Cumhurbaşkanı Gül, Chicago Küresel İlişkiler Konseyi'nde konuştu...        Askerlik Kanunu'nda değişiklik kabul edildi...        Evine girerken öldü...        Başbakan Erdoğan Kazakistan'a geldi...        Başbakan Yardımcısı Arınç, Suudi Arabistan'da  ...        Karadavi, Haşimi için devreye girdi - Yusuf el-Karadavi, Celal Talabani'ye Tarık el-Haşimi'nin yargı süreciyle ilgili mektup yazdı...        ''Bu gece uyumayacağım''...        Haberal mektubu Mason tezgahı...        Kalender Orduevi’nde başörtüsü yasağı sürüyor...        Erdoğan Ersin’den 10 bin TL tazminat  kazandı...        Kılıçdaroğlu’nun aklı fikri Silivri’de...        Kışlada rezalet üstüne rezalet!...        
USD Alış 1.821 USD AlışUSD Satış 1.831 USD SatışEuro Alış 2.322 Euro AlışEuro Satış 2.337 Euro SatışAltın Alış 93.2020 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
2 Recep 1433

23 Mayıs Çarşamba 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Başınıza Akit kadar taş düşsün!


Hani; “Başına saksı düşse benden bileceksin” diye bir söz vardır ya, bizim durumumuz da aynı... Adamın başına “saksı” düşse, Akit'ten bilecek!.. Bir başkasının ayağı taşa takılsa, tökezlese veya yere kapaklansa, diyecek ki, Akit yaptı!..
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
 

MÜTHİŞ BULUŞ. İNGİLİZCE KONUŞMAYAN KALMAYACAK. NASIL MI? TIKLAYIN!

İşte bu yüzden, bugünkü manşetimizde, bu isyanımızı dile getirdik;

“Başınıza,

Akit kadar taş düşsün!”

Bunu dedik;

Çünkü Ankara büromuz muhabirlerinden Erol Metin'in gönderdiği bir haber, yaşadığımız diğer olayları da hatırlattı ve “Yeter” dedik; “Artık yeter!.. Çekin kirli ellerinizi Akit'in üzerinden!”

Öyle ya;

Ne zaman “faili meçhul bir cinayet” işleseler, ne zaman bir “tetikçi” bulup “karanlık bir eylem” gerçekleştirseler, onu “Akit'in veya Vakit'in üzerine yıkmak” için ellerinden gelen çabayı gösterdiler.

“Akit'i susturmak” ve hatta “linç” edebilmek için öyle “iftira”lar attılar, öyle “itibarsızlaştırma kampanyaları” yürüttüler ki, “demokratik yollar”dan başedemeyeceklerini anlayınca, “illegal yöntemler”e bile başvurdular.

TEZİÇ OLAYI TEZGÂH!

Erol Metin'in haberinden öğrendik ki, “Teziç olayı”na da “Akit'i bulaştırmak” istemişler... Önce Erol Metin'in haberine bir bakalım...

“2007'de, cumhurbaşkanlığı seçimlerine 2 gün kala eski YÖK Başkanı Erdoğan Teziç'e yapılan saldırı girişimi yeniden gündemde. 27 Nisan Bildirisi'yle ilgili soruşturma başlatan Ankara Özel Yetkili Savcılığı'nın, bu bildiriye zemin hazırlayan önemli etkenlerden biri olan ve Teziç'i hedef aldığı öne sürülen silahlı saldırıyı da araştıracağı öğrenildi. Ayrıca Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada ifadesi alınan Teziç, saldırganlardan şikayetçi olmadığını söyledi...

Bu eyleme de; Danıştay saldırısında olduğu gibi “dini motif” katılarak, hükümetin zor durumda bırakılmaya çalışıldığı ortaya çıktı. Dönemin YÖK Başkanı Teziç'e suikast girişiminde bulunduğu ileri sürülen ve tutuksuz olarak yargılanması süren Nurullah İlgün, Akit'e çok çarpıcı açıklamalarda bulundu.

