16 Aralık 2017 Cumartesi26 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:42Güneş 08:15Öğle 13:07İkindi 15:23Akşam 17:45Yatsı 19:11
    • 11°C Adana
    • 6°C Adıyaman
    • 3°C Afyon
    • -2°C Ağrı
    • -1°C Amasya
    • -2°C Ankara
    • 12°C Antalya
    • 5°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 109.330 -0.31
  • Altın: 156,133 -0.30
  • Dolar: 3,8638 -0.70
  • Euro: 4,5501 -0.72

İslami kesim Kahraman'ın laiklik görüşüne neden sessiz?

Milli Görüş camiasından yazar Abdülaziz Kıranşal, muhafazakar camianının yıllardır laiklikten yakındığını fakat bugün Meclis Başkanı'nın önerisine sahip çıkmadığını belirterek, dikkat çeken sorular sordu.
İslami kesim Kahraman'ın laiklik görüşüne neden sessiz?
İslami kesim Kahraman'ın laiklik görüşüne neden sessiz? İslami kesim Kahraman'ın laiklik görüşüne neden sessiz? İslami kesim Kahraman'ın laiklik görüşüne neden sessiz?

Abdülaziz Kıranşal, Milli Gazete'de yayınlanan "Laiklik tartışması ve bizim mahallenin durumu" başlıklı yazısında, "Halbuki bu topraklarda İslami kesime yapılan bütün zulümler, baskılar, yasaklamalar laiklik adına icra edilmemiş miydi? Kapatılan İslami partiler, dernekler, yasaklanan liderler, sürgün edilen hatipler, hocalar, yıllarca süren mahkemeler, hapisler hep laiklik adına değil miydi?" diye sordu.

Müslümanlığımızın görünür yüzünün, sakalımızın, başörtümüzün, imam-hatipliliğimizin, İslami bir camiaya mensubiyetimizin, müridliğimizin, ihvanlığımızın, makamda, mevkide, tayinde, terfide olağanüstü prim yaptığı zamanları yaşadığımızı belirten Abdülaziz Kıranşal, "Mevcut muhafazakâr anlayışa paralel yürüyen hoca efendilerimizin, ilim adamlarımızın, akademisyenlerimizin, yazarlarımızın, dünyaca ünlü yıldızlar gibi şöhret ve itibar gördüğüne şahit oluyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Kıranşal yazısının devamında şunları kaydetti:

"Tüm bu olup bitenlere mukabil bahsi geçen mecraların, öncelikler fıkhı ve İslami muhalefet tavrı açısından Türkiyeli Müslümanların gerçek sorunları konusunda konuşmayı, tepki vermeyi, eleştirmeyi, fetva yayınlamayı uzun bir müddettir ertelediğini görüyoruz. İslam’ın itikadi ve ahlaki alanlarında cesurca çıkışlar yapan, mezhepçilik, şefaat, kabir azabı, miraç meselesi gibi konularda kimseye fırsat vermeyen ancak İsrail ile dostluk, ABD ile stratejik ittifak, faizci ekonomik düzen hakkında ve İslam’ın muamelata dönük emirleri konusunda tek bir kelime bile etmeyen tuhaf bir tavrın oluştuğunu müşahede ediyoruz.

Bu garip tavrın en bariz örneklerinden birisine TBMM başkanının laiklikle ilgili çıkışı konusunda İslami STK’ların, cemaatlerin, hoca efendilerin tepkisizliğinde rastlıyoruz.

Halbuki bu topraklarda İslami kesime yapılan bütün zulümler, baskılar, yasaklamalar laiklik adına icra edilmemiş miydi? Kapatılan İslami partiler, dernekler, yasaklanan liderler, sürgün edilen hatipler, hocalar, yıllarca süren mahkemeler, hapisler hep laiklik adına değil miydi?

Müslümanlar için hayati bir meseleyi konu edinen bu teklifi bir fırsata dönüştürerek en azından gelecek için sağlıklı bir tartışma ortamı oluşturmak, siyasilere rehberlik etmek, avamı uyandırmak, genç nesilleri bilgilendirmek Müslüman âlimlerin üzerine vacip değil midir?

Mevzu bahis bu mecralar ve pek kıymetli hocalarımız, en üst siyasi seviyede, TBMM başkanlığı seviyesinde yapılan bu laiklik açıklamasına neden fetvalarla, konferanslarla, makalelerle,  vaazlarla destek olmuyorlar. Eğer bir yerlerden talimat bekliyorlarsa itikadi ve ahlaki meselelerde özenle başvurdukları Kur’an ve Sünnetin talimatları yeterli değil midir? 

Eğer laiklik konusunda söz söylemenin, fetva vermenin mayınlı arazide gezmek olduğunu, bir takım kazanımların kaybedileceğini düşünüyorlarsa, kazanımları kaybetmemek adına oluşturulan stratejilerin “Kendinizi, kendi ellerinizle tehlikeye atmayın” (Bakara/195) ilahi talimatına ne kadar da ters düştüğünü görmüyorlar mı? Ehl-i sünnetimizin birbirinden kıymetli öncülerinin Ebu Hanife’nin, İmam Malik’in, İmam Şafii’nin, İmam Ahmed bin Hanbel’in çektikleri, yaşadıkları işkenler, sürgün ve hapisler bu mecralar için ne ifade ediyor?

Laiklikle ilgili bu teklif hangi niyetle yapılırsa yapılsın, sonuçta hiçbir değişmeyecek olsa bile, laiklik bahane edilerek yapılan zulümleri yaşamayan ve bilmeyen yeni nesillerin bu konuda sağlıklı bilgi sahibi olması ve ona göre saf tutması için, Allah’ın ve meleklerin bu konuda duruşumuza şahit olması için ilim adamları ve İslami camianın bu konuda net ve gerçekçi bir tavır koyması gerekmektedir. 

Unutmayalım ki dünün tartışmalarının, mücadelesinin, ödenen bedellerin ve alınan tavırların bugünümüzü inşa ettiği gibi, bugün aldığımız tavırlar, ürettiğimiz teklifler ve verdiğimiz mücadele de yarınımızı inşa edecektir. İlim adamlarımızın, hoca efendilerimizin, fetva makamlarımızın bu teklif karşısındaki suskunluğu, yarın İslam’ın ve Müslümanların geleceği hakkında gündeme gelecek başka teklifler konusunda ve İslami muhalefet ruhunun geleceğe taşınması hususunda ciddi endişeler doğurmaktadır."

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Diğer Haberler
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.