12 Aralık 2017 Salı23 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:40Güneş 08:12Öğle 13:05İkindi 15:22Akşam 17:44Yatsı 19:10
    • 8°C Adana
    • 5°C Adıyaman
    • 1°C Afyon
    • -4°C Ağrı
    • 2°C Amasya
    • -2°C Ankara
    • 10°C Antalya
    • 4°C Artvin
    • 13°C Aydın
    • 5°C Balıkesir
  • BIST: 109.156 1.14
  • Altın: 153,298 -0.50
  • Dolar: 3,8173 -0.47
  • Euro: 4,5053 0.00

İsrail’e karşı NATO’daki veto yetkisi kaldırıldı

Şerafettin Kılıç, kamuoyu Başbakan'ın kim olacağıyla meşgulken, Türkiye’nin İsrail’e karşı NATO’daki veto yetkisinin kaldırılmasına dikkat çekti.
İsrail’e karşı NATO’daki veto yetkisi kaldırıldı
İsrail’e karşı NATO’daki veto yetkisi kaldırıldı İsrail’e karşı NATO’daki veto yetkisi kaldırıldı İsrail’e karşı NATO’daki veto yetkisi kaldırıldı

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şerafettin Kılıç, parti genel merkezinde yaptığı basın toplantısıyla gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun görevden ayrılma sürecini ve Hükümetin, Türkiye’nin elinde bulundurduğu İsrail’e karşı NATO’daki veto yetkisini kaldırması olayını değerlendiren Kılıç, dış politikadan, ekonomiye kadar birçok konuya dikkat çekti.

DEVLET İRADESİ, İKTİDAR PARTİSİNİN İÇ SAVAŞINA ALET EDİLMEMELİ

Ülke olarak siyasi tarihimizde bir ilki yaşadığımızın altını çizen Kılıç, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı’nın teamüllerde yeri olmayan bir şekilde görevinden edildiğini kaydetti. Devlet iradesi gibi ciddi bir meselenin iktidar partisinin kendi iç savaşlarına alet edilmemesi gerektiğini bildiren Kılıç, “Başbakan, ortada görevinden ayrılmayı gerektirecek sağlık sorunu, gensoru, ya da herhangi somut başka bir şey yokken makamından ayrıldı. Bu durumla ilgili kamuoyuna sebepleri içeren herhangi bir bilgi verilmedi. Görevden alınmanın gerekçesi açıklanmadı. Cumhurbaşkanı, halkın seçtiği bir başbakanı durup dururken neden görevden aldı? İşte bu soru, tüm milletin merak ettiği bir sorudur.  Devlet idaresi gibi ciddi bir meselede, iktidar partisinin kendi içindeki güç savaşları, görev bırakmada belirleyici olabilir mi? Dahası, Başbakan Davutoğlu açısından oylarını aldığı vatandaşlara karşı bir vebal doğmamış mıdır? Cumhurbaşkanı, ‘başbakanın kendi kararı’ derken, Başbakanın ‘benim tercihim değil’ demesi bile başlı başına bir sorun değil midir? Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasındaki uyumsuzluk, halkın oyuyla gelinen makamdaki birine el çektirmeye bahane olabilir mi?” diye sordu.

9 AYDIR ŞEHİT HABERİNİN GELMEDİĞİ BİR GÜN YAŞANMAMIŞTIR

Türkiye’nin dış politikadan ekonomiye kadar birçok meselede tıkanıklık yaşadığını anlatan Kılıç, kişisel hırslar yüzünden büyük bir devlet geleneği olan ülkemizi, açıklanması mümkün olmayan duruma mahkûm etmenin büyük bir vebal taşıdığını dile getirdi. “Unutulmamalıdır ki, asıl olan şahıslar değil, millettir” diyen Kılıç, “Türkiye’nin ve bölgenin ateş çemberinden geçtiği şu günlerde bir de başbakanın yerinden edilmesi olayıyla karşı karşıya kalınmıştır. Milletimiz arasında kutuplaştırılma ve gerilmeler yaşanmaktadır. 9 aydır şehit haberinin gelmediği bir gün yaşanmamıştır. Bütün küresel terör örgütlerinin hedefinde Türkiye vardır. Canlı bombalar, terörist saldırılar ülkemize büyük acılar yaşatmaktadır. Böyle bir ortamda, başbakansız kalan