İlgün, eylemi protesto amacıyla gerçekleştirdiğini, Teziç'i öldürme kastının bulunmadığını savunarak, “Oraya Teziç'i vurma niyetiyle gitmedim. O şekilde adam vurulmaz. Sadece siyasetin içine çok giren Teziç'e tepkimi dile getirecektim” dedi.

Hükümet aleyhine kullanılan eylemi gerçekleştirerek yanlış yaptığını dile getiren İlgün, eski YÖK Başkanı Erdoğan Teziç'in kendisinden şikayetçi olmamasını da “Büyüklük yapmıştır” şeklinde değerlendirdi.

Nurullah İlgün, olay sonrası yaşadıklarını ise şöyle anlatıyor:

YÖK binası önünde havaya ateş ettikten birkaç saat sonra yakalandım... Daha adımı-soyadımı sormadan, sordukları soru şu oldu:

“İmam Hatip, mezunu musun?..

Vakit okuyor musun?

Hangi cemaate mensupsun?

Namaz kılıyor musun?”

Anladım ki, yaptığım eyleme “dinî bir görüntü vermek” istiyorlar... Oysa ben, normal yaşantımda “vakit namazlarını bile kılmayan” bir adamım!..

Gözaltına alındıktan sonra, tuvalete giderken, bana refakat eden polis dedi ki;

“Ben de Aleviyim. Doğruyu söyle. Bu şerefsizler seni kullanmış. AK Parti seni kullanmış. Bu dincilerin seni nasıl kullandığını bir bir anlat.”

“Yalan ifade” konusunda babasına da baskı yapıldığını söyleyen İlgün, şöyle devam etmiş sözlerine: “Babam Ankara'ya geldiğinde ona ‘Oğlunu kurtarırız. İfadesini sağlam versin. AK Parti'liyim, onlara sempati duyuyorum falan desin' demişler.”

O dönemde köylüsü İHH Başkanı Bülent Yıldırım'ın da olayla ilişkilendirilmeye çalışıldığına dikkat çeken İlgün, şunları söylemiş: “O zaman İHH'yı da gündeme getirdiler. Hatta bunun için kalkıp bizim köye kadar gitmişler. Sol bir partiden milletvekili olan bir avukat babama gidip ‘Nurullah, Bülent Yıldırım'ın ismini versin. O bizi azmettirdi desin. Oğlunu hapisten çıkartacağız. Para bile vereceğiz' demiş.”

Görüyorsunuz ya;

Eyleme, “dinî bir görüntü” vermek için, ellerinden geleni yapmışlar!..

Oysa, ortada “suikast-muikast” yok!..

Olay, “tertip”ten başka bir şey değil... Nurullah İlgün'ün, bir “protesto” amacıyla gerçekleştirdiği eylemin nelere malolduğunu ve “nasıl kullanıldığını” biliyorsunuz.

367 İÇİN KULLANDILAR!

Malûm, 27 Nisan günü “Cumhurbaşkanlığı seçimi” yapılacaktı... Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu da Meclis'e gelecekler, oylamaya katılacaklardı.

25 Nisan günü, tam “karar”larını kamuoyuna açıklayacaklardı ki; “Teziç'e suikast”(!) haberi, telefonla bildirildi kendilerine... Ondan sonra, film koptu!..

Mehmet Ağar da gelmedi Meclis'e, Erkan Mumcu da!.. Ve böylece “367 krizi” patladı... Yani, Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı ama daha sonra iptal edildi!..

Ki, o akşam da; Org. Yaşar Büyükanıt tarafından “TSK'nın internet sitesi”nde, meşhur “27 Nisan e-muhtırası” yayınlandı!.. Muhtırada, “Teziç'e suikast”(!) olayı da “Laiklik karşıtı eylem” olarak yer aldı!..

Sadece bunlar bile, Teziç olayının bir “tezgah” olduğunu göstermeye yeterlidir!.. Demek oluyor ki; “367 ucubesi”nin mimarları; ya böyle bir olay tezgahladılar, ya da bu olayı “amaç”ları için “kullandılar!”

