18 Aralık 2017 Pazartesi30 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:44Güneş 08:17Öğle 13:08İkindi 15:24Akşam 17:45Yatsı 19:12
    • 15°C Adana
    • 10°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • -2°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 8°C Ankara
    • 17°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 10°C Balıkesir
  • BIST: 110.377 0.96
  • Altın: 155,810 -0.05
  • Dolar: 3,8543 -0.25
  • Euro: 4,5433 -0.15

Nihat Genç: Kılıçdaroğlu’na suikast düzenlenecek

Nihat Genç: Kılıçdaroğlu’na suikast düzenlenecek
Dine olan mesafesiyle bilinen Karanlık Oda’da yazılar yazan Nihat Genç, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na suikast düzenleneceğini ileri sürdü. Genç, Kılıçdaroğlu’na yapılan protestoların arkasında Melih Gökçek’in olduğunu iddia etti.
Nihat Genç: Kılıçdaroğlu’na suikast düzenlenecek Nihat Genç: Kılıçdaroğlu’na suikast düzenlenecek Nihat Genç: Kılıçdaroğlu’na suikast düzenlenecek

Odatv’deki garip yazılarıyla ön plana çıkan Nihat Genç, son dönemde Kılıçdaroğlu’na cami  avlusunda gerçekleştirilen protestolar ile bilbordlara asılan ilanların arkasında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek’in olduğunu ileri sürdü.

Türkiye’de din savaşlarının çıkartılarak büyük bir kaos ortamı oluşturulmak istendiği tezini de ileri süren Genç yazısında “farklı fikirler ve başka partilere ‘kafir’ muamelesi yapılmaya başlanmıştır.” İfadelerine yer verdi.

Nihat Genç’in yazısının ilgili kısmı şöyle: 

Şehit cenazeleri geldiği ilk günden beri Müyesser Yıldız’ın acil telefonlarıyla hiç aksatmadan Kocatepe Camii’ndeki şehit cenazelerine katıldık.

1-010.jpegDaha ilk cenazede başlayan protestoları kimin nasıl yaptığını gözlemledik oradaydık şahit olduk ancak ‘belgeleyecek’ gücümüz olmadığı için bu sütunlarda yazamadık.

Buna rağmen Ulusal Kanal’daki cumartesi konuşmalarımda peş peşe bütün proğramlarında Kılıçdaroğlu’na yapılan protestolara dikkat çektik.

Tuhaf şeyler oluyor dedik, ülkeyi karıştırmaya dönük bir proje dedik, bu iş suikaste doğru gidiyor dedik, Ulusal Kanal’da aşama aşama CHP’ye ve Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı organize bir şeylerin çevrildiğini bas bas bağırdık.

Belgeleyemediğimiz ama gördüğümüz sahnelerden biri şuydu, Kocatepe’de Kılıçdaroğlu’na protestoda bulunan şahıslardan biri biraz sonra camiye gelen Melih Gökçek’i önünü ilikleyerek ve derin bir saygıyla karşılıyor, Müyesser’e dönüp, bu adamları takip edelim, dedim, bu duruma şahit olduğumuzu CHP’li vekillere de söyledik.

Ve bir plan dahilindeymiş gibi Kocatepe’de Kılıçdaroğlu’na protestolar her şehit cenazesinde peş peşe devam etti.

Ve dün İstanbul’da meydana gelen mermi hadisesini de yaşayınca, beynimiz senaryolarını çevirmeye başladı.

Rejim değiştirme ve tek başkan niyetindeki İslamcı iktidar, yoksa, bir 12 Eylül mü planlıyor.

Şöyle, ülkede sağlı-sollu bir sokak savaşı ve anarşi ortamı ve sonunda, Cumhurbaşkanı tıpkı Kenan Evren gibi ‘olağanüstü durumlar’ bahanesiyle yasaklar soruşturmalar tutuklamaları devreye sokması…

Kardeşlerim, hatırlayalım, Orta-Doğu’da yeni sınırlar için devletlerin tutarlılığını ve kendi asayişlerini kaybetmeleri şarttı, bu sürecin tamamlanması için, devreye mezhepler ve etnik gruplar siyasileştirilerek sokuldu. El-Kaide, İşid, etnik milliyetçilik hepsi batılı güçler tarafından donatılıp işe koyuldu ve sonunda devletler kendileri otorite kuramayacak kadar zayıflatıldı.

