PKK’daki MİT’çiler deşifre oldu...        Yeni anayasa taslağı Esad'da...        Abdülhamid'in Galatasaray'ı dindarlaştırma projesi...        Bıçaklanan kadın ölmeden önce katilinin adını söyledi...        Akay: Ütü de yaparım siyaset de...        Mobbing iddasına 10 liralık dava...        "Bu Meclis içerisinde bir darbedir"...        Hamaney ile Haniye görüştü...        Kılıçdaroğlu deve güreşlerini izledi...        Gülen'den Erdoğan'a geçmiş olsun mesajı...        Türkiye yeni Mesut Özil'i buldu!...        En çok şehit veren 5 il...        
USD Alış 1.758 USD AlışUSD Satış 1.770 USD SatışEuro Alış 2.318 Euro AlışEuro Satış 2.335 Euro SatışAltın Alış 97.3140 Altın AlışAltın Satış 97.7520 Altın  Satış
 
 
20 R.Evvel 1433

12 Şubat Pazar 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Erdoğan'ın hayatının dönüm noktaları


Wall Street Journal'a konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hayatının dönüm noktalarını anlattı...
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
 

İNGİLİZCE KONUŞMAK İÇİN KURSA GİTMEK ŞART DEĞİL. NASIL MI? TIKLAYIN!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD'nin muhafazakar gazetelerinden Wall Street Journal'a bir röportaj verdi. Erdoğan, referandum kampanyası sırasında kendisiyle gezen gazeteye verdiği röportajda, hayatının dönüm noktalarını anlattı. 

İşte Wall Street Journal'de yayımlanan röportaj:

Komşunuzdan küfürlü sözler öğrendiğinizi duyan babanızın, sizi kollarınızın altından bir iple astığı doğru mu?


Hayır. Ben küçükken, Müşerref diye bir komşumuz vardı. Hemen bizim evin karşısında otururdu. Elbette, o zamanlarda komşularla ilişkiler başkaydı. Sürekli sırtıma vururdu, tam olarak hatırlamıyorum ama ona bazı küfürlü sözler söylerdim. O bana vururdu ben de ona küfür ederdim. Babama “Kaptan Amca” derlerdi. Bir akşam babam eve geldiğinde, Müşerref, “Kaptan Amca, ben Tayyip'e bunu yaptım. O da bana bunu yaptı” dedi. Babam da beni eve götürdü ve evde salıncak kurmak için kullanılan bir ipi bacağıma bağladı. Kollarımın altından asmadı. Bacağımdan da asmadı. Sadece asmakla tehdit etti. Daha sonra, büyük manevi amcam gelip, beni kurtardı.

İlkokulda ibadet etmeyi bildiğiniz için size “Hoca” diye seslendiklerini de duydum. Öğretmeniniz de sizden namazlık olarak gazete kullanmanızı istemiş ama siz “Gazetenin üzerinde resimler var bunu yapamam” demişsiniz. Doğru mu?


Doğru değil. Ama bir kısmı doğru… Beşinci sınıftayken, okul müdürümüz bize din dersleri veriyordu. Bir gün yine din dersinde, “Kim namaz kılmayı gösterecek” diye sordu. Baktım kimse gönüllü olmuyor ben de “Ben yaparım” dedim. “Gel” dedi, gittim. Yere bir gazete serdi. Gazetede resimler olduğu için üzerinde namaz kılamayacağımı söylediğimde, gazetenin üzerine masa örtüsünü serdi ve ben de masa örtüsü üzerinde namaz kıldım. Aslında diğer öğrencilere de namaz kılarken neyin doğru neyin yanlış yapıldığını gösteriyordum. Bana ilkokuldan sonra “Hoca” demeye başladılar. Çünkü kısmen İmam Hatip Lisesi olan bir okula başlamıştım.

1980 darbesinden sonra, İETT futbol takımını, yeni gelen patronun albay olması ve sizlere “Bu takımda kimse bıyıklı olarak futbol oynayamaz” demesi yüzünden bıraktığınıza yönelik haberler okudum. O zamanlar bıyığınız olduğundan takımı bırakmışsınız.
Bu da doğru değil. Albay, darbeden sonra sadece futbol takımından değil bütün İETT'den sorumlu genel müdürlük görevine getirildi. Bu yüzden sadece futbol takımında değil, bütün İETT'de bıyık bırakılmasına izin vermiyordu. Kimin uzattığına bakılmaksızın bütün bıyıklar ve sakallar kesildi. Geriye sadece ben kalmıştım. Bana, “Ya bıyığını kesersin ya da takımdan ayrılırsın” dedi. Ben de albayın bu dayatmasını protesto etmek için takımdan ayrıldım.

