20 Temmuz 2017 Perşembe26 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:50Güneş 05:42Öğle 13:18İkindi 17:13Akşam 20:40Yatsı 22:23
    • 34°C Adana
    • 38°C Adıyaman
    • 26°C Afyon
    • 32°C Ağrı
    • 27°C Amasya
    • 28°C Ankara
    • 30°C Antalya
    • 23°C Artvin
    • 34°C Aydın
    • 29°C Balıkesir
  • BIST: 106.919 -0.46
  • Altın: 140,862 0.24
  • Dolar: 3,5378 0.45
  • Euro: 4,0661 0.22

Yusuf Kaplan Hoca'nın 15 Temmuz feryadı

15 Temmuz saldırısının bu toplumun İslâmî varlığını topyekûn yok etmeyi, medeniyet iddialarının yegâne kaynağını oluşturan ruh köklerini bitirmeyi amaçlayan bir saldırı olduğunu söyleyen Kaplan, fakat bunu ne olduğunun kavranılamadığının altını çizdi.
Yusuf Kaplan Hoca'nın 15 Temmuz feryadı
Yusuf Kaplan Hoca'nın 15 Temmuz feryadı Yusuf Kaplan Hoca'nın 15 Temmuz feryadı Yusuf Kaplan Hoca'nın 15 Temmuz feryadı

İşte Kaplan'ın "Türkiye’ye, kendi ayağına kurşun sıktırıyorlar!" yazısı..

Şundan kesinkes eminim artık: 15 Temmuz saldırısı, bu toplumun İslâmî varlığını topyekûn yok etmeyi, medeniyet iddialarının yegâne kaynağını oluşturan ruhköklerini bitirmeyi amaçlayan bir saldırıydı.

Ve bu saldırı, bütün hızıyla sürüyor...

Fakat biz 15 Temmuz'un ne olduğunu bile kavrayabilmiş değiliz hâlâ!

15 TEMMUZ SALDIRISI, İSLÂM'A KARŞI KÜRESEL BİR SALDIRIDIR!

İnsanlar, 15 Temmuz'un ikinci ayağı gelecek mi, diye son derece tedirginler, haklı olarak.

Yakıcı mesele şu burada: 15 Temmuz'da yaşanan saldırının nasıl bir saldırı olduğunu tespit edemezsek, karşı karşıya kaldığımız tehlikeyle başarılı bir şekilde aslâ mücadele edemeyiz.

Önce şunu görelim, artık: 15 Temmuz, İslâm'a karşı gerçekleştirilen küresel bir saldırıdır.

Altını çizerek tekrar ediyorum: 15 Temmuz, küresel sistem tarafından İslâm'a karşı başlatılan son derece sofistike, karmaşık, kafa karıştırıcı, hedef saptırıcı, çok iyi planlanmış küresel bir saldırıdır.

SEKÜLER BİR “HAÇLI” SAVAŞI”YLA KARŞI KARŞIYAYIZ!

İngilizlerin kurduğu, kodlarını belirlediği küresel kapitalist sistem, iki asırdır, İslâm'la savaşıyor. Bu, İslâm'a karşı iki asırdır sürdürülen seküler bir Haçlı savaşıdır. İngilizler, bu seküler haçlı savaşını Şark Meselesi olarak bilinen stratejiyi adım adım hayata geçirerek sürdürüyorlar.

İngilizlerin “Şark Meselesi” stratejisiyle hayata geçirdikleri, iki aşamalı bir savaş bu:

Birinci aşaması, tarih yapan bir aktör olarak İslâm'ı tarihten uzaklaştırmak/tı: Osmanlı'yı durdurmakla bu birinci aşamayı başardılar.

İKİ “PARALEL DİN”: NEO-HÂRİCİLİK VE FETÖ

Şark meselesinin ikinci ayağı ise, Müslümanları İslâm'dan uzaklaştırmak.

Bunu da iki ana aktör üzerinden, iki zıt “paralel din” (neo-hâricîlik veya neo-selefîlik ve Protestan İslâm) icat ederek gerçekleştirmeye çalışıyorlar -bir asırdan fazla bir süredir.

Bu süreç, hem Vehhâbiliğin icat edilmesiyle hem de Kemalist fundamentalizmle başlatılan, bizim seküler ve İslâmî entelijansiyamızın henüz tam olarak kavrayamadığı çok tehlikeli bir süreçtir.

İngilizler, birinci “paralel din”i, Vehhâbilik üzerinden hâricî mantığına dayanan, İslâm'ı şiddetle, terörle özdeşleştiren DAEŞ vesaire gibi neo-selefî'likle icat etmeyi başardılar. Öyle ki, hâricî mantığı, İslâm dünyasında tarihte ilk defa Müslüman toplumların omurgası hâline geldi. Bu İslâm'ın geleceği acısından son derece tehlikeli bir süreçtir.

Sonuçta sözümona “İslâm Devleti” kurdurdukları DAEŞ vesaire gibi örgütlerle kitleleri İslâm'dan nefret ettirme, uzaklaştırma konusunda büyük bir mesafe katettiler.

İşte 15 Temmuz, kitleleri İslâm'dan uzaklaştırma sürecinde geliştirilen ikinci paralel din tehlikesinin FETÖ üzerinden devreye girdirilmesidir.

Ortaya çıkan manzarayı çok iyi okumak ve buradan geleceğe projeksiyon yapmak durumundayız: Küresel sistem, İslâm'ı içerden dönüştürmeye ve dize getirmeye çalışıyor.

