

Ofis Mobilyalarında Şok fiyatlar İçin Diva Ofis Tıklayınız.


Paylaş
 
 
2010-03-06 11:27:19
 
 
Arkadaşına Gönder Haberi Yazdır
 
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
15:14   Kadınlar cemaatle nasıl namaz kılmalı?
11:33   Çocuk sorunlarının kaynağı kim?
16:14   Kantinde çalışanlardan sabıka kaydı istenecek
13:58   Zebraların çizgilerinin sırrı çözüldü
16:26   İşte müthiş çayın sırrı!
16:14   Ölüler yaşayanlara fark attı
11:57   18 Aylık bebek masa tenisi oynuyor
02:36   Böyle vahşet görülmedi!
10:54   Bir Görünüp Bir Kayboluyor
11:25   ''Erkekler daha fazla şiddet görüyor''
08:14   Yavru fil genç aslanlara karşı
10:18   Peygamber Efendimizi en çok üzen olaylar
09:45   Kur'an-ı Kerim usulüne göre okunmalı
01:42   Erkeklerde doğum kontrolünde yeni yöntem
10:25   "Meyve kabuklarını çöpe değil bahçenize atın"
10:48   123 kişi hafızlık belgesi almaya hak kazandı
11:32   "Aile içi şiddet en çok çocukları vuruyor"
07:57   "Sevgililer Sevgilisi" için tıklayın
12:44   Çocuk eğitiminde yanlış bildiklerimiz
15:25   Timsaha yumruk atan kedi
13:28   'Dizi bağımlılığı öğrencileri ders ve kitap okumadan soğutuyor'
10:23   "Kötü karne başarısızlık değil"
12:22   Allah'ın sevdiği ve sevmediği isimler
18:07   Aynı Aileden 6 Kişi Ölü Bulundu
12:36   "İşiniz olsa da çocuk sevgi istediğinde ona yaklaşın"
15:34   Okunduğu eve şeytan giremeyen sure
11:06   Kur'an öğrenirken yanlış telaffuz kalıcı olabiliyor 
11:45   Sigarayı neden bırakamıyoruz?
08:56   Kayak yapan karga
15:33   65 milyon kez tıklandı!
14:11   Demir eksikliği çocukların iştahını kapatıyor
11:48   Türkiye'de en çok kullanılan isimler
14:14   Yarıyılda umreyi eleştirenlere cevap
13:03   Yavru şempanzenin yeni ailesi
16:12   Eric Abidal maç yolunda Kuran okuyor
16:08   Peygamberimizin bilinmeyen isimleri
13:57   Barbie bebeklerin büyük günahı
21:49   Abdurrahim Karakoç tedavi altında
13:16   Aslan karizmayı fena çizdirdi!
17:54   Kurnaz Hırsızlardan Yumurta Taktiği!
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Arzu Erdoğral Uludere’den ifadeye Fidan kimin hedefinde?
Cemal Nar Peygamber İkinci Adam Olamaz
M. Emin Parlaktürk Yeni Bir Eser: “Hayat Kaynağı Kur’an Tefsiri”
Ahmet Türk Zamane "Our Boys" Tükendi mi? Uykuda mı?
Ali İlbey Kâzım Karabekir Paşa ve Kahramanmaraş
Fatih Uğurlu Halil İbrahim Sofrası
Dostum Necati nasıl öldü?
 Feyzullah Birışık Şeytanı donduran söz!
 
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
5 29
Güneş
6 57
Öğlen
12 25
İkindi
15 13
Akşam
17 42
Yatsı
19 02
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Bir PKK'lının itirafları... Ve Şeyh Said-Öcalan analizi!
Abdurrahman Dilipak Çok sayıda istihbaratçının canı yanabilir
Ali Karahasanoğlu Ferhat Sarıkaya'dan Sadrettin Sarıkaya'ya..
Abdurrahim Karakoç Beyaz orkide
Yener Dönmez Mesele PKK Masası
Asım Yenihaber Sanal âlemin en kıralı!
Mustafa Özcan Adonis ve Afrodit
Ahmet Turan Alkan Bu senaryo Türk sinemasına armağanım olsun
M. Şevket Eygi Dönen Dolaplar
Erdal Şafak Cesaret
Kıvanç Tığlı Okulda başarı için öneriler
Osman Tanburacı Atan galip
Faruk Köse Laiklik kimlerin ortak paydası?
Mehmet Talu Umrenin tarifi, hükmü ve önemi 9
Serdar Arseven Numan Kurtulmuş: O kayıktan derhal inin!
Belkıs İbrahimhakkıoğlu İnsan yetiştirmek
Hayrettin Karaman Anayasa ve din eğitimi
Engin Ardıç Lafının ardında dur
Fatma Tuncer Nasıl bir gençlik hedefliyoruz? 1
Mahmut Övür Taksim'de 'cami-kışla' paradoksu
Haşmet Babaoğlu Pazar notları: Pilot kabini boş!
Mehmet Barlas Acaba Kılıçdaroğlu Çiller'den özür diledi mi?
Emre Aköz Yoksa Kemalistler 'Kurt Kanunu'nu sabote mi etti?
Yusuf Kaplan Kir ve arınma
Fehmi Koru Gökten üç elma düştü
Ersoy Dede Tütün baronlarının oyunları
Faruk Çakır Din dersi var, mescid niye yok?
Serdar Demirel Sünnîler Şia karşısında donanımsız mıdır?
Ahmet Çakır Oynamadan kazanmak daha da önemlidir
 
 
E-Devlet
 
 BİR AYET
Şüphesiz ki bu Kur'ân, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdeler.
İsra Suresi 9. Ayet
 
 BİR HADİS
"Muhakkak ki, en güzel söz Allah'ın kitabıdır. En güzel yol da Muhammed (sav)'in yoludur. İşlerin en kötüsü de dine aykırı olarak sonradan çıkarılanıdır. Size vade dilen mutlaka yerine gelecektir. Siz Allah'ı aciz bırakamazsınız."
Buhari, İ'tisam 2
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 
 
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.