Kasımpaşa, Pera tepesininaltında yer alıyor. Gençken Pera'da zaman geçirir miydiniz? Oradaki insanlar sizden farklı hareket ettiği için o zamanlar ne düşündüğünüzü merak ediyorum.


Elbette, ben Pera hayatı yaşamadım. Pera'yı biliyorum. Benim bölgem. Evimin hemen arka sokağıydı. Ama Pera'nın ne ifade ettiği başka bir konu. Gece hayatı hakkında mı yoksa alanın coğrafyası hakkında mı konuşuyorsunuz? Eğer Pera'nın gece hayatı hakkında konuşuyorsanız, ben o hayatın parçası olmadım. Ama o hayatın içinde yer alan arkadaşlarım vardı.

O zamanlar bir genç olarak, onlar sizden farklı bir hayat yaşadığı için neler düşünürdünüz? Onlar alkol içerdi, farklı giyinirlerdi.


Hayır, farklı giyinmezlerdi. Ama evet, eğlenirlerdi, alkol alırlardı vesaire… Ancak bu bizim yaşam şekillerimizin farklılığıydı. Bizim o zaman da muhafazakar bir yaşam tarzımız vardı ve bu benim hayatımdı. Ama dediğim gibi bahsettiğiniz insanlar arasında da arkadaşlarım vardı. Onlar beni bilirdi ben de onları bilirdim. Birbirimize saygı duyma konusunda, bir gün olsun sorun yaşamadık.

1970'li yıllarda iki arkadaşınızı, Mustafa Bilge ve Sedat Yenigün, siyasi bir ayaklanmada kaybettiniz. Öldürüldüler. Bu durumun sizin üzerinizdeki etkisi ne oldu?


Mustafa Bilge, benim İmam Hatip Lisesi'nden ağabeyimdi. Çok başarılı biriydi ve çok çalışkan bir öğrenciydi. Aynı zamanda Milli Türk Talebe Birliği'nin de başkanıydı. Ne yazık ki, işyerine atılan bir bombaya kurban gitti. Aynı şekilde, Sedat Yenigün de başarılı bir öğretmendi. Onlara Allah'tan rahmet diliyorum. Örnek aldığımız insanlardı. Ülkelerini çok severlerdi. Çok sevdiğim ve saygı duyduğum büyük ağabeylerimdi. Onlara gerçekten Allah'tan büyük rahmet diliyorum. Ne Mustafa Bilge ne de Sedat Yenigün, herhangi bir silahlı eyleme katılmıştır.

1990'lı yıllarda yaptığınız konuşmalarda, bugün büyük bir ihtimalle söylemeyeceğiniz şeyler söylediniz. “Türkiye, Avrupa Birliği'ne (AB) girmemelidir”, “NATO'ya karşıyım”, “Şeriatçıyım” “Hem Müslüman hem de laik olamazsınız” gibi sözler sarf ettiniz. Hiç şüphe yok ki, 1990'ların ortasından, sonlarına kadar büyük bir değişimden geçtiniz. Neden ve ne zaman değiştiğinizi söyleyebilir misiniz?


Elbette, bizim “Bir insan aynı zamanda hem Müslüman hem de laik olamaz” yaklaşımımız hala aynı ve değişmedi. Çünkü İslam bir dinken, laiklik bir din değil. Bir kişi, kendi başına laik olamaz. Bir devlet laik olabilir. Bir kişi, dindar ya da Müslüman olabilir. Bu iki şeyi birbirine karıştırmamız lazım. Şu anda, dindar bir Müslüman olarak laik Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanıyım ve onun savunucusuyum. Benden önceki bazı liderler de aynı şeyleri söyledi. Demirel ve Özal'a baktığımızda, onların da benzer açıklamalar yaptıklarını görüyoruz. Ama ben bunları söylediğimde, büyük tartışmalar yaratıldı. Diğer yandan, 1970'li yıllarda AB'ye karşıydım. Çünkü, o zamanlar bizim AB için sadece bir pazar olacağımız ve AB'nin de sürekli tedarikçimiz olacağına dair tezler ortaya atılıyordu. Daha sonra şartlar bizi oldukça farklı noktalara taşıdı. Eğer, pozisyonunuzu sadece bir pazar olmaktan öteye taşıyacak gücünüz varsa, AB sizi çok daha güçlü kılar. O zamanlar, AB değil Avrupa Ekonomik Topluluğu'ydu. Daha sonra, siyasi ve sosyal bir birlik oldu. Yalnızca bir ekonomi birliği olmaktan sıyrılıp, ekonomik, sosyal ve siyasi açıları olan bir birliğe dönüştü. Şu anda pozisyonu ve şartları çok farklı. Partimizin ilk kurulduğu günden bu yana, biz de bu konuya oldukça farklı bir gözle bakıyoruz. Ancak “AB'nin sizin onaylamadığınız yanları var mı” diye sorarsanız, ne yazık ki “Evet” derim. Ne yazık ki Türkiye'ye karşı uygulanan bazı yaptırımlar ve yaklaşım tavırları, bizim AB'ye yönelik iyi niyetimizi azaltıyor.

