Bu ne biçim sınav Paşa?
Aslan Güner’in sınava giren Albay adayı kurmay subaylara “okuyup, anlamalarını” emrettiği Falih Rıfkı Atay’a ait “Zeytin Dağı” adlı kitapta baştan sona Allah’a, Peygamber Efendimiz’e, Hz. Musa ve Hz. İsa’ya ilişkin saygı sınırlarını aşan; hakarete varan ifadeler yer alıyor. Bu kitabın hangi askeri stratejiyi öğrettiği merak ediliyor.
Silahlı Kuvvetler Akademisi Kursu’na katılan kurmay subaylara skandal bir kitap üzerinden sınav yapıldığı öğrenildi.
Akit’in edindiği bilgilere göre, Silahlı Kuvvetler Akademisi Kursu’na katılan kurmay subaylar, Harp Akademileri Komutanı Org. Aslan Güner’in talimatıyla Allah’a, Hz. Peygamber’e hakaretler içeren bir kitap üzerinden sınav yapıldı. Aslan Güner’in sınava giren Albay adayı kurmay subaylara “okuyup, anlamalarını” emrettiği Falih Rıfkı Atay’a ait “Zeytin Dağı” adlı kitapta baştan sona Allah’a, Peygamber Efendimize, Hz. Musa ve Hz. İsa’ya ilişkin saygı sınırlarını aşan; hakarete varan ifadeler yer alıyor.
DÜNYA NE YAPIYOR, BİZ NE YAPIYORUZ?
Harp Akademileri, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde “Kurmaylık” eğitiminin yanında “Kurmay” vasfı kazanan subaylara Albay rütbesi almadan önce “Silahlı Kuvvetler Akademisi” kursu da veriyor. Bu kursta 75 kurmay subay 6 ay boyunca kurs alıyor. Tüm dünya ordularında komutanlık eğitimi verilen akademilerde bu kurs verilirken, geçmişte yaşanmış büyük tarihi savaşlardaki saldırı ve savunma taktikleri ve günümüzde uygulanabilecek stratejiler sanal ortamda uygulamalı anlatılıyor. İstanbul’da bulunan Harp Akademileri’nde ise farklı bir eğitim öngörüldüğü öğrenildi. Edinilen bilgilere göre, bu kursu alan “Kurmay Subaylar” 1 yıl kıdem kazanıyorlar ve devrelerinden 1 yıl önce terfi etme şansı elde ediyorlar. Bu kursu aldıktan sonra genellikle birlik komutanı olarak tayin edilip, bu kursta aldıkları eğitimi birliğinde gerçek ortamlı uygulama şansı yakalamış oluyorlar.
KOMUTAN’IN KANAAT NOTU
Başında Orgeneral Aslan Güner’in bulunduğu Harp Akademileri Komutanlığı’nda dönem sonunda öğrencilere komutanın kanaat notunun belirlenmesi için komutanlık sınavı yapılıyor. Bu sınav Kara, Hava ve Deniz kuvvetlerine mensup müdavim kurmay subaylara Orgeneral Aslan Güner’in belirlediği kitaplardan yapılıyor. Akademide bulunan müdavim kurmay subaylara okutulan kitaplardan sınav yapıldıktan sonra bu sınav sonucuna göre subayların kursu bitirme dereceleri belirleniyor. Bu derece subayların siciline önemli bir puan katıyor ve kurmay subay askerlik hayatı boyunca bu derece ile anılıyor.
SINAV, ATAY’IN ZEYTİN DAĞI’NI ÖZÜMSEMEK
Orgeneral Aslan Güner’in bu yıl okutulmasını emrettiği kitap, içeriğinden ötürü hayli dikkat çekiyor. Org. Güner’in, Akademi’de eğitim gören tüm kurmay subaylara komutanlık sınavının öneminden bahsettikten sonra “Bu kitabı okuyup özümsemeyeni gerekirse mezun etmem” dediği ileri sürülüyor. Bu kitabın Falih Rıfkı Atay’a ait “Zeytin Dağı” isimli kitap olduğu öğrenildi.
BU KİTAP HANGİ ASKERİ TRATEJİYİ ÖĞRETİYOR?
“Komutan” olacak subayların altını çize çize ve bazı paragraflarını ezberleyerek okumak zorunda bırakıldığı Zeytin Dağı adlı kitap, Allah’a, Peygamber Efendimize, Osmanlı’ya hakaretler içeriyor. Neden özellikle bu kitabın seçildiği, böyle bir kitabın komutanlıkla ne alakasının olduğu, hangi askeri stratejiyi öğretmek için müdavimlere zorunlu olarak okutulmak istendiği merak ediliyor.
İŞTE KİTAPTAN BAZI BÖLÜMLER
• Osmanlı tarihi, bu sebeple, bir yalan alemi olmuştur. Yalan, Şark’ta ayıp değildir.
• Şam’dan kalkan tren, Medine’ye üç gün üç gecede gider. Medine’ye bile bırakmıyorduk. Medine’siz Türkiye? Bu emperyalizmin intiharı demekti.
• Bir gün gene kızgın kuma bağdaş kurmuş, düşünürken bir Arap esirin sesini duydu:
• Ya Allah! Ya Allah!,,
• Çağırma yavrum, çağırma, dedi. Eğer aklına esip de bizi kurtarmak için geleceği tutarsa, İngilizlerin elinden bir daha zor kurtulur. Üstelik Müslümanları Allahsız bırakırsın…
HZ PEYGAMBER’DEN BÖYLE SÖZ EDİLİYOR
• Medine kasabası birkaç boz renkli hurma gövdesinden belli olur. Çocukluktan beri hazretsiz, aleyhisselamsız, titremeksizin ve korkmaksızın ismini ağzımıza alamadığımız Peygamber’in şehrindeyiz. Eski müphem ahret hayaletlerinin içimde kımıldadığını hissetmeli idim.
“PEYGAMBER ÖLÜSÜ İLE TÜCCARLIK EDİLİYOR”
• Bu his, Medine’de büsbütün biter. Medine Peygamber ölüsü ile tüccarlık eden bayağı ahlaksız simsar yuvalarından biridir. Her Medine’li uzaklardan gelen saf halka, bu harap ve pis çöl köyünün taşını, toprağını, kuyu suyunu kırk defa öptüre öptüre satar.
• …Ağızlarının yaraları içinde kavrulmuş çekirge çiğnemeye çalışarak, Fatma’nın, Ebubekir’in, Ömer’in ve Muhammed’in sandukalarını savunacaklar.
“İSA’NIN AÇLARI, MUHAMMED’İN AÇLARI”
•İsa’nın açları da Muhammed’in açları kadar ve onlar gibi sürünmek kaderlisidirler. Yalnız Kudüs’te dilencinin çerçevesi ihtişamlıdır.
• Hayır… Hiç birimiz Ahmed’ini görmedik. Fakat Ahmed’in her şeyi gördü. Allah’ın Muhammed’e bile anlatamadığı cehennemi gördü.
•Biz geçtiğimiz zamanlar, Sina çölü, Peygamber Musa’nın geçtiği zaman kadar ıssız, boş, kuru ve çoraktı.
Fakat biz, Allah ile konuşup kudret helvasına ağız açmadık. Biz Filistin sonlarından Kanal’a doğru, bütün çölde Türk kudretinin yumruğu ile taşı toprağı ve kumu dövdük; her tarafı elektrik, makine, su bahçe ve kasabalarla donattık.”
YENER DÖNMEZ / AKİT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.