TÜRKİYE BİR DİN SAVAŞI MI YOKSA JEOPOLİTİK BİR SAVAŞ MI VERİYOR

Bu kaos ortamında hiçbiri kazanamadı ve kazanmak hiç birinin derdi amacı da değildi, bu yüzden vahşeti ve dehşeti vicdansızca kullandılar.

Çok geçmeden tıpkı Libya’daki gibi Suriye haritasında boşluklar oluştu, bu boşluklarda herkesin herkese intikamla yok edici şekilde saldırması normal bir durummuş gibi gelişti.

Aslında istenen asayiş boşluklarının oluşturulmasıydı.

Ve bu boşluklarda sadece Orta-Doğu topraklarının değil dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük din savaşlarına aday tarihi anlar yaşıyoruz.

Şu anda mesela, Türkiye, bir din savaşı mı yoksa jeopolitik bir savaş mı veriyor, belli değildir.

Orta-Doğu bugün, halkını asayişini hukukunu düşünen liderler değil ilahi emirlerle donatılmış liderlerle dolup taşmaya başladı.

Burası çok önemli, çünkü ülkelerinin huzurunu değil ilahi emirleri yerine getirenlerin sayısı ülkemizde hızla çoğalmıştır.

Dikkat edin, kendi partilerini ve kendi politikalarını eleştiren insanları hızla ‘aşağılık sürüsü’ gibi gören vahşi kitleler sokaklarımızda çoğalmaya başlamıştır.

Siyasetlerini eleştiren muhalefeti ‘ayak bağı’ gibi gören hatta CHP’yi ‘gayrimeşru’ dindışı piç gören insanların sayısı bu süreçte yandaş televizyon kışkırtmalarıyla ateşe dökülen benzin parlayarak büyümektedir.

Uzatmadan, farklı fikirler ve başka partilere ‘kafir’ muamelesi yapılmaya başlanmıştır.

İşte gözümüzün önünde Kemal Kılıçdaroğlu’na İran’ın Salman Rüşdü’ye hazırladığı ölüm fermanı gibi, sorumsuzca ve adeta yol gösterir gibi ‘halkımıza havale’ ediyoruz demeçleri Cumhurbaşkanlığı makamından gelmiştir.

Unutmadan ve abartmadan rahatlıkla söyleyebiliriz, İslamcı iktidarın elinde, Suriye’de kullandığı-kullanamadığı devlet dışı milis örgütler olduğu açıktır, gizli hücrelerinde ya bir emir ya da galeyanlarını beklemekte oldukları korkusu toplumda hakimdir.

Kısaca, CHP’ye ve Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan provakasyonlar ülkemizde din temelli bir çatışma ve siyasi boşluklar oluşturmak ve dönüştürmekte zorlandıkları rejimi bu siyasi boşluklar üzerine inşa etmeye çalıştıklarına dair, kuşkularımız artık ciddi senaryolara dönüşmüştür.

Düşünün, Kılıçdaroğlu akşam vakti TV’de bir demeç veriyor ve sabaha kalmadan bütün Ankara sokaklarında hedef gösteren halkı galeyana getiren afişler hazırlanıyor!

Düşünün, şehit cenazelerinin siyasi failleri yaşadığımız çözüm süreçleriyle apaçık ortadayken, iktidarda bir gün dahi geçirmemiş CHP’nin üzerine fatura edilmesi, ve her şehit cenazesinde aynı yaşlarda ve aynı kılıkta insanlar tarafından protesto edilip CHP’nin sokağa çekilip kargaşanın hakim kılınmasına çalışılması, endişe verici soru işaretleri taşıyor.

12 Eylül’ü acıları ve mahvıyla yaşayan bizim kuşağımız artık yaşlandığımız bugüne kadar ‘asayiş’ konusunda ‘uyanıklığını’ hiç kaybetmedi.

Çünkü büyük rejim değişikliklerini iktidarlar ve dış güçler ancak ‘büyük siyasi boşluklar’ oluşturarak yapabilir, yani ‘kargaşadan’ başka şansları yoktur.

CHP'yi kriminalize ederek ülkemizde büyük bir siyasi boşluk oluşturulmaya çalışılması çok açıktır.

Duyarlı birikimli güngörmüş acılar çekmiş halkımızın sürüklenmekte olduğu bu planlı ve yeni siyasi sokak anarşisi sürecine dikkat çekmek, görevimizdir.

Siyasi sorumluluklar taşıyan bir siyasi hükümetin olduğu bir hukuk toplumunda kargaşa ve anarşiyle ‘siyasi boşluklar’ oluşturulmaması için hepimiz CHP’nin ve muhalif güçlerin hiç düşünmeksizin yanındayız.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Diğer Haberler
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.