DSP’den Ergenekon’u sulandırma operasyonu

DSP’den Ergenekon’u sulandırma operasyonu
Sözde ulusalcılık adına Ergenekon terör örgütünü kurarak darbe planları yapan, sayısız faili meçhul cinayetler işleyen suç şebekelerinin avukatlığına soyunan sol cenah, Ergenekon soruşturmasını sulandırmak amacıyla olmadık yollara başvuruyor.

Son olarak DSP İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız’ın TBMM’ye verdiği ve Başbakan Erdoğan tarafından cevaplanmasını istediği soru önergesi, sol kesimin Ergenekon’a bakışını da tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. 

Kartel basınının kılavuzluğunda hazırladığı; “Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ulusalcılığı aşırı sağ faaliyetler kapsamında ele aldığı ve tehdit algılaması içinde gösterdiği” yolundaki haberlerle ilgili, 31 Mart 2008 tarihli yazılı soru önergesine İçişleri Bakanı Beşir Atalay’dan cevap alamayınca, Başbakan Erdoğan’a bir soru önergesi veren Yağız, Türkiye’yi sarsan Ergenekon sürecini Ulusalcılık kelimesiyle sulandırmaya çalıştı. 

İşte önergedeki o ifadeler:  

“Eğer ulusalcılık olmasaydı, herhalde bu ulus, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı bile veremezdi. Kaldı ki, Türkiye’nin bugün girmek çabasında olduğu AB’nin bütün ülkelerinde de kendi anlayışlarına göre ulusalcılık vardır. Bu bağlamda bu kez size sormak istiyorum:
 
1- Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ulusalcılığı aşırı sağ faaliyetler kapsamında ele aldığı ve tehdit algılaması içinde gösterdiği yolundaki iddialar doğru mudur? 

2- Doğruysa bunun getireceği olumsuz sonuçlar düşünülmüş müdür? Örneğin, bu algılama, ulusumuzu ulusal duyarlılıkları dile getirme konusunda endişeli olmaya yöneltmeyecek midir? 

3- ‘Ulusal’ sözcüğüne karşı bir önyargınız var mıdır? Bazı konuşmalarınızda gerektiği hâlde ‘ulusal’ sözcüğünü kullanmamanız bu önyargınızdan mı kaynaklanıyor? 

4- Ulusal duyarlılıkların zayıflatılması, kültürel değerlerin de zayıflatılması anlamına gelmez mi?

5- Bir ulusu, kültürel değerlerden uzaklaştırmak, o ulusun, bütün değerlerine karşı duyarsızlaştırılması sonucuna yol açmaz mı?

6- Emniyet Genel Müdürlüğü’ndeki değerlendirmede yer alan, ‘ulusalcıların kullandığı aşırı yaklaşımların amacını aştığı ve propaganda amaçlı önemli bazı gelişmeleri tetiklediği’ iddiası, toptancı bir suçlama değil midir?

7- Böyle bir algılama, anti demokratik uygulamalara yol açmaz mı?

8- Bazı değerler için biri bir suç işliyorsa, suçlunun şahsiliği ilkesine göre, yapılması gereken sadece o kişiyi suçlu göstermek ve sadece o kişiyle ilgili gerekeni yapmak değil midir?

9- Ulusalcılığı bir duygu, bir duyarlılık ve bir refleks olarak gören yurtseverleri, bir ya da birkaç kişinin suç işlemesinden yola çıkarak suçlamak, onları terör algılaması içinde göstermek de bir suç değil midir?

10- Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ulusalcılığı terör kapsamında ele alması, asıl büyük tehdit olarak ortada duran irtica ve bölücülük risklerinin daha da büyümesine neden olmaz mı?

11- Emniyet’in değerlendirmesinde yer alan, ‘Ulusalcı kesimler, devlet egemenliğinin özellikle AB sürecindeki yasal değişiklikler ile zedelendiği ve ülkenin bağımsızlığını yitirdiği varsayımını temel almaktadır’ ifadesi de yine toptancı bir suçlama değil midir?

12- Kaldı ki, bu endişeyi bütünüyle yanlış olarak değerlendirmek, hele hele terör dosyası kapsamında ele almak ne kadar doğrudur?

13- Bu endişenin asıl kaynağı, AB’ye, AB’nin bile taleplerinin ötesine geçen ödünlerin verilmesi değil midir?

14- Her görüşün serbest olması gerektiği demokratik bir ülkede özellikle ulusalcılığın tehdit olarak algılanması, AB ölçütlerine de uygun mudur?”

Engin Kaşdaş-habervaktim.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.