Mısır seferine gidilirken ordunun korkunç Sina Çölü'nden geçmesi gerekiyordu.
Kum fırtınalarının etrafı kasıp kavurduğu, gündüzleri dayanılmaz sıcaklara sahne olurken geceleri dondurucu soğukları davet eden bu çölü dünyada hiç bir ordu geçememişti. Yavuz Sultan Selim ordusuna moral verici sözler söyledikten sonra atını çöle sürdü.
Herkes yanındaki suyu idareli kullanıyor, namazlar teyemmüm yapılarak kılınıyordu. Yolculuk böyle sürüp giderken Yavuz Sultan Selim'in bir ara atından indiği ve saygılı bir halde yaya olarak yürüdüğü görüldü. Herkes şaşırmıştı ama, kimse sebebini soramıyordu. Padişahın hiç yanından ayırmadığı Hasan Can durumu öğrenmekte gecikmedi.
Padişah O'na şunları söylemişti:
“İki cihan sultanı Peygamber Efendimiz önümüzde yaya olarak yürürlerken biz nasıl at üstünde olabiliriz Hasan Can?”
Mu minler mu minler le savaşabilir.aralarını ıslahetmek lazım ama...
Yavuz un nereye gittiğini soran arkadaş sen yemen diye bir yer duydun mu peki ecyad kalesini peki kabe nin etrafındaki muhafız birlik alay karargahlarını evet osmanlı kutsal toprakların bekçisi oldu hadim i oldu.stratejik bölgeleri özellikle yemen i elinde bulundurması gerekiyordu.
gelenin hatiri icin gecmisime kufretmem. Ceddimin hosgorusu sayesinde nice milletler(yunan,bulgar,macar,fransa,sirp,romenler,ermeniler,suryaniler)hala ayakta eger ki avrupanin o devirde yaptigi gibi hukmetseydi sizlerin esamesimi okunurdu. Gercek kimliginizle yazinda ne mal oldugunuzu ogrenelim.
Şayet (faiz hakkında söylenenleri) yapmazsanız, Allah ve Resûlü tarafından (faizcilere karşı) açılan savaştan haberiniz olsun. Eğer tevbe edip vazgeçerseniz, sermayeniz sizindir; ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.
Bakara Suresi 279. Ayet
BİR HADİS
İnsanlar öyle bir devre ulaşacak ki, o zamanda riba (faiz) yemeyen kalmayacak. Öyle ki, doğrudan yemeyene buharı (tozu) ulaşacaktır.
Ebu Davud, Büyü 3