26 Temmuz 2017 Çarşamba29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:58Güneş 05:47Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:35Yatsı 22:15
    • 35°C Adana
    • 39°C Adıyaman
    • 32°C Afyon
    • 31°C Ağrı
    • 37°C Amasya
    • 34°C Ankara
    • 31°C Antalya
    • 31°C Artvin
    • 35°C Aydın
    • 38°C Balıkesir
  • BIST: 107.229 0.18
  • Altın: 142,587 -0.65
  • Dolar: 3,5512 -0.35
  • Euro: 4,1287 -0.58

Hayrettin Karaman’dan yeni tasavvuf yorumu

Türkiye’nin önde gelen Fıkıh alimlerin Hayrettin Karaman hoca Yeni Şafak’taki makalesinde bugün önemli bir meseleye parmak bastı.
Hayrettin Karaman’dan yeni tasavvuf yorumu
Hayrettin Karaman’dan yeni tasavvuf yorumu Hayrettin Karaman’dan yeni tasavvuf yorumu Hayrettin Karaman’dan yeni tasavvuf yorumu

İslam’ı yaşamak mı, yaşatmak mı? Kurtulan mı? Kurtaran mı? Sorularına İmâm-ı Rabbânî'nin mektubundan örnekler vererek cevaplayan Karaman, köşesinde “Allah yolunda binlerce lira sarfetmek, bir şer'î meselenin uygulanmasını teşvik etmeye eşit olmaz.” ifadelerine yer verdi.

İşte Hayrettin Karaman’ın “Kurtarıcı olan tasavvuf mu?” başlıklı yazısı şöyle:

İmâm-ı Rabbânî'nin bu konudaki bir mektubu:

Peygamberlerin büyüğü (s.a.) hürmetine Allah sizi, düşmanlarınıza karşı muzaffer kılsın. Bizlere, iltifat üslûbuyla yazılmış olan mektubunuzu okumakla şeref-yâb oldum. Mektupta, Mevlâna Kılıç Muvaffak, İslâm'ı öğrenen talebe ile sofîler için bir miktar para gönderdiğini yazıyor. Önem bakımından, ilim taliblerini sofîlerden önce tutmasıyla, gerçekten iyi yapmış. Dış içi gösterir, gerçekte ve iç âlemde de bu topluluğun öne geçirilmesini umarız.

“Her kap, içindekini sızdırır.”

Talebeyi öne geçirip onlara daha çok önem vermekte, şerîatı tervîc ve teşvîk vardır. Çünkü onlar, şerîatı sonraki nesillere taşıyan kimselerdir. Mustafâ'nın (s.a.) getirdiği din, onlarla ayakta durur. İnsanlar kıyamette, şerîattan sorguya çekilirler, yoksa tasavvuftan değil! Gerek cennete girmek, gerekse ateşten uzak kalmak şerîatı (onun emir ve yasaklarını) yerine getirmeye bağlıdır. Kâinatın en ulu kişileri olan peygamberler, halkı yalnız şerîata davet etmiş, kurtuluşu ona bağlamışlardır. Bu büyükleri göndermekten maksat şerîatı tebliğdir. Böyle olunca hayırlı işlerin en büyüğü, şerîata hizmet etmek, onun hükümlerine hayat vermektir. Özellikle İslâmî esasların tatbik sahasından çekildiği bir zamanda! Böyle zamanlarda, Allah yolunda binlerce lira sarfetmek, bir şer'î meselenin uygulanmasını teşvik etmeye eşit olmaz. Çünkü şerîata hizmet ve teşvikte, yaratıkların en büyükleri olan peygamberlere uyuş ve onların yolundan gidiş vardır. En büyük hasenâtın onlara teslim edildiği (en değerli hizmetlerin onlar tarafından yerine getirildiği), halbuki binleri dağıtmak başkalarına da müyesser olduğu bilinen bir hakikattir.

Dini ayakta tutmak ve onun hükümlerini yerine getirmekle nefse karşı davranılmış da olur. Çünkü şerîat nefsin arzularına aykırı olarak gelmiştir. Halbuki mal infakında (bağışlama) bazen nefsin de payı olabilir.

Evet, şerîatı yaşatmak ve İslâm milletini ayakta tutmak için yapılan harcamalar, en yüksek infak derecesini teşkil eder. Bu niyetle bir kuruş harcamak, başka arzularla binleri tasadduk etmekten üstündür.

Denirse ki:

İlim yolcusu nefsinin esiridir. Böylesi, nefsinin köleliğinden kurtulmuş bir sofiye nasıl tercih edilebilir?

Şöyle cevap verilir:

Böyle söyleyen henüz sözü anlayamamış, maksada erememiştir. Çünkü (İslâmî) ilim yolcusu, nefsinin elinde esir olsa bile, yaratıkların kurtuluşuna sebep olmaktadır. Çünkü dînî hükümleri ve ilimleri başkalarına taşımak ve öğretmek bunlara bağlıdır. Kendisi, öğrettiklerinden faydalanmasa bile, bu ikinci vazifeyi (öğretim ve teblîğî) yerine getirir. Halbuki sofî, kurtulmuş olsa da yalnız kendini kurtarmıştır; onun halkla ilgisi yoktur. Birçok kimsenin kurtuluşu kendisine bağlı olanın, kurtuluşu yalnız kendine ait olandan daha üstün olacağı açıktır.

Evet; fenâ, bekâ ve seyir derecelerinden sonra sofî, halkı Allah yoluna dâvete döner ve böylece kendisinde nübüvvet makamından nasîb hasıl olursa; o da şerîatı tebliğ edenler arasına girmiş olur. Artık o da şerefli âlimler gibidir. Bu ise Allah'ın lûtfudur, onu dilediğine verir, Allah büyük lütuf sahibidir.

 (Mektûbât, C.I. 48. Mektub)

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Diğer Haberler
  • Yavuz Bingöl'e büyük şok!26 Temmuz 2017 Çarşamba 11:56
  • Dr. Sadık Ahmet dualarla anıldı26 Temmuz 2017 Çarşamba 08:45
  • Emekliliğine 3 gün kalmıştı...26 Temmuz 2017 Çarşamba 08:44
  • Cenaze namazında dikkat çeken görüntü26 Temmuz 2017 Çarşamba 08:09
  • Ünlü işadamı hayatını kaybetti26 Temmuz 2017 Çarşamba 06:58
  • 'Hero' tişörtünün nasıl geldiği belli oldu25 Temmuz 2017 Salı 17:58
  • FETÖ elebaşını sarsan ölüm haberi!25 Temmuz 2017 Salı 16:01
  • Gamze Özçelik'in kardeşi tesettüre girdi25 Temmuz 2017 Salı 12:46
  • Yüsra Osmanoğlu vefat etti25 Temmuz 2017 Salı 12:43
  • O polisin kim olduğu ortaya çıktı!25 Temmuz 2017 Salı 12:22
  • ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.