Teziç'e suikast girişimi, Vakit'in o günlerde yazdığı gibi; tamamen bir “oyun”, tamamen bir “komedi” ve tamamen bir “senaryo” ve “tezgah”tı!..

Evet, “tezgah”tı, çünkü “bir gün sonrası”nı Osman Özsoy adlı bir vatandaş, şöyle anlatıyordu:

“İlginçtir, YÖK'e silahlı saldırı yapıldığı haberi ertesi günü gazetelere düştüğünde, ben Ankara'dan İstanbul'a dönüyordum. Otobüste koridor kenarındaki koltukta gazetemi açmış okurken, aynı hizadaki koridora bakan koltukta oturan bir genç, gazetedeki bir haber ilgisini çekmişcesine, “Şu gazeteye bir bakabilir miyim abi” diyerek gazeteyi hızlıca elimden aldı ve şaşkınlıkla, “yok ya böyle bir şey...” dedi. “Ne yok, anlamadım” dedim. Meğer, kendisi YÖK'te güvenlikte çalışıyormuş.

Bunlara; “gidin, 15-20 gün kafa dinlendirin” diye apar topar izin vermişler.

Demek oluyor ki;

Nurullah İlgün'ü o gün içeri alanlar, “güvenlik görevlileri”ne de “izin” verip, Ankara'dan uzaklaştırmışlar ki; konuşmasınlar ve “tezgah ortaya çıkmasın!”

Ama, çıktı işte!..

Olayın bir numaralı sanığı Nurullah İlgün 5 yıl sonra konuştu ve tezgahı “deşifre” etti!..

Peki, ya; Nurullah İlgün bir “İHL'li” olsaydı, hele de “Vakit” okusaydı, acaba neler olurdu?..

Olacağı şuydu: Yine “kampanya”lar açarlar ve “Vakit hedef gösterdi” diyerek, bizi “linç” etmeye çalışırlardı.

Daha önce yaptıkları gibi!..

ŞEMDİN SAKIK'IN İFADESİ

Hatırlarsınız; 26 Nisan 1998 tarihli Hürriyet ve Sabah gazetelerinde, “Sakık'tan şok iddialar” başlığı ile “manşet”ten haberler verilmişti...

Haberlerin özü ve özeti şuydu:

“PKK'nın Apo'dan sonraki ikinci adamı Şemdin Sakık, deprem yaratan ifadesinde, örgüte destek veren, zaman zaman işbirliği yapan isimleri tek tek açıkladı.

Sakık; irtica yanlısı iki gazetenin Apo'ya, PKK aleyhine yazmama sözü verdiklerini söyledi. Sakık, Apo'nun Ermenistan ile ittifak ve Türkiye toprakları üzerine pazarlık yaptığını bildirdi. Milli Gazete ve Akit gazetesiyle PKK arasında gizli bir anlaşma olduğunu söyleyen Sakık, Apo'nun kendisine ‘Bunlarla bir nevi ortak düşmana karşı anlaşma yaptık' dediğini belirtti.”

Malûm, biz bu haberlere, ertesi günkü Akit'te şöyle cevap vermiştik;

“Şerefsizler!”

Ancak, daha sonra, Şemdin Sakık; “Ben böyle bir ifade vermedim” demiş ve söz konusu ifadelerin düzmece olduğu ortaya çıkmıştı!..

Ordunun üst kademesindeki değişikliğin ardından Şemdin Sakık'a ait olduğu iddia edilen ifadelerin sahte olduğu, Çevik Bir ve Erol Özkasnak'ın talimatıyla basına verildiği ortaya çıkmıştı.

Ki, bu gerçeği; o dönemde Sabah gazetesi yönetiminde bulunan Can Ataklı, Öküz dergisine verdiği röportajda, şöyle açıklıyordu:

“O generalin emriyle, bir insanı siyaseten yok etme, yani linç kampanyası açıldı. Tüccar generaller var, geliyorlar. ‘Şöyle bir şey yazın da bu kadının kafasını koparalım' diyorlardı... (...)

Ki, daha sonra aynı itirafı, Sabah'ın sahibi Dinç Bilgin de yaptı ve “Maalesef o haberi yapmak zorunda kaldık” dedi.

