|
Newton'un çağını aşan imanı
| İcat ve keÅŸiflerin peÅŸ peÅŸe geldiÄŸi dönem kabul edilen 16–19. yüzyıllar arasında, ilmî buluÅŸlarla neredeyse eÅŸ zamanlı, ÅŸer manada yeni bir saha ortaya çıkmıştı: bilim ideolojisi. |
|
 |
|
|
MÜTHİŞ BULUŞ. İNGİLİZCE KONUŞMAYAN KALMAYACAK. NASIL MI? TIKLAYIN!
Esasen ilmin tabiatıyla zıt bir durum arz eden, bu dogmatik ideolojinin temeli şöyle ifade edilebilir: bilim; inanç ve imandan ayrı bir kulvardır ve dinle bilim kesinlikle bir çatışma içindedir. BuluÅŸ, keÅŸif ve icatların, inandırıcılığı ciddi manada zedelenmiÅŸ Hristiyanlığın rahminde ÅŸekillenmesiyle irtibatlandırılabilecek bu yaklaşım, zamanla gittikçe daha da giriftleÅŸen bir doktrin ve dogmaya dönüşmüştür. Zaman içerisinde bu dogmatik yaklaşımın aktörleri, iman sahibi olan ve buluÅŸ/keÅŸiflerini imanî bakış açısıyla ele almak ve sunmak isteyen sayısız bilim adamını ve düşünürü ya tamamen ademe mahkûm etmiÅŸ veya amansız bir baskıyla onların seslerinin kısılmasına sebep olmuÅŸtur. Bugünkü manzara da, bu ideolojinin hala ne derece aktif olduÄŸunu ortaya koymaktadır. Zîra bir teoriden baÅŸka hiçbir ÅŸey olmayan Darwinizm, doÄŸruluÄŸu ispat edilmiÅŸ bir bilim dalı gibi savunulmakta, ona karşı çıkanlar bilim dairesinin dışına çıkarılmaya çalışılmaktadır.
Birçok ilmî kaynak tarafından, gelmiÅŸ geçmiÅŸ bütün bilim insanlarınca, "birinci dereceden bilim adamı" olarak tanıtılan Sir Isaac Newton (1642–1727) da bu dogmatik ideolojinin maÄŸdurları arasındadır. Pek çok kaynakta, fiziÄŸin temel kanunlarından "Gravitasyon Kanunu"nun veya diÄŸer mühim keÅŸiflerinden sadece birinin bile, kendisini dünya çapında bir bilim adamı saymak için kafi gelebileceÄŸi ifade edilmektedir. 24 yaşında meÅŸhur yerçekimi kanununu keÅŸfeden Newton, 25 yaşında, ölen hocasından boÅŸalan matematik kürsüsüne profesör tayin edilir. ÇeÅŸitli bilim mevzularındaki inceleme ve keÅŸifleri ile "Royal Society" (Krallık İlimler Akademisi) baÅŸkanlığına layık görülen ve her yıl yeniden seçilerek hayatının sonuna kadar bu vazifesine devam eden Newton, kraliçe tarafından "Sir" unvanı verilen ilk bilim insanı sıfatını da taşımaktadır. Parlamento üyeliÄŸi ve darphane müdürlüğü vazifelerinde de bulunan, Londra'da ikameti için kendisine lüks bir ev tahsis edilen bu bilim insanı, her ÅŸeye raÄŸmen alçakgönüllü, çekingen, iffetli ve sade bir hayatı tercih etmiÅŸtir. Arkasında bilinen manada bir vasiyetname bırakmayan ve bekar olarak vefat eden Newton, muhteÅŸem bir cenaze merasiminin ardından, diÄŸer ünlü İngiliz büyükleri gibi Westminster Katedrali'ne defnedilmiÅŸtir.
