Nazar ile niyet mahiyeti eşyayı tağyir eder. Günahı sevaba, sevabı günaha kalb eder. Evet niyet adi bir hareketi ibadete çevirir ve gösteriş için yapılan bir ibadeti günaha çevirir." (Mesnevi-i nuriye)
Siz bir sadaka veriyorsanız, bunun ölçüsü sırf Allah rızası için olmalı. Niyetiniz böyle olunca o zaman yaptığınız hayır ve hasenattan sevap kazanırsınız. Ama niyetiniz arkadaşım beni görsün veya halk benim ne kadar cömert oduğumu bilsin şeklinde olursa; o zaman o hayır ve hasenat boşa gitmiş olur. Bir arkadaşınızın çok şefkatli biri olduğunu düşünüyoruz. İnsanlara karşı, hayvanlara karşı, hatta bir karıncaya varıncaya kadar...bunu yapmak yaradılış gereği olsa gerektir. Yaradılışın gereğini yapmamak, gayrı fıtri yani fıtri olmayan şeylerin yavaş yavaş bizi sardığı neticesi verebilir. Şefkat gösterilmesi gerekmeyenlere de şefkat gösterilmesi ve bunun devam ettirilmesi yavaş yavaş fıtri olan şefkati ortadan kaldırır.Şefkatsizlik insanda asıl, şefkat göstermek tali konumuna geçebilir. Belki de şefkatlilik durumu yok olmayla git gide o latif hissiyatın ölümüyle sonuçlanabilir. Demek ki gayrı fıtri bir şeye niyet edip yaptık mı ve bunu daimi kıldık mı artık yavaş yavaş o fıtri halimiz ortadan kalkar, bir cihette ölür.
"İnsan eğer inandığı gibi yaşamazsa yaşadığı gibi inanmaya başlar." sözü meselemiz hakkında ehemmiyetlidir.
Örneklerle konumuzu genişletmeye devam edelim; Mesela, bir atı bağlamak için çaktığınız bir kazığı yerinden çıkarmayıp, sizden sonraki insanların gelip istifade etmesi için orda bırakırsanız ve sizden sonra biri gelir de aynı o kazığı -burdan geçen birisinin ayağı çarpmasın -niyetiyle ordan o kazığı sökerse, bu da sevap kazanır birinciside...
Hem mesela, tevazu gösterilmemesi gereken bir yerde tevazunun gösterilmesi, hatta ona niyet edilmesi o tevazuyu tevazuluktan çıkarır. Ezcümle; düşman askeri boğazınıza ayağını bastığı esnada, şayet ona karşı tevazu gösterirseniz ruhunuz cesedinizden evvel ölür. Ama orda o düşman askerinin yüzüne bi tükürebilseniz o zaman hem ruh kurutulur hem de cesed. Hem mesela, alimlerin bulunduğu bir mecliste azıcık fikrinizle büyük meseleleri çözmeye kalkışıp ortaya atılırsanız bu da kendini olduğundan büyük göstermek olduğundan bundan da kibir kokusu gelebilir. Yine diyelim ki huzurlu bir insan değilsiniz. Çok şevkli ve hareketli olmaya çalışmanız sizi rahatlandırır, psikolojik tedavi yaptırır. Cenabı Hakkın dergahında insanın kendini gamlı ve kederli üzüntülü olarak takdim etmesi, işlediği günahlardan ötürü pişmanlık hissedip iki damla göz yaşı dökmesi, onu hafiflendirir ve ferahlandırır.
ben bu konu hakkında bi kitap okumuştum o kitapta hadislerle anlatılıyordu bu günahlarla ilgili mesela bi hadisi hatırlıyorum sahabenin biri paygamberimizin(s.a.s)yanına gitmiş demiş ben çok günah işledim demiş benim günahlarımı bu dünyadaki herkese dağıtsan herkes helak olur akla gelecek ve gelmeyecek bütün günahları işledim ben töbe edersem töbem kabul olurmu paygamber(s.a.s)demiş sen töbe ettimbe o sahabede evet ettim demiş peygamber(s.a.s)demiş eyer sen o günahları bilerek bi daha işlemesne allah senin günahlarını af eder oda demiş benim o günahlarım ne olacak peygamber(s.a.s)hayra cevrili
"O, geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır."
(Furkan: 47)
"Kim kalbini Allah'a (c.c) bağlarsa, Allah (c.c) müminlerin kalbinde ona sevgi ve merhamet yaratır."
(Taberânî)
BİR DUA
BİR VECİZE
"Allah'ım (c.c), bana helâl lokma nasip eyle, zaruri geçim kaynağımı ummadığım yerden temin eyle."
(Utbeü'l- Gulam)
Aklın güzelliği dil ile, dilin güzelliği söz ile, kişinin güzelliği yüz ile, yüzün güzelliği göz ile belli olur.
(Yusuf Has Hacip)
İSLAM DÜNYASINDAN
Türkiye' de, Türk Dili ve Edebiyatı üzerine doktora yapmış genç Pakistan alimlerinden Muhammed Sabir'in, Pakistanda bir cuma günü hutbede Sultan Abdülhamid Han'ın adının okunup ve ona "Zeyyedallahü ömrehu" yani "Allah onun ömrünü artırsın diye dua edilmesi üzerine camiden çıktıktan sonra cemaata bu duanın manasız olduğunu zira, Sultan Abdülhamid Hanın vefat etmiş olduğunu söylemesi üzerine halkın"Seni gidi İngiliz casusu! "diyerek hışımla üzerine yürüdüklerini biliyor muydunuz?