15 Temmuz'la İslâm'ın yeniden tarih yapma imkânları, İslâm'ı dönüştürecek işte bu iki “paralel din” üzerinden dinamitlenmek ve bitirilmek istendi.

DİKKAT! DÜNYAYA SUNACAĞIMIZ ŞEYİ BİZZAT BİZE YOK ETTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR!

Şunu iyi bilelim: 15 Temmuz bitmiş bir saldırı değil, süregiden ve değişik yöntemlerle sürdürülen bir saldırıdır.

Bu saldırıyı maddeler hâlinde şöyle özetlemek mümkün:

1-FETÖ kullanılarak, cemaatler vuruluyor...

2-FETÖ'nün bir “cemaat” olduğu zihinlere kazınarak, fosilleşmiş laikçi-Kemalizmin önü açılıyor...

3-Yapılmak istenen şey, Türk toplumunun varlık nedenini oluşturan İslâmî ruhköklerini kurutmak.

4-Böylelikle, bu toplumun bin yıl tarih yapmasını mümkün kılan ve tam da İslâm'ın yeniden tarih yapacak yegâne kaynağını oluşturan Ehl-i Sünnet Omurga'nın çökertilmesi hedefleniyor...

Ehl-i Sünnet Omurga'nın varlığını sürdüren yegâne kaynak cemaatlerdir; özellikle de bizim ruh köklerimizi oluşturan, yaşatantasavvufî cemaatlerdir.

Elbette ki, iki asırlık medeniyet krizi sürecinde cemaatlerin yaşadığı sorunları, zaafları da konuşmamız gerekiyor; bu, başka bir yazının konusu.

Ama asıl mesele şu: Tasavvufî cemaatleri etkisiz hâle getirmek demek, bu toplumun ruh köklerini yok edecek tehlikeli tohumları ekmek demektir.

Tasavvufî cemaatleri yok etmek demek, Yunus'u, Mevlânâ'yı, İmam Rabbânî'yi, Gazâlî'yi, Nakşibendî geleneği, Itrî'yi, Akşemseddin'i, Fatih'i, Molla Gurânî'yi, Sinan'ı, Şeyh Galib'i yok etmek demektir. Bu kurucu şahsiyetleri yok etmek, bu toplumun Kur'ân ve Sünnet'ten süt emerek inşa ettiği bin yıllık mimarî, sanat, estetik ve hayat birikimini ve ruhunu yok etmek demektir.

En önemlisi de, hâricî mantığına ve İslâm'ın protestanlaştırılması tehlikesine karşı Kur'ân ve Sünnet'e dayalı olarak geliştirilen İslâmî ilim, irfan ve hikmet tecrübesi üzerinden inşa ettiğimiz gönülleri fethedecek irfânî geleneğe ve ruha dünyanın şiddetle ihtiyaç hissettiği bir zaman diliminde cemaatlerin hedef tahtasına yatırılması, bizim bin yıllık medeniyet dinamiklerimizin bizzat kendi ellerimizle dinamitlenmesi demektir.

15 Temmuz saldırısından sonra yapılan şey tam da bu işte: Bizim dünyaya sunacağımız hazine, bizim ruh köklerimiz yerle bir ediliyor.

Eğer bizim ruh köklerimizin yok edilmesine göz yumarsak, bu toplum çöker ve dünyaya sunacağımız Ehl-i Sünnet Omurga'ya dayanarak geliştirdiğimiz ruh köklerimizden beslenecek medeniyet fikri de suya düşer.

Ülkeyi yöneten insanları bu tuzağa karşı müteyakkız olmaya ve gereken adımları gecikmeden atmaya davet ediyorum.

YANLIŞ BİR TRENE BİNDİRİLMEK VE TRENDE TERS YÖNE KOŞMAK...

Yazıyı, sizi ters köşe yaparak bitireyim...

Büyük düşünür Nietzsche, şöyle bir şey söylemişti: “Yanlış bir trene binmişsiniz! Ama trende koridorda ters yöne doğru koşup duruyorsunuz! Boşuna koşturursunuz!”

Nietzsche, felsefî düzlemde önemli bir durumalış'tan sözediyor; amasanki bizim yüzyıllık savuruluşumuzu anlatıyor gibi, öyle değil mi?

Yusuf Kaplan / Yenişafak

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • İşte günün gazete manşetleri20 Temmuz 2017 Perşembe 07:00
  • T24 yazarından skandal “Süryani” yazı19 Temmuz 2017 Çarşamba 11:45
  • İşte günün gazete manşetleri19 Temmuz 2017 Çarşamba 07:00
  • Dilipak'tan çok çarpıcı tespitler18 Temmuz 2017 Salı 12:15
  • Ahmet Hakan'dan Kadir Mısıroğlu'na çok sert sözler18 Temmuz 2017 Salı 09:25
  • İşte günün gazete manşetleri18 Temmuz 2017 Salı 06:00
  • Rasim Ozan Kütahyalı’dan skandal şehitlik yorumu17 Temmuz 2017 Pazartesi 14:31
  • Cemal Nar Hoca’dan çok konuşulacak ‘ HERO’ yorumu17 Temmuz 2017 Pazartesi 11:30
  • Niye ayakkabısıyla seccadeye basıyor?17 Temmuz 2017 Pazartesi 11:00
  • Dilipak ateş püskürdü!17 Temmuz 2017 Pazartesi 10:30
  • ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.