Dedesi sarıkla gezen Cumhuriyet yazarı

Dedesi sarıkla gezen Cumhuriyet yazarı
"Benim dedem o zamanın hukuk mektebinde müderris. Üstelik ilginç de bir adam. Çok namuslu, çok seviliyor ama şapka devrimini kendine yediremiyor, kızıyor ve istifa etmeye kalkıyor. Hemen araya giriyor ve ikna ediyorlar. Şapkayı alıyor eline ama

Bu sözler Vakit, Yeni Şafak, Zaman, Milli Gazete veya Yeni Asya gazetelerinin yazarlarından birine ait değil. Bu sözler Cumhuriyet gazetesi yazarı Emre Kongar'a ait.

Habertürk'te Kısa Devre programına konuk olan Cumhuriyet Gazetesi yazarı Emre Kongar ile sunuculardan yazar Cem Mumcu, arasında ilginç bir diyalog yaşandı. Kongar, Mumcu'nun "namaz kılmayı biliyor musunuz?" sorusu üzerine şunları söyledi;

"Benim dedem o zamanın hukuk mektebinde müderris. Üstelik ilginç de bir adam. Çok namuslu, çok seviliyor ama şapka devrimini kendine yediremiyor, kızıyor ve istifa etmeye kalkıyor. Hemen araya giriyor ve ikna ediyorlar. Şapkayı alıyor eline ama giymiyor. Elinde okula gidip geliyor. Bizim evde sarıklı fotoğrafı vardı."

Mumcu, bir ara Kongar'a "Sizin duruşunuzda başka bir şey var. Acaba Emre Bey hiç yer sofrasında oturmuş mudur, köy kahvesinde oturmuş mudur?" diye sorunca şu cevabı aldı:

"Yıl 1962 ve ben 21 yaşındayım. Siyasal Bilgiler'de okuyorum. Okula girer girmez hemen çalışmaya başladım çünkü babam ölmüştü. Burs da almadım, ama hep çalıştım. Yazarlık, asistanlık, araştırmalarda mülakatçılık yaptım. Çok da ciddi çalışıyordum. Siyasal Bilgileri bitirmeden 2-3 doğrudan köy araştırmasında çalıştım. 60'lı yıllar. Tabi köy kahvesinde pişpirik de oynayacaksın, çay da içeceksin, sohbete de katılacaksın. Benim gibi öğlen üzeri gidersen, 'Hadi bakalım Emre Bey, cuma namazına' dendiğinde kalkacaksın, 'Senin şimdi abdestin de yoktur, hadi bir abdest al' dediklerinde caminin önündeki çeşmede abdest de alacaksın ve gelip namazını da kılacaksın."

Emre Kongar'ın bu sözlerinden sonra "Yaptınız mı bunları?" diye soran Mumcu'ya
"Gayet tabi" yanıtını veren Kongar, "Türkiye'de bunları yapmadan sosyolog falan olunmaz. Ben köyde de gecekonduda da bizzat fiilen yaşadım ve araştırmacılık da yaptım" dedi.

Daha sonra ikili arasında şu diyalog yaşandı:

Mumcu: Namaz kılmayı biliyor musunuz yani?

Kongar: Şaka ediyorsunuz!

Mumcu: Biliyorsunuz?

Kongar: Şaka ediyorsunuz! Benim din kültürüm çıkıp da ahkam kesen, kendilerine İlahiyat alimi, profesörü diyenden on kat güçlüdür.

Emre Kongar, bu sözlerinden sonra ilk kez ailesi ve aldığı kültürle ilgili şu açıklamaları yaptı:

DEDEMİN SARIKLI FOTOĞRAFI VAR

"Benim dedem o zamanın hukuk mektebinde müderris. Üstelik ilginç de bir adam. Çok namuslu, çok seviliyor ama şapka devrimini kendine yediremiyor, kızıyor ve istifa etmeye kalkıyor. Hemen araya giriyor ve ikna ediyorlar. Şapkayı alıyor eline ama giymiyor. Elinde okula gidip geliyor. Bizim evde sarıklı fotoğrafı vardı.

BABAM ATEİST, ANNEM DİNDAR BİR İNSANDI

İstanbul'da yaşıyorlar. 7 çocukları var. 5 kız ve 2 erkek. Hepsini okutuyor. Biri Felsefe, biri Coğrafya ve 2 tanesi de İlkokul Öğretmeni oluyor. İnanılmaz bir şey!

Annem mesela Felsefe hocasıydı. Annem, abim ve bana bahşiş vererek sure ezberletirdi. Benim günlük konuşma dilimde de 'Allah korusun, Allah izin verirse, Allah göstermesin' gibi laflar çok yaygındır. Annemden geliyor.

Babam mesela 20 yaşına kadar çok dindar. Sonra Felsefe hocası olunca ateist olmuş. Annem çok dindar. İkisi de Felsefe okumuş. Aynı zamanlarda, aynı yerde okumuşlar, birbirlerini sevip evlenmişler.

Biri ateist biri dindar devam ediyor. Babam hiç karışmazdı. Annem bize bütün dini bilgileri her şeyi öğretti. Tabi bir de Felsefe hocası olduğu için yol yordamıyla öğretti. Anlatarak, ödüllendirerek öğretti. Bu konu çok derindir fakat ben Türkiye'nin toplumsal yapısının, dini kurallara, dini ilkelere göre biçimlenmesini istemediğim için o konulara hiç girmem."

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.