23 Eylül 2017 Cumartesi3 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:19Güneş 06:45Öğle 13:04İkindi 16:26Akşam 19:09Yatsı 20:28
    • 27°C Adana
    • 28°C Adıyaman
    • 18°C Afyon
    • 25°C Ağrı
    • 18°C Amasya
    • 20°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 25°C Artvin
    • 25°C Aydın
    • 23°C Balıkesir
  • BIST: 104.123 0.12
  • Altın: 145,971 0.37
  • Dolar: 3,4910 -0.49
  • Euro: 4,1702 -0.46

Milli Gazete yazarından dikkat çeken Ergenekon yorumu

Milli Gazete yazarından dikkat çeken Ergenekon yorumu
"Önüne geleni Ergenekoncu ilan edip, bunla ilgili haberler yapanlar, kitaplar yazanlar, insan içine çıkmaya utanır mı? Tabii ki hayır! 'Aldatıldık' diyerek işin içinden sıyrılırlar muhtemelen"
Milli Gazete yazarından dikkat çeken Ergenekon yorumu Milli Gazete yazarından dikkat çeken Ergenekon yorumu Milli Gazete yazarından dikkat çeken Ergenekon yorumu

Milli Görüş camiası, bugün TSK'ya paralel kumpas olarak kabul edilen Ergenekon soruşturma ve davası sürecinde yaptıkları yayınlar ve açıklamalardan ötürü iktidar ve medyasından özür bekliyor.

Milli Görüş camiasından yazar Burak Kıllıoğlu, Ergenekon konusunda gelinen noktayı değerlendirirken, iktidar partisi ve iktidar medyasının o dönemki duruşuna tepki gösterdi.

Kıllıoğlu "Önüne geleni Ergenekoncu ilan edip, bunla ilgili haberler yapanlar, hatta kitaplar yazanlar, insan içine çıkmaya utanır mı? Tabii ki hayır! 'Aldatıldık' diyerek işin içinden sıyrılırlar muhtemelen" diye yazdı. 

Milli Gazete'deki makalesinde Yargıtay'ın "Ergenekon diye bir örgüt yok" kararını değerlendiren Burak Kıllıoğlu, o günkü iktidar medyasının attığı manşetlerin gerçekten ibretlik olduğunu kaydetti.

"Dönüp bakınca, akla gelen ilk şeyler, cezalandırmaya dönmüş tutuklama süreleri, milyonlarca sayfalık iddianameler, hüküm veren gazeteler, bu davayı bahane ederek kendinden olmayan herkesi potansiyel suçlu ilan eden siyasi erk, memleketteki her kötü şeyi bağlayacak bir 'günah keçisine' döndürülmüş bir hayali düşman vs vs oluyor" diyen Kıllıoğlu, şöyle devam etti:

"O günkü, iktidar medyasının (ki o dönemde araları iyi olduğundan bunlara bugünün günah keçisi cemaatin medyası da dahildir ve hatta başı çekmektedir) attığı manşetler gerçekten ibretlik. Kamuoyunda oluşan soru işaretlerini gizlemek ve dikkatleri dağıtmak adına önüne gelenin “Ergenekoncu” ilan edilmesi, her olumsuzluğun Ergenekon denen “şey”e ihale edilmesi… Bir avuç suçlu kimsenin uğruna suçsuz olanlarının da arada “kaynatılması”… Gerçekten de son derece karanlık bir dönem…

O dönemdeki hakim anlayış neydi? Siyasi iktidar, büyük bir cesaret ve kararlılıkla askeri vesayetin üzerine gidiyor, cuntacıları, darbecileri temizliyor! Siyasilerin uğruna “savcı” bile olduğu bu dava, öylesine sorgulanmaz bir konumdaydı ki, ağzına açana “Ergenekon örgütüne yardım ve yataklıktan” dava açılıyordu neredeyse.

Bir hatırlayalım. İktidar medyasının yayınladığı şemalar hala hatırlarda. Ergenekon Terör Örgütü, yani ETÖ ifadesi, örgütün organizasyon şeması, hatta bayrağı bile bu medya tarafından nasıl bir iştahla servis edilmişti, unutmak mümkün değil. Her gün, Ergenekon’a ait yeni bir hususun “deşifre edilmesi”, Ergenekon’un ne menem bir kötülük ve şer odağı olduğuna dair büyük büyük laflar… Hatta, iktidar medyasının “gazetecilerinden” birisi, “Ergenekon öyle bir örgüttür ki, ona üye olduğunuzu bile bilmeyebilirsiniz” diye bir ifade kullanmıştı. Adam Ergenekon’a üye, ancak haberi yok yani!

O döneme özel kurulup, operasyonel görevini tamamlamakla birlikte miadı kısa sürede dolmuş gazeteler de vardı mesela. İşin kötüsü, bu ülkenin muhafazakar insanlarının, devlet bilincini bir kenara bırakıp tamamen saçma bir rövanşist kafayla, bu ne idüğü belirsiz sürece canla başla sahip çıkmalarıydı. Güya, böylelikle 28 Şubat’ın öcü alınıyordu. 28 Şubat’ın meyvesi olan bir siyasi iktidarın, nasıl olup da 28 Şubat’la hesaplaştığı sorusunu sormadılar bile kendilerine tabi.

Olan biten her şeyi Ergenekon denen mefhuma bağlayanlar, gün geldi ki “bu, milli orduya bir kumpastır” deyiverdiler. O güne kadar söyledikleri her şeyi yuttular, girdikleri veballeri bir kenara bıraktılar, bu uğurda “Ergenekon’un dinci ayağı” vs gibi iftiraları bile hatırlarına getirmediler tabii ki. Yani, bir sabah kalktılar ve bir anda bütün “ETÖ” vs saçmalıkları uçup gitti ve “kumpas” olduğunu keşfediverdiler.

O tarihlerde, bu Ergenekon sürecinin Türk ordusuna yönelik Amerikancı bir tasarım maksadı içerdiğini söylemeyi bile Ergenekoncu olmak diye yaftalayanlar, bugün bu ithamlarından dolayı çıkıp özür diler mi? Önüne geleni Ergenekoncu ilan edip, bunla ilgili haberler yapanlar, hatta kitaplar yazanlar, insan içine çıkmaya utanır mı? Tabii ki hayır! “Aldatıldık” diyerek işin içinden sıyrılırlar muhtemelen.

Basiret ve ferasetin önemi de burada yatıyor işte."

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Diğer Haberler
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.