CNNTürk ekranlarında Cüneyt Özdemir'in sunduğu programda Başbakan Erdoğan'ın tartışma yaratan sözleri üzerine 5N1K'da canlı yayın konuğu olarak tinerci genci ağırladı.
Başbakan Erdoğan'ın "Bu gençliğin tinerci olmasını mı istiyorsunuz? Siz bu gençliğin manevi değerlerinden kopuk, hiçbir istikameti olmayan bir nesil mi olmasını istiyorsunuz? Biz sizinle anlaşamayacağız. Hem çağdaş hem dindar olunamıyor mu? Önce başınızı önünüze eğin ve hem dindar hem çağdaş bir nesil nasıl yetişir bir düşünün. Dindar bir nesil farklı düşüncelere saygılıdır. O terbiyeyi alarak yetişmiş bir nesiliz" sözleri büyük bir tartışma başlattı.
BİZ AÇ SUSUZKEN DİNDARLAR YOKTU YANIMIZDA Özdemir, canlı yayında konuğu olan tinerci çocuk ile Başbakan Erdoğan'ın konuşmasını değerlendirdi. Başbakan'ın sözlerine alındıklarını ifade eden tinerci çocuk, "Biz sokaklarda aç, susuz kalırken yanımızda dindarlar yoktu. Allah vardı" dedi.
Acaba öyle mi? Geçmişte direk islam düşmanlığı yapan ce ha pesliler ile müslümankimliği ile gizli islam düşmanlığı yapan meee he pesliler sayesinde islam yaşantısı kısıtlanarak Türkiye de ki müslüman oranı şu an %20 lere düşmüş durumdadır. % 20 müslüman halk tüm malını mülkünü yardıma (devamı var)
ihtiyacı olanlara bağışlasa yine de yetiştiremez. Dolayısı ile Türkiye de tinerci çocukların, sokak çocuklarının çoğalmasının sorumlusu ce he pes olduğu kadar, meee he pes de sorumludur. Çünkü onlarda ce hepese her islam düşmanlığında bazen gizli bazen aşikar destek olmaktadırlar.
dindara değil alakasız sebeblerle dindarlara ve
insanlara kızıp bağıran kindarlara oy ver cüneyt.
başbakan saçmalıyor onlar çok iyi konuşuyor.
başbakanı gandi ile beraber tinercilere değil
çarklarına çomak soktuğu dış güçlere sorun. onlar
daha fazla kötüler siz de rahatlarsınız
Şayet (faiz hakkında söylenenleri) yapmazsanız, Allah ve Resûlü tarafından (faizcilere karşı) açılan savaştan haberiniz olsun. Eğer tevbe edip vazgeçerseniz, sermayeniz sizindir; ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.
Bakara Suresi 279. Ayet
BİR HADİS
İnsanlar öyle bir devre ulaşacak ki, o zamanda riba (faiz) yemeyen kalmayacak. Öyle ki, doğrudan yemeyene buharı (tozu) ulaşacaktır.
Ebu Davud, Büyü 3