Türkiye neyi konuşmaktadır: Cumhurbaşkanı Erdoğan kimi atayacak? Yani yeni Başbakan kim olacak? Neden ‘düşük profil’ taşıyacak?  Millete değil, Tayyip Erdoğan’a karşı sorumlu olacağı için mi bu özellik aranıyor? 22 Mayıs’taki Ak Parti kongresinde, Cumhurbaşkanının isteği doğrultusunda genel başkan, dolayısıyla başbakan değişecek. Bu durumda millet ne kazanacak? Türkiye’de seçimle gelmiş olan bir hükümetin başı, kimselerin anlam veremediği, ancak tahmin edebildiği gerekçelerle görevden el çektirildi. Durduk yerde, millete hiçbir mantıklı neden sunulmadan, çok garip bir şekilde başbakan iş bırakmıştır. Ülkemizin bu zor döneminde aniden başbakanın koltuğundan edilmesi ve sonrasında yaşanan tartışmalar, kuşkusuz ki Türkiye’ye büyük zarar vermektedir” açıklamasında bulundu.

BAŞBAKANIN KİM OLACAĞIYLA İLGİLENİRKEN İSRAİL VETOSU KALKTI

Türkiye’de başbakanın görevden el çektirilmesi olayı yaşanırken, bir de bu sürecin gizlediği gelişmelerin meydana geldiğini belirten Kılıç,  gizli kapaklı görüşmeler sonucunda Türkiye’nin NATO’daki İsrail vetosunu kaldırdığını hatırlattı. Kılıç “Sayın Davutoğlu’nun alınması ve yeni başbakanın kim olacağı tartışmaları, gündemin değişmesi bakımından iktidar partisine can simidi gibi geldi. Türkiye’de başbakanın görevden el çektirilmesi olayı yaşanırken, bir de bu sürecin gizlediği gelişmeler oldu. Gizli kapaklı yapılan görüşmeler sonucunda İsrail NATO şemsiyesi altına girdi.  Türkiye, bu zamana kadar sürdürdüğü NATO’daki İsrail vetosunu kaldırdı. Yani, İsrail’in artık NATO’ya üye olabilmesinin önündeki engeller kaldırılmış oldu. Gündem yoğunluğu nedeniyle başka konulara odaklandırılan kamuoyu, bu gelişmeyi dikkatinden kaçırdı. İktidar partisinin kendi içinde yaşadığı güç savaşları ve çekişmeler, böylesine önemli bir gelişmeyi gözlerden kaçırmaya yetti” dedi.

İKTİDAR ARKA PLANDA İSRAİL LEHİNE DAVRANIYOR

Daha öncede İsrail aleyhine açıklamalarda bulun iktidarın arka planda farklı davrandığını söyleyen Kılıç, iktidarın  “One Minute” olayından sonra İsrail’in OECD üyeliğine onay verdiğini ifade etti.

Böylelikle işgalci İsrail’in meşru bir zemine kavuştuğuna dikkat çeken Kılıç, “Hatırlayacağınız üzere, meşhur “One Minute” olayı Davos’ta Ocak 2009’da yaşanmıştı. Fakat böyle bir tavra rağmen, Türkiye 2010 yılında İsrail’in OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) üyeliğine onay vermişti. Bu onay neticesinde İsrail, uluslararası platformda yasal bir zemine kavuşmuştu. Mavi Marmara’da İsrail’in insanlığa ve uluslar arası hukuka tamamen aykırı ve vahşi bir şekilde saldırılması sonucu 10 vatandaşımızın şehit edilmesinden sonra Türkiye, “Özür, Tazminat ve Gazze’ye Abluka”nın kaldırılması şartını öne sürmüştü. Bunlardan sadece özür şartı yerine getirilmesine rağmen, Ak Parti Hükümeti aynı OECD’de olduğu gibi NATO’da da İsrail’e istediğini kolaylıkla vermiş oldu. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun bu yeni gelişme karşısında,  “İsrail’in güvenliği için çok önemli adım” açıklaması çok dikkat çekicidir ve olayın vahametini gözler önüne sermektedir. Ak Parti Hükümeti böyle bir olaya imza atarken, TBMM’nde temsil edilen siyasi partilerden bunu sorgulayabilecek bilince ve iradeye sahip hiçbir partinin olmaması da ayrıcı üzücüdür.  Ve maalesef Türkiye’nin hem Doğu Akdeniz’deki hem de Ortadoğu’daki hayati önem taşıyan güvenliği, AKP eliyle NATO kanalıyla İsrail’in inisiyatifine terk edilmektedir” şeklinde konuştu.

Milli Gazete

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Diğer Haberler
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.