Türkiye’nin cevabını aradığı soru!

Türkiye’nin cevabını aradığı soru!
Başörtüsü kararının gerekçesi geçtiğimiz hafta açıklandı. 4.5 ay gibi oldukça uzun bir süre uğraşarak yargıçlar gerekçe bulmaya çalışmıştı. Bulunan gerekçeler tahmin edildiği gibi evrensel hukuk anlayışını tepetaklak etmeyi b

“Kamu vicdanı bu kararın siyasi bir yorum ile alındığını anladı” diyerek kararı analiz eden MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioglu, haftalık makalesinde, “Bundan sonra ne olacaktır? Başörtüsü sorunu halledilmiş midir? Artık başörtülü kızlar ve onların aileleri bu yasağa itiraz etmeyecek midir? 40 yıldır devam eden başörtüsü sorunu artık bir daha hatırlanmamak üzere rafa mı kaldırılmıştır? Anayasa mahkemesinin kararı son durak mıdır?” sorularına cevap aradı.
 
“Halkının yüzde 99’u Müslüman olan bir toplumda yüzyıllardır toplumun bilinçaltında kalıcı bir iz oluşturmuş dini bir emrin bu denli kolayca ve hoyratça ortadan kaldırılamayacağı bir gerçektir” diyen Gergerlioğlu, sorunun başörtülülerde değil, dayatmacı anlayışta olduğunu belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: 

“Artık anlaşılması gereken şudur ki Türkiye’nin gerçek sorunu, toplumu kendi anlayışına göre biçimlendirmeye çalışan askeri ve sivil bürokrasidir. Yıllar önce halka biçilen elbise dar gelmiş ve artık yama kaldırmayacak bir haldedir ve birçok sorun üretmektedir. Dini ve etnik baskıcılık yıllardır sadece ve sadece acının artmasına, sorunların büyümesine neden olmuştur. ‘Böyle emrediyorum ve itiraz istemiyorum” dendi hep yıllarca. Başörtüsü yasaklandıkça sorun büyüdü. Dini tercihin yasaklanması beraberinde zorba uygulamalarla işlevselleşince yara daha da büyüdü. Yasaklığı veya serbestliği konusunda gündem oluşturmayı en iyi ustalıkta bilen medya mensuplarının bile ‘asker ne der?’ endişesiyle yalpaladıkları bir konu oldu başörtüsü. Çünkü yasağın savunulacak tutar bir yanı yoktu. Dünya’da eşi benzeri yoktu. Ama 4. gücün müntesipleri rüzgâr gülüne dönmüştü bir kere. Bu sorun büyük çaptaki ölümlere yol açmasa da derin gönül yaralarına yol açtı. Yıllardır büyük acılara neden olan yasak, perdeyi yıllarca sürdürülene paralel bir tavırla kapattı. Güya geri dönüşümsüz bir kararla son noktayı koyduğunu sandı yüksek mahkeme.”

“Türkiye toplumu artık bir karar vermek zorundadır. En başta sorunların ucu kendisine dokunmayan kişiler bu gidişata dur demelidir. Yoksa bu çıkmaz sokaktan, bu zindandan kendini kurtuluş artık yoktur. Sorumsuz ruh hali içinde bulunanların acımasız kararlarına bir son vermelidir. Bu son veriş için şu an, şu şartlarda tek çare yeni bir anayasa hazırlanmasıdır. ‘Sorunların ucu kendisine dokunmayan’ kişiler derken toplumsal bir sorumluluğu hatırlatmak istiyorum. Zira Kürt sorununda Türklerin, başörtüsü sorununda başı açıkların inisiyatifi devralma zamanı geldi de geçiyor bile.”

Engin Kaşdaş-habervaktim.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.