Yani, 1990'lardan bu yana görüşlerinizi nerdeyse hiç değiştirmediniz, öyle mi?
Tabiî ki de değiştirdimtfg AB'ye karşı tutumunda herhangi bir değişiklik olmasaydı, bugün durumlar farklı olurdu. AB'nin Türkiye'ye yönelik yaklaşımını uygun bulmuyorum. Biz AB'ye girmek için çabalarken, onlar bizi almamak için çabalıyor.

Daha önce sizi desteklemiş olup da şimdi desteklemeyen insanlarla konuştum. Onlar, mevcut kötü sistemin yerine demokrasi getirdiğinize inanmıyorlar. Aksine, sizin düşüncelerinizi benimseyen insanlarla birlikte, eski sistemi yeniden yerleştirdiğinizi düşünüyorlar. Bana öyle geliyor ki, referandumdan yakın bir sonuç çıkarsa, nedeni bu güvensizlik olacak. Sizin sunduklarınıza ve Ak Parti'yle onun hedeflerine olan güvensizlik olacak. Sizce neden insanlar arasında böyle bir güvensizlik oluştu?
Her şeyin ötesinde, benim için böyle bir yaklaşımı kabul etmek imkansız. Onların daha önce bizimle olup, şimdi saf değiştirdikleri fikrini kabul edemem. Büyük ihtimalle, onlar zaten muhalifti. Çünkü bu tartışmalar, karşı safların yarattığı tartışmalar. Şimdi, partimizin oy oranına baktığınızda, her geçen gün destekçi sayısının arttığını görüyorsunuz. En azından oy kaybetmiyor. Şimdi sadece iki başlık oylanacak. Evet, hayır. Beyaz, kahverengi: Kazanan 50 + 1 olacak. Evet de çıkabilir hayır da. Bu bir güvenoyu olmayacak ve ek olarak bu Ak Parti'nin ortaya attığı bir şey değil. Burada iki şey oylanacak. Ordunun ürettiği anayasa ya da ordunun anayasasını değiştirmeye çalışacak olan millet. Evet diyen insanlar, bu ulusal isteğin içinde, ordu anayasasını destekleyen insanlarsa “Hayır” diyor.

Yine 1990'larda, demokrasinin bir amaç değil bir araç olduğunu söylemiştiniz. Hala buna inanıyor musunuz?
Hala aynı şeye inanıyorum. Bence Wall Street Journal da böyle düşünmeli. Amaç insanların mutluluğu. Demokrasi ve diğer bütün sistemler ve bütün dinler, insanların mutluluğu ve barış için bir araç. Ben sadece demokrasiden bahsetmiyorum. Ben bütün sistemlerden, bütün hükümet tiplerinden, hepsinden bahsediyorum. Onların hepsi birer araç. Amaç insanoğlu ve insanoğlunun mutluluğu.

Yani, 1990'larda bunu söylediğinizde özel bir amacınız yoktu, herhangi bir dini amaç gütmüyordunuz?


Asla.

ÜLSERE KARŞI MUCİZE ÇÖZÜM

SAÇ DÖKÜLMESİNE SON!

PROSTAT KABUSU SONA ERİYOR...

"Sevgililer Sevgilisi" İçin TIKLAYIN

Ofis Mobilyalarında Şok fiyatlar İçin Diva Ofis Tıklayınız.