İyi hoş da;

O ifadeye Akit ve Milli Gazete'nin adı niye eklendi?.. Öyle ya, bu gazeteler “bir numaralı PKK ve Apo düşmanıdır”lar!..

Gözleri o kadar dönmüş ki, bunu bile görmemişler ve Akit'i “linç” etmek istemişler ki; bu kadarına pes!..

Hele söyleyin; “Başınıza Akit kadar taş düşsün” demekte haksız mıyız?..

KIŞLALI CİNAYETİ

Tabiî, bütün bu haberler ne “ilk”ti, ne de “son” olacaktı.

Akit veya Vakit'le ilgili “linç” kampanyasını, 1999'daki “Ahmet Taner Kışlalı cinayeti”nde de sürdürmüşlerdi.

“Arşiv” sayfamızda yayınladığımız bir “çarpı” işaretinden yola çıkıp, “Kışlalı'yı Akit hedef gösterdi” demişlerdi...

O günlerde demiştik ki;

Bir insanın üzerine “çarpı” işareti atmak, “onu öldürün” demekse; bu ülkede Adnan Menderes'in, “başörtülü kadınlar”ın, Tansu ve Özer Çiller ile Hasan Mezarcı'nın da üzerine “çarpı” işareti atıldı!.. Siz; o çarpı işaretiyle, “onları öldürün” mü demek istediniz?..

Bir insanın “fikirlerini onaylamamak” başka şeydir, “hedef göstermek” başka!.

Unutmayın ki;

Bahriye Üçok, Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu öldürüldüğünde, Vakit veya Akit diye bir gazete yoktu!..

Ne yani, onları da mı biz hedef gösterdik?.. Onları da mı biz öldürttük?

Ama, amaçları “üzüm yemek” değildi... Amaçları, “bağcıyı dövmek”ti!..

Kendilerinin de içinde bulundukları “derin devlet”in cinayetlerini “birilerinin üzerine yıkmak” istediler ki; “irticaî tehlike”yi tepe tepe kullansınlar!..

Hala da kullanıyorlar!..

NE BADİRELER ATLATTIK!

Bunu, “Danıştay cinayeti”nde de kullandılar, “28 Şubat Süreci”nde de!..

“Hedef manşetten, kurşun avukattan” dediler ama, yine de Alparslan Arslan'ın “Ergenekon bağlantısı”nı örtbas edemediler.

Bu gazete, ne “badire”ler atlattı, ne “illegal eylem”lere maruz kaldı...

Gazetemizin merkez binasına sıkılan “Kaleşnikof kurşunu” da, maruz kaldığımız “gözaltı”lar da, “400 polis, 2 panzer ve keskin nişancılar”la “baskın”a uğramamız da, bizi “susturmak” içindi!..

Baktılar ki, susmadık; Cumhuriyet Çalışma Grubu adlı illegal bir grup kurup, hakkımızda “illegal saldırı planları” hazırladılar!.. Yetmedi, “312 general” tarafından hakkımızda “linç” davası açıldı. Ama, yılmadık!..

Bugün, biz yolumuza devam ediyoruz ama, o “iftira”ları atanların, o “baskın”ları yapanların, o “plan”ları hazırlayanların çoğu Silivri'de tutuklu!..

Onun için diyoruz ki;

Artık “deşifre” oldunuz!..

Akit veya Vakit'i bulaştırmak istediğiniz “karanlık eylem”lerin hepsi, tek tek aydınlatıldı!..

Düşün yakamızdan!..

Çünkü biz, hiçbir “karanlık eylem”de yokuz... Biz, bir “gazete”yiz ve bu “memleket” ve bu “millet” için varız... Siz de, artık “irtica” aramaktan vazgeçin ve “millete teslim olun!”

Şunu da unutmayın;

“Akit, bu milletin sesidir!”

Haa, şunu da söyleyelim:

“Başınıza Akit kadar taş düşsün” dedik ya; mazallah başınıza “taş” filan düşerse, yine “Akit hedef göstermişti” demeyin sakın!..