İlköğretim yıllarından itibaren "büyük bir bilim adamı" olarak tanıtılan Newton'un "dinî ilimler (teoloji) hakkında ÅŸimdiye kadar ortaya çıkarılan ve dört milyon kelimeyi bulan yazıları" ÅŸuurlu bir gayret ile gizlenegelmiÅŸtir. Bu büyük bilim insanının kalbî ve ruhî derinliÄŸine iÅŸaret eden yazıları, nesillerin nazarlarından uzak tutularak, onun sadece bilime yaptığı katkılar öne çıkartılmaktadır. Newton'un teolojiyle alakalı uzun zaman gizlenmiÅŸ yazıları, terekesinde yapılan incelemelerle günyüzüne çıkmış; bu yazılar sayesinde onun içinde yaÅŸattığı iman net bir ÅŸekilde anlaşılmıştır. Teolojiyle alakalı yazılarının asırlardır gizlenmesinin sebebinin, doÄŸup yaÅŸadığı İngiltere'deki Anglikan Kilisesi'nin ve yakın zamana kadar devam eden İngiliz Sömürge İmparatorluÄŸu'nun takip ettiÄŸi siyaset ile paralel ÅŸekillenen bilim ideolojisi olduÄŸu düşünülmektedir. Onun bilhassa ömrünün son günlerinde yazdıklarının İslam inancına yakınlık derecesi merak konusudur. Bu yazılarda bilindiÄŸi kadarıyla en azından muvahhit bir insan olduÄŸuna dair iÅŸaretler vardır.
O, Allah'ın varlığına, birliÄŸine ve bütün alemlerin Rabbi olduÄŸuna inanıyordu. Newton'a göre, kainat hesaplanabilir ve ölçülebilir kural ve kanunlarla ayakta durmaktadır. Zîra onu, kendine has keyfiyetiyle belli bir akıl ve mantık sahibi güç –yani bir Yaratıcı- yoktan var etmiÅŸtir. O, kainatı, her ÅŸeye Kadir olan bir Yaratıcı'nın vücut verdiÄŸi bir kriptogram olarak görüyordu.1 Her ÅŸeyi tabiat ve sebeplere baÄŸlamak yerine Allah'a baÄŸlamaya olan imanı, muhtelif eserlerinde açık bir ÅŸekilde gözlenmektedir:
i) Gerçek rububiyet odur ki; hakiki İlah, hayat sahibi, hikmet sahibi ve muktedirdir; diÄŸer bütün mükemmelliklerden çok farklı olarak, bütün eksikliklerden arınmış bir mükemmelliktedir. Ezelî ve ebedîdir, bütün her ÅŸeye malik ve muktedirdir; her an mevcuttur, her ÅŸeyi idare eder, olan ve olabilecek olan her ÅŸeyi bilir.2
ii) Bana öyle geliyor ki; Yaratıcı, maddeyi başlangıçta katı, ayrışmaz ve hareketli olarak, muhtelif ebat ve şekilde, kainattaki diğer maddelerle belirlediği nispetlerde, kendi takdir ettiği maksatlara uygun bir tarzda şekillendirdi.3
iii) GüneÅŸ ve gezegenler, aralarında hiçbir ÅŸey yokken birbirlerini nasıl ve neye göre çekiyorlar? Nasıl oluyor da tabiatta hiçbir ÅŸey abes olmuyor ve dünyada ÅŸahit olduÄŸumuz düzen ve güzellik vücut buluyor? Bütün bu olan bitenden, bilinen manada haricî bir vücudu bulunmayan, canlı, akıl sahibi, muktedir bir Zat'ın var olduÄŸu, sonsuzluk içinde kendine has nitelikte her ÅŸeyi çok yakînen bildiÄŸi ve idrak ettiÄŸi açık bir ÅŸekilde ortaya çıkmaz mı?4
