22 Temmuz 2017 Cumartesi28 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:53Güneş 05:44Öğle 13:18İkindi 17:13Akşam 20:38Yatsı 22:20
    • 33°C Adana
    • 37°C Adıyaman
    • 30°C Afyon
    • 35°C Ağrı
    • 31°C Amasya
    • 28°C Ankara
    • 31°C Antalya
    • 25°C Artvin
    • 37°C Aydın
    • 31°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,689 1.13
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

Hüseyin Çelik'ten "Koltuk gitti, konuşmaya başladınız"a cevap

Eski bakan ve AK Parti sözcüsü Hüseyin Çelik, muhalif çıkışlarıyla ilgili “Koltuk Gitti, Konuşmaya Başladınız” eleştirilerine cevap verdi.
Hüseyin Çelik'ten "Koltuk gitti, konuşmaya başladınız"a cevap
Hüseyin Çelik'ten Hüseyin Çelik'ten Hüseyin Çelik'ten

AK Parti'de sözcülük, bakanlık gibi görevlerde bulunduktan sonra dışta kalan isimlerden olan Hüseyin Çelik, şahsi internet sitesinde kaleme aldığı yazılarla gündeme geliyor; gerek AK Partili çevreler gerekse diğer başka çevrelerden  "Koltuk gitti, konuşmaya başladınız" eleştirileri alıyordu.

Çelik, bu haftaki yazısında eleştirilere cevap verirken, AK Partili Mehmet Ali Şahin'le aralarında geçen bir telefon görüşmesinden örnek verdi.

Şahin, Çelik'e "“Hüseyinciğim, bu yazdıklarınız iyi, hoş da niye dışarıda konuşuyorsunuz?" demiş; Çelik de "içeride iken de bir yanlış gördüğüm zaman söylemiyor muydum" diye sormuş. Şahin de "Evet doğru" cevabını vermiş.

Hüseyin Çelik'in yazının ilgili bölümü şöyle:

"Web sitemde haftalık yazı yazdığımdan beri, genel olarak medyada, özel olarak da sosyal medyada “görevde iken veya sorumluluk makamında iken bunları niye söylemediniz? Şimdi koltuk gitti, konuşmaya başladınız.” şeklinde bir itiraz veya eleştiri ile karşılaşıyoruz. Bunu samimi olarak yapanlara ve gerekçesini merak edenlerin itiraz ve eleştirilerine saygı duyuyorum. Ama söylediklerimizi ve yazdıklarımızı etkisizleştirmek ve şahıslarımızı, kendi akıllarınca itibarsızlaştırmak için başlatılan operasyonların ve linç kampanyalarının aleti olan, herşeyden önce kendilerine yazık edenlere söyleyecek bir çift sözüm var.

Bu yazılardan sonra beni arayan, o dönem partinin ikinci adamı olan Sayın Mehmet Ali Şahin, “Hüseyinciğim, bu yazdıklarınız iyi, hoş da niye dışarıda konuşuyorsunuz?” diye sordu. Ben de tanıştığımız ilk günlerden beri çok sevdiğim, birlikte AK Parti Grup Başkanvekilliği, Bakanlık ve Genel Başkan Yardımcılığı yaptığım ve aramızda gerçekten hep abi-kardeş ilişkisi bulunan Sayın Şahin’e dedim ki: “Abi, İmam camide, öğretmen sınıfta, gazeteci sayfalarında, televizyoncu ekranda, milletvekili mecliste konuşur. Yani özetle kim nerede ise orada konuşur. Dolayısıyla biz dışarıdayız, onun için de dışarıda konuşuyoruz. Bundan daha tabii ne var? Şimdi ben size bir şey sorayım. İçeride iken, yani Bakanlar Kurulu’nda, AK Parti MYK’sı ve MKYK’sında iken, aklıma yatmayan, yanlış bulduğum konulara itiraz ettiğimin, yanlışlıkları zülf-i yare dokunur endişesi taşımadan eleştirdiğimin siz şahidi misiniz?” Sayın Şahin, “Evet, şahidiyim.” dedi.

Nitekim, bir önceki başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu’da, bazı açıklamalarımla ilgili olarak gazetecilerin görüşlerini sorması üzerine, benim gerek bakanlar kurulunda, gerekse de partinin yetkili kurullarında aklıma yatmayan, doğru olmadığına inandığım hususlarda her zaman itirazlarımı dile getirdiğimi ifade etmişti. ( 12 Şubat 2016 tarihli gazeteler ) Bakanlar Kurulu’nda ve partide birlikte çalıştığım diğer arkadaşlar da eminim ki bu duruma şehadet ederler.

Eleştiri ortak aklın ve istişare mekanizmasının olmazsa olmazıdır. Eleştirinin olmadığı yerde çürüme başlar. Yapıcı olduğu halde birileri eleştiriden rahatsızlık duyuyorsa, bu durum, sağlıksız bir ruh halinin işaretidir.

Biz, yetkili makamlarda iken de, sorumluluk konumunda iken de, başta o zamanın genel başkanı ve başbakanı olan Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, işin muhataplarına olması ve olmaması gerekenleri, saygıdan zerre kadar taviz vermeden söyledik. Esasen bugün yaptığımız da budur. Benim kapalı kapılar ardında, bire bir söylediklerimi veya ilgili kurullarda ortaya koyduklarımı hariçten gazel okuyanlar nereden biliyorlar ki, bizi o zaman susup şimdi konuşmakla itham ediyorlar. Bugüne kadar, “A yetkilisine zamanında şunu söylemiştik veya B yetkilisine bunu söylemiştik” şeklinde isim vererek dile getirdiğimiz hususlarda kim çıkıp da bizi tekzip etti? “Hayır o konu şöyle değil de böyle idi.” diye itiraz eden oldu mu? Tabii ki, hayır. Çünkü biz, söylenmemişi “söyledik” demekten, olmamışa “olmuş” demekten Allah’a sığınırız. Çok şükür biz, Yalan ve iftiranın en büyük ahlâksızlık olduğunu bilenlerdeniz."

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Diğer Haberler
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.