22 Ekim 2017 Pazar1 Safer 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:50Güneş 07:16Öğle 12:56İkindi 15:51Akşam 18:22Yatsı 19:42
    • 18°C Adana
    • 10°C Adıyaman
    • 6°C Afyon
    • -2°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 14°C Antalya
    • 9°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 5°C Balıkesir
  • BIST: 108.489 0.05
  • Altın: 151,139 -0.05
  • Dolar: 3,6704 0.34
  • Euro: 4,3242 -0.08

Gökten Bela Olarak Taş Yerine “Yasak İlişki” Yağıyor

Gökten Bela Olarak Taş Yerine “Yasak İlişki” Yağıyor
Milli Gazete'den Abdülaziz Kıranşal, son dönemde artan sapkınlıkla ilgili çarpıcı tespitlerde bulundu: "Gökten bela olarak taş yerine yasak ilişki Yağıyor".
Gökten Bela Olarak Taş Yerine “Yasak İlişki” Yağıyor Gökten Bela Olarak Taş Yerine “Yasak İlişki” Yağıyor Gökten Bela Olarak Taş Yerine “Yasak İlişki” Yağıyor

İşte Kıranşal'ın yazısı:

 

Tarih boyunca kavimlerin helak olmasına neden olan tüm günahların toplu halde işlendiği, resmileştiği, kurumsallaştığı, vergiye tabi olduğu bir zamanda imtihan oluyoruz. Zinanın suç olmaktan çıkarılmasına, eşcinselliğin özgürlük sayılmasına ve dernekleşmesine, hızlı bir oranda artan yasak ilişkilere, aldatmalara, sapkınlıklara ve bunların sonucunda işlenen korkunç cinayetlere şahitlik ediyoruz. Adeta toplum olarak bir ahlak krizi geçiriyoruz.

Ekranlardaki on diziden dokuzunda eşlerin birbirini aldattığı, 7 yaşındaki çocuğun sınıf arkadaşını, 70 yaşındaki dedenin komşu nineyi ayartmaya çalıştığı senaryoların aile dizisi olarak reyting rekorları kırdığını görüyoruz.

Omuzlarımızda sahillere vuran Suriyeli bebek cesetlerinin, iffeti kirletilen Iraklı kadınların, açlıktan ölen Afrikalıların, zindanda çile dolduran Muhammed Mursi’nin, şehit düşen asker ve polislerin birikmiş vebaliyle, ABD ile stratejik ortaklığı, İsrail’le dostluğu, AB ile kader ortaklığını ve AB uyum yasalarının çıkışını sessiz sedasız seyrediyoruz. Tüm bu olup bitenler karşısında cemaatlerin, derneklerin, vakıfların, sivil toplum örgütlerinin büyük bir bölümünün irşad vazifesini terk edip bürokratik makamlarda kadrolaşma, yurt arsası parselleme, ihale takipçiliği ve devlet destek projelerini kapma yarışını hayretler içerisinde izliyoruz.

Âlimlerin, hocaların, akademisyenlerin büyük bir çoğunluğunun emr-i bi’l ma’ruf nehy-i ani’l münker görevi yerine, büyük bir titizlikle ürettikleri ehven-i şer fetvalarını, ayetli, hadisli siyasi mesajlarını, kader, şefaat, kefen ve mezhep tartışmalarını dinliyoruz.

Sonra birbirimize dönüp üzerimize gökten taş yerine bela olarak yağan terörün, yasak ilişkilerin, cinayetlerin, istismarların, tacizlerin, yıkılan yuvaların, afetlerin sebebini, dualarımızın neden kabul olmadığını, diriliş dizisi izlememize ve diriliş konferanslarına katılmamıza rağmen neden bir türlü dirilemediğimizi soruyoruz. Tepeden tırnağa bozuk bir düzenden salih nesiller yetişmesini bekliyoruz.

“Başınıza gelen her bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir” (Şûrâ, 30) İlahi emri gereği dönüp kendimize bakınca Efendimizin (s.a.s) bizi asırlar öncesinden uyardığını görüyoruz.  

“Allah’a yemin ederim ki, ya iyiliği emreder kötülükten alıkoyarsınız ya da Allah kendi katından sizin üzerinize bir azap gönderir. O zaman dua edersiniz fakat duanız kabul edilmez” (Tirmizî, Fiten, 9)

“Bir beldede zina artar, faiz yaygınlaşırsa o belde Allah’ın azabını hak etmiş olur” (Taberani)

“Ganimete hıyanet edip de kalplerine korku düşmeyen bir toplum yoktur. Zina yaygınlaştığı halde ölümlerin artmadığı, ölçü ve tartıyı eksik yaptıkları halde rızıkları kesilmeyen, haksız kararlar verildiği halde kan davaları artmayan ve sözlerinde durmadıkları halde Allah’ın kendilerine düşmanlarını musallat etmediği bir topluluk yoktur.” (Muvatta, Cihad, 26) Bela ve musibetin, sapkınlığın ve sapıklığın her türlüsü ile imtihan olurken Efendimizin (s.a.s) tavsiyeleri ve imanımız gereği topraklarımıza, evlerimize ve ocaklarımıza yağmur gibi yağan bu belaların manevi sebeplerini araştırmak ve gerekli tedbirleri almak üzerimize vaciptir. Bu hadisi şerifler ışığında yöneticilerimize düşen görev, derhal büyük ve kapsamlı bir manevi kalkınma hamlesi gerçekleştirmek, cemaatlere, derneklere, tarikatlara düşen asli vazifeleri olan uyarı, irşad, tebliğ ve davete geri dönmek, hocalara, âlimlere düşen emr-i bi’l ma’ruf nehy-i ani’l münker görevini hakkıyla yapmak, Müslüman ailelere düşen ise salih nesiller yetiştirmektir. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Diğer Haberler
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.