Koca koca adamların tercihine bakın!
Koca koca generallerin.. Dahası Genelkurmay Başkanları'nın..
Bakanların..
Milletvekillerinin...
En üst noktadaki bürokratların.
Türkiye'yi avucunda tutan Ali Koç'undan Abdullah Kığılısı'na, Nihat Özdemir'ine kadar iş adamlarının..
Ve daha nice, kaymak tabaka olarak nitelenebilecek insanların..
Kulüplerine seçtikleri başkana bakın..
Hem de rekor oyla!..
5.271 oyun, 5.269'u verilerek seçilen "Başkan"a bakın.
Sanki cezaevinden kulüp yönetilirmiş gibi, halen cezaevinde olan ve ne zaman çıkacağı da pek belli olmayan bir şahsı, Fenerbahçe'ye başkan seçiyorlar..
Hani ciddi bir kulüp olmasa..
Birçok ligde şampiyonluğa oynayan bir takım olmasa..
Üyelerinin tahsil/yetenek/sosyal konum seviyeleri, alt derecelerde olsa..
"Mümkündür" diyeceğiz.
"Cezaevindeki birisini de kendilerine başkan seçebilirler" diyeceğiz.
Ama dedik ya..
Okumuş, büyük adam olmuşlar..
En azından, toplumun en önündeki insanlar olmuşlar.
Ama, kulübe başkan seçerken, gidip cezaevindeki bir tutukluyu seçiyorlar..
Eski başbakanlardan Adnan Menderes'e atfen, biraz da yakışıksız sözler isnat edilirdi.
"Kimi aday yapsa, seçtirir" babından..
Şimdi de Aziz Yıldırım, Fenerbahçe Kulübü'ne, "cezaevindeki adamı" bile nasıl seçtirebileceğinin örneğini gösterdi..
"Ben tutuklu adamı (tutuklu adam da zaten kendisi oluyor) işaret etsem.. Onu bile seçtiririm" dedi.
Ve gerçekten de seçtirdi..
Kimse itiraz etmedi!
"Ne yapıyoruz biz?. Başkanımız aklansın, gelsin.. O zaman gerekirse olağanüstü kurul yapar, yine seçeriz.Ama şu an, bu kadar iddianın muhatabı olan birisini, üstelik de cezaevinde iken, nasıl başkan seçeriz?" diyen çıkmadı.
Olayın bir de, kulüp başkanlığının işlevi açısından değerlendirilmesi var.
Başkan bir senedir cezaevinde..
O cezaevinde iken de, takımı şampiyonluğa oynadı. Türkiye Kupası'nı (o özgür başkan iken alamadığı halde), cezaevindeki sanık başkan döneminde aldı..
O zaman soru şu: "Aziz Yıldırım'ın, serbest olduğu dönemde, Fenerbahçe'ye verdiği hiçbir şey yok mu?"
Hiçbir şey yok mu ki, takımın başında olmadığı halde, her şey normal işliyor?
Bir başka açıdan da bakarsak; önümüzdeki süreçte, kulüp başkanlığının, Fenerbahçe'de bir önemi olmadığı mı düşünülüyor?
Aziz Yıldırım'ın, bundan sonraki dönemde de, en azından belli bir süreliğine de olsa cezaevinde kalacağı belli olduğuna göre, kulübe başkan seçilecek kişinin takıma herhangi bir katkısı beklenmiyor mu ki, cezaevindeki bir şahıs tercih ediliyor?
Şu ihtimal de var.
Aziz Yıldırım'ın tutukluluğuna bir tepki olarak, yeniden başkan seçilmesi tercih edildi..
Verilen yüksek oy oranı da, aslında bunu gösteriyor..
Tepki amaçlı seçim olduğundan, oybirliğine yakın bir oyla, Aziz Yıldırım başkan seçiliyor...
İyi de, bugüne kadar bu tepkilerin bir işe yaramadığını, Fenerbahçeliler de görmedi mi?
Hakimlere "Siz değil misiniz, eşantiyon bilet alanlar" dediler.
Savcılara benzer isnatlar yönelttiler.
"Bir konuşursak, her yer sallanır" dediler..
"Perşembe'yi bekleyin.. Başkan neler anlatacak neler" dediler..
Ne oldu, tüm bu gelişmelerden sonra, Aziz Yıldırım'a tahliye yolu mu açıldı?
Rest de çektiler..
Tepki de verdiler..
Geceyarısı Çağlayan Adliyesi'nin önünü savaş alanına da çevirdiler.
Hatta, geçtiğimiz hafta, "Heyet toplandı. Tahliye kararı çıktı" balonu bile patlattılar..
Sonuçta ne yapabildiler?
Tahliye yolunda, küçücük bir adım atabildiler mi?
Ki, oybirliğine yakın bir tercihle başkan seçince, otomatik tahliyeyi sağlasınlar!
Böyle bir şey olursa, işte o zaman hukuk esir alınmış olur..
Güç, mahkemelere boyun eğdirmiş olur.
Dünkü tercihini, cezaevindeki başkandan yana kullananlar, şunu da düşünmeli idiler: "Başkan seçilen kişi, yarın mahkum olduğunda, başkanlığını devam ettirebilir mi? Yoksa ihraç edilmek zorunda mı kalır?"
Bazı şeyler inadına inadına yapılırken, sonu da düşünülmeli..
Sessizce kenara çekilmek varken, mahkemelere rest çeker gibi bir seçim yapma, yargıdan otomatik bir refleksle geri dönebilir..
Ne de olsa, karşımızdakiler de, "insan!"
Ali Karahasanoğlu / Yeni Akit
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.