28 Temmuz 2017 Cuma4 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:01Güneş 05:49Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:33Yatsı 22:12
    • 26°C Adana
    • 23°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 16°C Ağrı
    • 19°C Amasya
    • 20°C Ankara
    • 26°C Antalya
    • 22°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 19°C Balıkesir
  • BIST: 108.392 1.11
  • Altın: 143,183 -0.13
  • Dolar: 3,5328 -0.58
  • Euro: 4,1224 -0.21

Başbakan Yıldırım ile eski bakanlar neler konuştu?

Başbakan Yıldırım ile eski bakanlar neler konuştu?
Başbakan Binali Yıldırım’ın AK Parti hükümetlerinde görev yapmış eski bakanlarla yaptığı kahvaltının perde arkasını(!) yazan Elif Çakır’ın anlattıkları doğru ise, eski bakanlar referandum sürecinden hayli rahatsız!
Başbakan Yıldırım ile eski bakanlar neler konuştu? Başbakan Yıldırım ile eski bakanlar neler konuştu? Başbakan Yıldırım ile eski bakanlar neler konuştu?

Karar gazetesi yazarı Elif Çakır, Başbakan Binali Yıldırım’ın AK Parti hükümetlerinde görev yapmış eski bakanlarla yaptığı görüşmede neler konuşulduğunu yazdı.

AK Parti içindeki muhalif isimlere olan yakınlığı ile bilinen Elif Çakır’ın aktardığı bilgilere göre, kahvaltıya 35 isim katıldı. Görüşme 3 saat sürdü. Katılan isimlerin neredeyse tamamı söz alıp, görüşlerini dile getirdi.

Elif Çakır, eski bakanların ağırlıklı olarak, referandum sürecinde toplumun kutuplaştırıldığından, dinin siyasete alet edildiğinden, hamaset ve popülizmden şikayetçi olduklarını ileri sürdü.

Çakır’ın aktardıklarına göre, toplantıda Bülent Arınç gibi isimler de “AK Parti içine fitne sokmaya çalışan trollerden” dert yanmış; partinin bunlara neden tepki göstermediğini sorgulamış.

Kahvaltıda 16 Nisan’da referanduma sunulacak olan anayasa değişikliğinin içeriği hiç konuşulmamış.

Elif Çakır’ın yazısı şöyle:

“Konuşulan hususları, içerikleri itibari ile özetle ben şöyle başlıklandırdım:

AK Parti’nin ‘evet’ kampanyası: Neredeyse bütün bakanlar söz almış. Ve yine neredeyse büyük bir çoğunluk kampanyada kuşatıcı bir dil kullanılmadığı, toplumu ötekileştiren, kamplara ayıran bir dil kullanıldığı konusunda örneklerle uyarmışlar. Ve bilakis 14 yıl boyunca ülkeye hizmet eden, devrim niteliğinde reformlar gerçekleştiren AK Parti’nin ‘evet’ diyeni de ‘hayır’ diyeni de samimi olarak kucaklayacak, kuşatacak bir dile sahip olması gerektiği ve toplumu ayıran değil, birleştiren bir söylemi benimsemesi gerektiğinin altını kalın kalın çizmişler. Özetle “Bizim partimiz kuşatıcı olmalı, parmak sallamamalı, ötekileştirmemeli” denmiş.

Hatta “16 Nisan’a kadar diyelim ki ‘evet’ çıkması için, seçmeni ‘evet’e ikna etmek için her türlü gerilim siyaseti yapıldı. Diyelim ki siyasette olur böyle şeyler. Peki, 17 Nisan’dan sonra nasıl bir Türkiye olacak. Bu kadar kamplaşmış, bu kadar gerilmiş bir toplumla ne yaparız” denilmiş.

Din ve siyaset: Din ve siyaset konusunda alkışlanası konuşmayı Sayın Sait Yazıcıoğlu yapmış. Dini argümanların, dini referansların oldukça dünyevi olan siyasete bu kadar hunharca alet edilmemesi gerektiği dile getirilmiş. Yine AK Partili bazı il ve ilçe başkanlarının söylemlerinden örnekler sunularak, “Deniz Baykal’ın ‘peygambere verilse bu yetkiler,’ söyleminin yanlışlığını, aşırılığını, hadsizliğini eleştiriyoruz da peki bizim içimizdekilere hiçbir şey söylemeyecek miyiz?”  denmiş.

