PKK darbenin eseri

PKK darbenin eseri
Bugün 12 Eylül’ün 29. yıldönümü. Şiddet olayları, ölümler ve acılarla dolu 12 Eylül’ü değerlendiren akademisyen, asker, hukukçu ve darbe mağdurları, terör örgütü PKK’nın darbe döneminden beslenerek ortaya çıktığı görüşünde birleşiyor...

Bugün Türkiye’nin, gözaltında kayıp, cezaevlerinde işkenceler, ölüm, şiddet olayları, sürgün ve idam gerçeği ile tanıştığı kara gün 12 Eylül’ün 29. yıldönümü... Uzmanlar darbe öncesi Güneydoğu’da şiddet yanlılarının 300-500 olan sayısının 12 Eylül sonrasında 15.000’e ulaştığına dikkat çekiyor. Yasadışı çalışmalarına 1970’li yıllarda başlayan PKK, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından silahlı eylemlere başladı. Sıkıyönetimin getirdiği baskıcı yönetim, artan işkenceler, örgüte Doğu bölgelerinde daha kolay taraftar sağladı. 

UZMANLAR NE DÜŞÜNÜYOR?
Vakit’e konuşan akademisyenler, askerler, hukukçular ve darbe mağdurlarının ortak görüşü de, 12 Eylül’ün etnik teröre çıkacak kapıyı araladığı yönünde oldu. İşte uzmanların görüşleri:
Emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi: “12 Eylül’de, sol kamplaşmanın yanında, genç üniversiteliler arasında Kürtçülük bölücü bir faaliyete dönüşmüş; Cumhuriyet döneminde devletin yanlış Kürt politikası nedeniyle ortaya çıkan bütün sorunlar da alabildiğine istismar edilerek, Güneydoğu anarşi ve terörün kol gezdiği bir yöremiz haline gelmiştir.”

Prof. Dr. Fikret Başkaya: “Kürtlerin yaşadığı bölge zaten sürekli bir ‘sıkı yönetim’ veya ‘olağanüstü hâl’ bölgesiydi. Orası uzun yıllar yasak bölgeydi. 12 Eylül’de orada uygulanan baskı, şiddet ve devlet terörü diğer yerlerden çok daha şiddetli, kapsayıcı ve acımasızdı. Bu acımasızlık şiddete açılan kapıyı araladı.”
Prof. Dr. Mustafa Acar: “12 Eylül darbesiyle tutuklananlar, işkence görenler, gözaltında ölenler kervanına Kürtler de dâhil edilmiştir. Kürtçe yasağından Nevruz yasağına türlü yasaklar büyük ölçüde askeri darbe ve sıkıyönetim dönemlerinin eseridir. Sivil çözüme, demokratik-siyasi açılıma sürekli karşı çıkanlar, Kürtçenin serbest olmasıyla Türkiye’nin bölünüp parçalanacağını iddia edenler, aksini söyleyenleri vatana ihanetle suçlayanlar en başta darbeciler olmuştur. Bu ülkenin içine sokulduğu yasaklar, baskılar, korkular cenderesinin en büyük sorumlusu darbecilerdir.”

“GENÇLER ÖRGÜTÜN YEMİ HALİNE GETİRİLDİ”
12 Eylül’den sonra “Ülkücü Hareket” davasında idam talebi ile yargılanan ve 10.5 yıl hapis yatan Avukat İrfan Sönmez: “12 Eylül darbesinden sonra konulan Kürtçe yasağı, uzun yıllar PKK terör örgütünün, militan avlamak için oltasının ucuna taktığı yem olmuştur. Baskıyla, işkenceyle, zulümle ötekileştirilenler, ya topluma küsmüş, ya da intikam arzusuyla herkese veya her şeye düşman olmuştur.”
Yargıtay Cumhuriyet eski Savcısı Ahmet Gündel de, darbe döneminin sorunu derinleştirdiğini vurgulayarak, “Ülkede demokrasinin sürekli kesintilere uğraması Kürt sorununda çözümü olanaksız kılmıştır. Çünkü bu sorun ancak demokratik bir ortam içerisinde çözüme kavuşturulabilir. Kürt sorununun asker tarafından ve askeri politikalarla çözülemeyeceği anlaşılmıştır. Nitekim eski askerlerin de bu durumu açıkça itiraf eden beyanları basında yer almıştır” şeklinde konuştu.

Doç. Dr. Bilal Sambur: “Kürt sorununun sivil-demokratik yollardan çözüme kavuşturulamamasının arkasında 12 Eylül darbesi vardır.” 

Ülkü Ocakları eski yöneticilerinden Doç. Dr. Selçuk Özdağ: “Darbeciler 12 Eylül’de akıl almaz yasaklar getirerek Kürt vatandaşlarımızı ötekileştirmek isteyenlerin emellerine hizmet etti. Bugün 12 Eylül’ün ötekileştirdikleri terör örgütünün yabancılaştırdıklarından, küstürdüklerinden kat kat fazladır. Ülkeyi kurtarma adına ateşin içine attılar.” 

ASLAN DEĞİRMENCİ / VAKİT 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.