Kur'an öğrenirken yanlış telaffuz kalıcı olabiliyor
Çocuklara Kur'an öğretirken zorlanmasınlar diyetecvit ve telaffuza çok dikkat edilmez. Doç. Dr. Mu-hittin Akgül, çocuklara sure ve duaların öğretilmesi-nin doğru olduğunu ama yanlış telaffuzların düzel-tilmesinde zorlanılabileceğini söyledi.
Çocuklara sure ve Kur'an öğretirken genellikle mahreç ve tecvit kurallarına göre öğretmeye çok riayet edilmez. 'Çocuğun dili bu kadarına dönüyor, ne yapsın' ya da 'bu kadarını öğrendi ya buna da şükür' diyerek genellikle hoş görülür. Hoşgörü yaklaşımı doğru olmakla birlikte zamanla kanıksanmış bir hale dönüşür. Böylece çocuğun yanlış telaffuzlarını zamanla düzeltmesine yardımcı olunmaz. Birçoğumuz Kur'an ve duaları bu şekilde dilimiz döndüğünce öğrenmiş ve uzunca bir süre ilk öğrendiğimiz haliyle okumuşuzdur. Düz bir okuyuşla mahreç ve tecvit kurallarına göre okuma arasındaki anlam farklılığını öğrendiğimizde ise yanlış telaffuzlarımızı değiştirmemiz bir hayli zaman ve uğraş almıştır. Bu nedenle Kur'an ve dua öğrenirken ilk andan itibaren tecvit ve mahreç kurallarına göre öğrenmek önemlidir. Doç. Dr. Muhittin Akgül, Kur'an-ı Kerim öğrenirken ilk öğretilen harflerin ve okuma şekillerinin kalıcılık özelliğine sahip olduğuna, bu nedenle yanlış telaffuzlu öğrenmelerin sonradan sıkıntı doğurduğuna ve çoğu zaman mahreç hatalarının kalıcı olabildiğine dikkat çekiyor. Bu kuralları sonradan öğrenmenin imkansız olmamakla birlikte çoğu zaman daha zor olduğunu belirten Akgül, Kur'an talimini yapacak kimselerin, bu hususa dikkat etmeleri gerektiğini vurguluyor. Akgül, yanlış öğrenimlerle ilgili olarak ise çocukları bunaltmadan, yanlışları düzeltmeyi eğlenceli bir hale getirerek kolaylaştırılması gerektiğinin üzerinde duruyor.
Çocuklara kaç yaşında dua ve sure öğretmeye başlanması gerektiğiyle ilgili Akgül'ün tavsiyesi öğrenme kabiliyeti her çocukta farklılık göstermekle birlikte, 5-6 yaşlarından itibaren başlanmasında faydalı olacağı yönünde. Ancak Akgül, çocuğa ezberleyecekleri dua veya sureleri cazip bir hale getirmeye dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. Çocuğa ezberlediği dua ve sureleri okuması için vesileler aranmalı, aşırı abartmamak şartıyla küçük hediyelerle mükafatlandırılmalı ve evde sesli okumasına imkanlar aranması önerisinde bulunuyor. Ancak çocuk ezberleyemediğinde veya hemen kavrayıp öğrenemediğinde asla cezalandırma yollarına başvurulmamalı. Akgül, böyle bir yöntemin çocuğun dinden ve dine ait şeylerden soğumasına sebep olacağını belirtiyor.
Akgül, 'Kur'an okuma, sadece yaz aylarında gençlerin veya çocukların ihtiyacı değil, o her zaman onların muhtaç oldukları önemli bir gıda mesabesindedir.' diyerek sadece yazın değil her zaman Kur'an'ın öğretilmesi gerektiğini söylüyor.
Kaç yaşında Kur'an öğretilmeli?
Çocukların bir şeyleri dinleyip ezberleyebilecek yaşa geldiklerinde onlara Kur'an'dan bazı sureler ezberletilebilir. Her çocuğun farklı kabiliyetleri olabilir. Ama genel olarak çocuklara, 5-6 yaşlarında Kur'an'ı yüzünden okuma öğretilebilir. Çocuklara 4-5 yaşlarından itibaren, Fatiha, Fil Suresi'nden aşağısı ile Sübhaneke, Allahümme Salli-Barik, Rabbi Yessir, yemek duası gibi kısa dualar ezberletilebilir.
"Kur'ân-ı Kerim'i maharetle okuyan bir insan Kirâmen Kâtibin melekleri seviyesinde olur Onu o seviyede beceremeyen fakat halis bir niyet ile okumağa çalışan okurken de kem küm edip dili dolaşan ve Kur'ân'ı okumak ona zor geldiği halde okuyan insana da iki sevap vardır"(Buharî Tevhid 52
"Kur'ân-ı Kerim'den tek bir harf okuyana bile bir sevap vardır Her hasene on misliyle değerlendirilir Ben "Elif lâm Mîm" bir harf demiyorum Aksine "Elif" bir harf "Lâm" bir harf "Mîm" de bir harftir" (Tirmizî Sevabü'l-Kur'ân 16)
Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır.
Araf Suresi 179. Ayet
BİR HADİS
Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: "Üç şey vardır. Kim onları yaparsa imanın tadını alır: Sadece Allah'a kulluk eden, Allah'tan başka ilah olmadığını bilen, her yıl gönül hoşluğuyla zekatını veren! Zekatını da yaşlı, uyuzlu, hasta, değersiz, küçük hayvanlardan vermez, aksine mallarının orta hallilerinden verir. Zira Cenab-ı Hakk ne en iyisinden vermenizi emretmiştir, ne de en adisinden olana razı olmuştur."
Ebu Davud, Zekat 4