Paylaş
 
 
2010-09-09 14:07:56
 
 
Arkadaşına Gönder Haberi Yazdır
 
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
18:09   PKK’daki MİT’çiler deşifre oldu
17:32   Akay: Ütü de yaparım siyaset de
17:24   "Bu Meclis içerisinde bir darbedir"
17:19   Kılıçdaroğlu deve güreşlerini izledi
15:17   Arınç'a suç duyurusu
15:16   Bozdağ'dan savcının görevden el çektirilmesine yorum
13:26   'Öcalan'a biat etmeye başladı'
12:36   Çiller gafına yol açan o not
10:00   Zeybekci: CHP’lilerin kafasını kırarım
21:22   "Ay yıldızlı bayrak ilelebet dalgalanacak"
20:30   Enerji Bakanı Yıldız, Suudi Arabistan ziyaretini değerlendirdi
20:14   CHP'de kurultay krizi
20:09   "Bizim kapımız açık"
19:27   Kılıçdaroğlu MİT Kanununu değerlendirdi
18:31   Bağış, Çiller gafı ile dalga geçti
18:11   "Muhalefet, gerginlik peşinde"
16:14   'Başbakan'ın izni olmadan çağırmak doğru değil'
16:00   Kılıçdaroğlu'dan Erdoğan'a 'geçmiş olsun' telefonu
14:38   'Her yıl açığını kapatmak için gayret ediyoruz'
13:31   İşte Kılıçdaroğlu'nu tongaya düşüren o isim!
13:16   'İzin alınmaması yasaya aykırı' 
10:29   Washington'da temaslarda bulundu
09:58    Bakan'dan ilginç öneri!
08:17   CHP'li muhaliflerin B planı hazır!
01:22   “Dindar insandan zarar gelmez
01:10   'Başbakan'dan özür dileyebilirim'
00:10   Bakan "2023" hedefini yineledi
00:08   Cumhurbaşkanı'ndan "6274" sayılı kanuna onay
00:05   Babacan'dan "büyüme" tahmini
23:02   Suriyeli subayla ilgili Şahin'den açıklama
22:37   Davutoğlu: İran'a askeri operasyon felaket olur
18:32   "KKTC ve Gazze ambargosu insani değil"
18:21   "Teşvikleri yoğunlaştıracağız"
17:31   'Çağrılar dikkate alınmalıdır!'
17:20   "Gelecek hafta İçtüzük teklifi görüşülmeyecek"
17:03   Kılıçdaroğlu'na işçilerden protesto
16:54   Kılıç: Haksız ambargoların baskısını hafifleteceğiz
16:00   CHP'yi şoke eden mahkeme kararı!
14:51   'Su yatağını bulacak!'
14:32   Tansu Çiller'e yakalama kararı çıktı iddiası
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Arzu Erdoğral Uludere’den ifadeye Fidan kimin hedefinde?
Cemal Nar Peygamber İkinci Adam Olamaz
M. Emin Parlaktürk Yeni Bir Eser: “Hayat Kaynağı Kur’an Tefsiri”
Ahmet Türk Zamane "Our Boys" Tükendi mi? Uykuda mı?
Ali İlbey Kâzım Karabekir Paşa ve Kahramanmaraş
Fatih Uğurlu Halil İbrahim Sofrası
Dostum Necati nasıl öldü?
 Feyzullah Birışık Şeytanı donduran söz!
 
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
5 29
Güneş
6 57
Öğlen
12 25
İkindi
15 13
Akşam
17 42
Yatsı
19 02
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Bir PKK'lının itirafları... Ve Şeyh Said-Öcalan analizi!
Abdurrahman Dilipak Çok sayıda istihbaratçının canı yanabilir
Ali Karahasanoğlu Ferhat Sarıkaya'dan Sadrettin Sarıkaya'ya..
Abdurrahim Karakoç Beyaz orkide
Yener Dönmez Mesele PKK Masası
Asım Yenihaber Sanal âlemin en kıralı!
Mustafa Özcan Adonis ve Afrodit
Ahmet Turan Alkan Bu senaryo Türk sinemasına armağanım olsun
M. Şevket Eygi Dönen Dolaplar
Erdal Şafak Cesaret
Kıvanç Tığlı Okulda başarı için öneriler
Osman Tanburacı Atan galip
Faruk Köse Laiklik kimlerin ortak paydası?
Mehmet Talu Umrenin tarifi, hükmü ve önemi 9
Serdar Arseven Numan Kurtulmuş: O kayıktan derhal inin!
Belkıs İbrahimhakkıoğlu İnsan yetiştirmek
Hayrettin Karaman Anayasa ve din eğitimi
Engin Ardıç Lafının ardında dur
Fatma Tuncer Nasıl bir gençlik hedefliyoruz? 1
Mahmut Övür Taksim'de 'cami-kışla' paradoksu
Haşmet Babaoğlu Pazar notları: Pilot kabini boş!
Mehmet Barlas Acaba Kılıçdaroğlu Çiller'den özür diledi mi?
Emre Aköz Yoksa Kemalistler 'Kurt Kanunu'nu sabote mi etti?
Yusuf Kaplan Kir ve arınma
Fehmi Koru Gökten üç elma düştü
Ersoy Dede Tütün baronlarının oyunları
Faruk Çakır Din dersi var, mescid niye yok?
Serdar Demirel Sünnîler Şia karşısında donanımsız mıdır?
Ahmet Çakır Oynamadan kazanmak daha da önemlidir
 
 
E-Devlet
 
 BİR AYET
Şüphesiz ki bu Kur'ân, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdeler.
İsra Suresi 9. Ayet
 
 BİR HADİS
"Muhakkak ki, en güzel söz Allah'ın kitabıdır. En güzel yol da Muhammed (sav)'in yoludur. İşlerin en kötüsü de dine aykırı olarak sonradan çıkarılanıdır. Size vade dilen mutlaka yerine gelecektir. Siz Allah'ı aciz bırakamazsınız."
Buhari, İ'tisam 2
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 
 
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.