Newton'un, Ateizm'i çok sert bir dille eleÅŸtirmesinden baÅŸka, Hristiyanlıktaki teslis (Allah'ı üçlemek) akîdesi için "sonradan çıkarılmış bir tür sahtecilik" dediÄŸi, Hz. İsa'yı İlah gibi görüp ona tapınmayı "putperestlik" olarak vasıflandırdığı da ortaya çıkmıştır. Katolizm, Anglikanizm ve Kalvinizm'in tahrif olmuÅŸ ve sapkın görüşler olduÄŸuna inanıyordu. Çünkü teslis düşüncesinin, tahrif olmamış Hristiyanlıkta yerinin olmadığına katiyen iman etmiÅŸti.5 Kendi inancını, Hz. İsa'nın "sadece bir peygamber, elçi ve ancak yeryüzünde bir halife"6 olduÄŸunu savunan Arianizm'e yakın buluyordu. Ölüm döşeÄŸinde iken Anglikan Kilisesi'nin ritüellerini kesin bir dille reddetmesi, bu inancındaki samimiyetinin açık iÅŸaretiydi.7 Onun 1673 yılında hususî olarak kaleme aldığı tahmin edilen bir belgede, genel Hristiyan inancıyla açıkça ters düşen, Hz. İsa'nın ÅŸahsiyetine dair ulaÅŸmış olduÄŸu neticeleri sıraladığı 12 nokta dikkatleri çeker; bu belgede enteresan bir ÅŸekilde 13. maddeyi boÅŸ bırakmıştır. Bu 12 maddede açıkça sadece Yüce Rabb'in İlahî nitelikte olduÄŸunu, Hz. İsa'nın Yaratıcı'dan madde ve fıtrat itibarıyla apayrı bir varlık olduÄŸunu, belki ete kemiÄŸe bürünmüş bir "İlahî söz ve hikmetler mecmuası" olabileceÄŸini belirtiyordu.8
O,"God is known from his works" (Allah yaptıkları ile bilinir)9 sözüyle, Allah'ın zatıyla bilinemeyeceÄŸine, ancak kainat sayfalarındaki isim ve sıfatlarının tecellileri (akisleri) ile bilinebileceÄŸine dair çok mühim bir hakikate iÅŸaret ediyor; insanın en baÅŸta gelen vazifesinin de 'Allah'ı tanımak' (marifetullah) olabileceÄŸine vurgu yapıyordu. Yine baÅŸka bir eserinde, her ÅŸeyin son derece suhûletle olup bitiyor olmasını Yaratıcı'nın mükemmelliÄŸiyle irtibatlandırıyor, Yaratıcı'nın hikmetle iÅŸ yaptığını ve asla hiçbir ÅŸeyi baÅŸka bir ÅŸeye karıştırmadan iÅŸleri yürüttüğünü söylüyordu.10 Hayvanların vücudundaki organ simetrisi üzerine yorum yaptığı bir yerde ise, bu simetrinin asla kendiliÄŸinden olamayacağına iÅŸaret ederek, kainattaki benzer hadiselerde Yaratıcı'nın hikmetli ve bilgili kudret elinin tecelli etmesine açık bir vurgu yapıyordu.11
Ortaya konulan bütün bu belge ve delil niteliÄŸindeki ifadelerden açıkça anlaşıldığı üzere, Newton adını tam olarak ortaya koyamasa da Kadîr, Vahid ve Ehad bir Yaratıcı'ya dikkatleri çekerek, maddeyi ezelî tevehhüm edenlere, tesadüfçülere, her ÅŸeyin kendiliÄŸinden olduÄŸu iddiasında bulunanlara, bilimin diliyle gereken cevabı vermiÅŸtir. Kıyısına kadar geldiÄŸi anlaşılan İslam dairesine girip girmediÄŸi konusu meçhul olsa da, Newton ciddi yüreklilik isteyen bir kararlılıkla devrinin ve toplumunun genel haline karşı koyması için ihtiyaç duyduÄŸu iman derinliÄŸini sergilemiÅŸ görünüyor. Bu itibarla inançsızlık ve maddecilik temellerine göre hareket eden bilim ideologları ne kadar gizlemeye gayret etseler de, Kur'an'ın sönmez ve söndürülmez bir güneÅŸ olduÄŸu, dinin ve bilimin birbiriyle çeliÅŸmediÄŸi her geçen gün daha iyi anlaşılmaktadır.
sızıntı
Miraç Gecesinde Kudüs'te Olmak Istermisiniz?
"Mobilyada %50’ye Varan İndirimler Burada!"
HAŞERE KOVUCU TÜRKİYE’DE 1 KEZ AL YILLARCA KULLAN 49 TL
ÜLSERE KARŞI MUCİZE ÇÖZÜM
Solar Cep Şarj Cihazı Türkiye’de
|
|
|