Yargıya inanılmaz benzetme!
Her kesimden aydını bir araya getiren ve Türkiye meselelerine çözüm arayan Abant Platformu'nun 20. Toplantıları Ankara'da devam ediyor. Rixos Otel'de yapılan ikinci günkü toplantıda 'Değişim Talebi ve Vaad Ettikleri' başlığı altında demokratik açılım masaya yatırıldı.
Oturum başkanlığını Cengiz Çandar'ın yürüttüğü 3. oturumda konuşan Bilkent Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ersel Aydınlı, Türkiye'nin ciddi bir değişimden geçtiğini dile getirdi. "Kurumlar arasında çatışarak değil de anlaşarak bir dönüşümü sağlamak hala mümkün." diyen Aydınlı, kurumların başında bulunanların kavgacı yolla, Türkiye'nin asla demokratikleşemeyeceğini iyi bildiklerini ifade etti. Aydınlı, "Türkiye, gerçekleştireceği dönüşümde, dünyaya örnek olabilir. Güçlü devlet içte demokrat, dışta güçlü devlet demektir." diye konuştu.
Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eser Karakaş ise Türkiye'nin mahkum olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi davalarını örnek gösterdi. Türkiye'nin AİHM'e giden davalar bakımından birinci sırada olduğunu vurgulayan Karakaş, sonuca bağlanan davalardan yüzde 80'inde ihlal bulunduğunu ifade etti. Türkiye'deki yargı kararlarının sadece metin olduğunu belirten Karakaş ilginç bir benzetme yaptı: "Murat 124'ler Edirne'den sonra 'araba' olarak tanımlanmıyordu. Kapıları kapanmazdı, frenleri tutmazdı. Bizim yargı kararlarımız böyle, sadece metin. Türkiye'de gerçek yargı reformu ne zaman olabilir? AİHM'in Türkiye'yle ilgili verdiği kararlarda ihlal sayısı gelişmiş ülkelerin ortalamasına geldiğinde olur."
Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun da demokratik açılım üzerine değerlendirmeler yaptı. Güneydoğu'da çatışmalar ve ölümlerin devam ettiği müddetçe kalıcı bir çözümün zor olacağını dile getiren Coşkun, "Bir çatışmasızlığı sağlamak ve bunu sürekli hale getirmek gerekir, silahların konuşmadığı bir düzene ihtiyaç var." dedi. Toplumun rehabilite edildiği dinginlik durumuna ihtiyaç bulunduğuna dikkat çeken Coşkun, çatışmasızlık durumunda en büyük görevin devlete düştüğünü aktardı. Coşkun, "Devlet çatışmasızlığı desteklemeli, devlet operasyonları durdurmalıdır. Silahsızlandırmak onu siyasasal bünyeye kavuşturmaktır. Devlet, Kürtlerin çektiği acıları paylaşmayı bilmelidir." değerlendirmesini yaptı. (CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.