“Taş” değil de,

Belki “çığ” düşebilir!..

Allah'ın işi... Düşer mi, düşer!..

Mehmet Sılay'a teşekkür

Kim, ne derse desin, bence Mehmet Sılay'a haksızlık, onun çabalarına ve emeklerine vefasızlık yapıldı.

Malûm, birkaç gündür; şehadetinin 86. yıldönümünde, merhum “İskilipli Atıf Hoca'yı anma törenleri” yapılıyor... Ben mi görmedim, yoksa dikkatimden mi kaçtı bilmiyorum ama, İstanbul, Ankara ve Kocaeli'deki törenlerde, Hatay eski milletvekili Mehmet Sılay'ı göremedim... Bir tek Çorum'daki konferansa davet edilmişti.

Ama, haberleri dikkatle takip etmeme rağmen; törenlerde yapılan konuşmalarda “Mehmet Sılay'a teşekkür” edildiğini de hiç duymadım...

Oysa, Mehmet Sılay; İstiklal Mahkemeleri tarafından düzmece suçlamalarla “idam” edilen ve naaşı da, Ankara'da Şafaktepe Parkı'na gömülen İskilipli merhumun mezarını bulmak için, “tam 10 yıl uğraşan” adamdır!..

Mehmet Sılay'ın çabalarını çok iyi biliyorum... Çorum, Ankara, Konya ve İstanbul'dan “14-15 kişilik bir ekip”le çalıştı ve 2007 yılında ulaştı mezara... Mezarı gizlice kazdı ve bulduğu kemikleri de, DNA testi için, 6 ay boyunca “arabasında” taşıdı.

Sonra da, ayaklar altında çiğnenen kemiklerin İskilipli Atıf Hoca'ya ait olduğunu tesbit edince, İskilip'e götürdüler ve cenaze namazını kılarak defnettiler.

Mezarı bulmak için bu kadar uğraş veren bir adama, hiç olmazsa bir “teşekkür” edilmeli değil miydi?

Herkes unutsa da, ben Mehmet Sılay'a, huzurlarınızda bir defa daha teşekkür ediyorum.

Miraç Gecesinde Kudüs'te Olmak Istermisiniz?

"Mobilyada %50’ye Varan İndirimler Burada!"

HAŞERE KOVUCU TÜRKİYE’DE 1 KEZ AL YILLARCA KULLAN 49 TL

ÜLSERE KARŞI MUCİZE ÇÖZÜM

Solar Cep Şarj Cihazı Türkiye’de


 
2012-02-07 00:20:27
 
 
2012-02-07 09:09:14
illa ki akit
iyi ki varsın AKİT

2012-02-07 08:33:06
yigit olur nami7-2-2012-6-13
kalir dunyada insan olur aradan seneler gecsin rahmet okunur sevgi ve muhabbetle anilir isin baska tarafi yasadigi surede tum isi gucu halkla ugrasan halkin dinini yasayisini hor gorenler hatirlanmaz hatirlanmiyacak isimleri bile anilmaz ne mutlu halkin iyiliyi icincalisanlara rahmetleanilir

2012-02-07 08:29:24
allah sizlerden razı olsun
Akit en büyük düşmanları çünkü tarihi gerçekleri ortaya koyarak bir milletin uyanışına neden oluyor.