Referandumu etkileyecek üç husus: Referanduma 26 gün var. AK Parti stratejisini yeniden gözden geçirip, kendisine bir yol haritası belirleyebilir. Ancak sanırım bunu MHP lideri Devlet Bahçeli’yi kızdırmadan yapması gerekiyor. Zira ikinci husus biraz kendisini ilgilendiriyor.

1 ) 16 Nisan’da ilk kez oy kullanacak bir buçuk milyon genç var. Gençlerin ikna edilmesi gerekiyor.

2) Kürt seçmenler. MHP ile ittifak Kürt seçmenlerin oyunu nasıl etkileyecek bunu bilmiyoruz.

3) Yargı mağduru olan FETÖ ile alakası olmayan kesimler.

Dış politika hamaset ve popülizm: Özetle son günlerde yaşadığımız hadiselerden yola çıkarak dış politika konusunda şunlar dile getirilmiş. AK Parti’nin giderek pozitif ve gerçekçi söylemlerden uzaklaştığı ve çatışmacı bir dile doğru yaklaştığı tespiti yapılmış. Henüz üzerinde polemik dumanları tüten Hollanda ve Almanya meselesi gündeme gelmiş ve özetle şunlar söylenmiş: “Ülkemize yapılanlar elbette affedilmez, itibarımızın zedelenmesine asla müsaade etmeyelim, ülkemizin hukukunu koruyalım. Bir vatandaşımızın dahi bulunduğu ülkede hor görülmesine izin vermeyelim. Ancak bunları yaparken, itirazımızı yaparken, tepkimizi gösterirken de kendi dilimizle itibarımızı zedelemeyelim. Yarın bu ülkelerle yüz yüze bakacağız. Muhataplarımızla ilişkilerimizi devam ettireceğimiz gibi bir gerçeğimiz de önümüzde duruyor.”

Medyanın ve siyasetin içindeki troller: Aslında bunlara operasyonel karakter suikastçileri adını vermek daha doğru. Yine gündeme gelmişler. Sanırım AK Parti’ye en büyük zararı veren ve gün geçtikçe daha büyük bir sorun yumağı haline gelen bu sorun, çözülmediği sürece Başbakan Binali Yıldırım’ın da AK Parti Genel Merkez’in de önüne gelmeye devam edecek. AK Parti içine fitne sokmaya çalışan “troller” meselesini gündeme getiren isim, AK Parti’nin kurucu isimlerinden olan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Beştepe’deki yemekte yanına oturttuğu ve ‘abi’ diye hitap ettiği Sayın Bülent Arınç. İkinci söz alan isim olmuş. Sayın Bülent Arınç’ın konuşmasıyla sınırlı kalmamış mevzu: “AK Parti adına tuhaf bir şekilde söz sahibi olduğunu iddia eden, parmak sallayan, yol arkadaşımız dediğiniz isimler itibar suikastine uğrarken bizim partimizden ve sizler neden çıkıp ‘ne oluyor, siz kimsiniz’ denilmiyor” denilmiş. Hatta “Partimizden neden ses çıkmıyor sorusu” ciddi ciddi sorulmuş. Başbakan Binali Yıldırım zaman zaman kendisinin de bu sorundan muzdarip olduğunu ve bizzat bu sorunla ilgilendiğini söylemiş.

Velhasıl Türkiye’nin ‘sistemini’ değiştirecek olan paketin içeriği tartışılmamış. Ancak Sayın Cemil Çiçek o toplantıda olur da Türkiye’nin yargı sorunu gündeme gelmez mi? Gelmiş. Elbette ki siyasetin ahlakla buluşması gerektiği konusu da... Devletin bekasını ilgilendiren bir FETÖ sorunumuz var, ancak gittikçe büyüyen bir mağduriyet de var, yargının gerçek anlamda çalışmalarına bir an önce başlaması gerektiğini uzun uzun anlatmış.

Yerim sınırlı olduğu için ben bu kadarını yazabildim.”

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Diğer Haberler
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.