Arkadaşına Gönder Haberi Yazdır
 
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
01:41   Cumhurbaşkanı Gül, Chicago Küresel İlişkiler Konseyi'nde konuştu
01:41   Askerlik Kanunu'nda değişiklik kabul edildi
01:22   Haberal mektubu Mason tezgahı
01:05   Kalender Orduevi’nde başörtüsü yasağı sürüyor
00:45   Kışlada rezalet üstüne rezalet!
23:57   Valilikten “İhmal” İddiasına Yalanlama
22:30   Askerlik Kanunu Değişti
22:27   NATO Deklarasyonuna Türkiye Ayarı
22:21   Derenin Ortasında Mahsur Kaldı
20:35   Askerlik Kanunu değişiyor
19:01   Memur Yarın İş Bırakma Eylemi Yapacak
17:40   Şok açıklamalar
17:39   Erdoğan, Pakistan anamuhalefet liderini kabul etti
17:33   Haberal, tahliyesini istedi
17:16   2014 yılı için bu senaryo konuşuluyor
17:13   Tebriz'e uçak seferleri 15 Haziran'da başlıyor
17:11   Savcılık haberleri ihbar kabul ederek soruşturma açtı
16:57   Erdoğan'a Pakistan'da fahri doktora unvanı verildi
16:34   AGD Fetih Şöleni'nde dünya rekoru kıracak
16:15   Bedellide '25 yaş ve 15 bin TL' önerisi!
15:53   Örgüt aldığı paraları, terör örgütü PKK'ya göndermiş
15:43   Bakan Şimşek öğrencilere gitar hediye etti
15:33   Mobese kameralarıyla 110 araca ceza uygulandı
15:32   Hakan Şükür İnegöl Belediyesi'ni ziyaret etti
15:18   Mahkeme gerekçeli kararını açıkladı
14:58   'Hayvanları öldürenlere hapis cezası geliyor'
14:10   Yürekleri burkan yolculuk
14:04   Terör örgütünün gümrük haracına darbe: 58 gözaltı
14:02   KCK'nın yeni yapılanması HDK meydana indi
14:00   Bağış'tan Fransa açıklaması
13:50   Londra darbeyi 38 gün önceden biliyordu
13:31   THY uçağına araba çarptı
13:26   Cenazeme onlar gelmesin
13:14   'Sizde dokunan, Aziz Yıldırım serbest kalsın!'
12:28   "Hayvanları öldürenlere hapis cezası geliyor"
12:14   "Ayasofya Fetih törenlerine dahil edilsin"
12:14   Gülen'den suçlamalara cevap
11:48   Hollande'a "Yeni bir sayfa açalım" çağrısı
11:48   "ATAK, yurtdışı satışları olabilecek bir helikopter"
11:34   Ayşe'yi PKK katletti
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Kürt kardeşlerim derdimiz bu mu?...
 
"Şeriat İslam mı?" 8...
 
“Üç Aylar” Geleneği ve “Kand...
 
Bankaların kar, aktif, mevduat ve kredileri ...
 
"Bizim Devlet Programımız CHP Programıdır"...
 
19 Mayıs Bayramı nasıl sulandırılır?...
 
HÂLÂ İşkence Görüyor, Kimseden Ses Yok!.....
 
Mustazaf-der kapatıldı......
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya BDP bir "parti" midir, "Apo'yu Koruma Dern...
 
Abdurrahman Dilipak Tiraj durumu...
 
D.Mehmet Doğan Önce hayâ, sonra Safahat!...
 
Yener Dönmez Başbakan'dan DPI açıklaması ...
 
Mustafa Özcan Mağlup ruhlar!...
 
Faruk Köse "Sayın terörist" deme özgürlüğü...
 
Yavuz Bahadıroğlu Plâkalarımız ve biz...
 
Serdar Arseven Kıbrıs'ta neler oluyor?.. BBP'den ses var, MHP'...
 
Hüseyin Öztürk Camilerin 12 saat açık kalması...
 
Muhsin Meriç Rusya'da İslam'ın kalbi: Tataristan ...
 
Nusret Çiçek 19 Mayıs'ı sorgulamak...
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:40
Güneş
5:32
Öğlen
13:08
İkindi
17:03
Akşam
20:31
Yatsı
22:14
 
 BİR AYET
Şayet (faiz hakkında söylenenleri) yapmazsanız, Allah ve Resûlü tarafından (faizcilere karşı) açılan savaştan haberiniz olsun. Eğer tevbe edip vazgeçerseniz, sermayeniz sizindir; ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.
Bakara Suresi 279. Ayet
 
 BİR HADİS
İnsanlar öyle bir devre ulaşacak ki, o zamanda riba (faiz) yemeyen kalmayacak. Öyle ki, doğrudan yemeyene buharı (tozu) ulaşacaktır.
Ebu Davud, Büyü 3
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.