25 Temmuz 2017 Salı29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:57Güneş 05:46Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:36Yatsı 22:16
    • 35°C Adana
    • 36°C Adıyaman
    • 31°C Afyon
    • 29°C Ağrı
    • 28°C Amasya
    • 29°C Ankara
    • 32°C Antalya
    • 27°C Artvin
    • 35°C Aydın
    • 32°C Balıkesir
  • BIST: 107.286 0.54
  • Altın: 143,230 -0.22
  • Dolar: 3,5609 0.12
  • Euro: 4,1491 0.25

Kosova'da son Osmanlı'yı anmak

Akif Emre

Murad Hüdavendiğar'ın Kosova'daki türbesini her ziyaret edişimde girişteki o ulu çınarın hali sanki bir şeyler anlatmak istiyormuş gelir. Kocaman dallarıyla türbeyi kuşatan bu ağaç çoğu yerde payandalarla ayakta durabiliyor. Çınarın gökleri kaplayan dalları ve ihtiyar gövdesiyle sanki Yahya Kemal'in şiirini okur gibidir; "Yedi yüzyıl süren hikayemizi dinlemiş ihtiyar çınarlardan." Tek başına bu çınar bile bir imparatorluğun daha doğrusu bir medeniyetin yedi yüzyıl süren hikayesini hatırlatmaya kafi. Geçtiğimiz Cuma günü Balkanlar'ın en yeni ülkesi Kosova'ya iner inmez akşamın karanlığı ve soğuk havaya rağmen ilk iş olarak sevgili Adem'le birlikte Sultan Murad'ın türbesini ziyaret ettim.

Kosova ovası bir nostaljiden çok bizim tarihimizin, zafer ve hüznüyle bu topraklara kök salışımızın yani kimliğimizi oluşturan tarihin hüküm yeri… İslam'ın Avrupa'ya doğudan girişinin yani Arnavutuyla, Türküyle, Boşnakıyla bizi millet kılan anlamın gerçekleştiği yer...

'Balkanlar'ın ilk Osmanlısı'nına Fatiha okumadan bu topraklara adım atmak olmazdı

Bir milletin kimliği, 'oluş'u sadece sevinç ve zaferlerinin eseri değildir. Hüznü, acıları, bozgunlarıyla da yoğrulur o maya… Balkan maceramız bizi biz yapan her şeyin tarihidir. Sevincimiz kadar hüznümüzün, zaferlerimiz kadar bozgunlarımızın, yeşerttiğimiz adalet kadar uğradığımız haksızlıkların tarihi…

Priştine ve Prizren'de 'Balkanlar'ın son Osmanlısı'nı anmak için toplandık. Kosova'da ilk defa Aliya İzzetbegoviç adına bir sempozyum düzenlendi. Bosna, Kosova, Makedonya ve Türkiye'den gelen konuşmacılar Aliya'yı anlattılar. Daha sonra yine ilk defa Aliya'nın anılarının Arnavutça basılması vesilesiyle Prizren'de bir toplantı düzenlendi. Bir kitap tanıtımı için düzenlenen toplantıya yüzlerce kişinin katılması; buradaki coşkuyu anlatmak için yeterli…

Bu toplantıların Aliya'yı anmak, anlamak açısından başlı başına önemli olduğu kadar bu topraklarda modern zamanların hastalığı olarak ateşi hayli yüksek milliyetçiliğin varlığı hatırlanınca daha da anlamlı hale geliyor. Arnavut milliyetçiliğinin hayli yüksek olduğu Kosova'da bir Arnavut sivil toplum örgütünün (AKEA) Aliya sembolizmine sahip çıkarak sempozyumu organize etmesi Balkanlar'ın ilk Osmanlısı ile son Osmanlısı'nı buluşturan bir fikir haline geliyor. Tarihe sahip çıkmak adına bu zamana kadar içi boş bir Türkçülüğe yatırım yapan, Türk milliyetçiliğini körüklemekten başka bir şey yapmayanlar açısından da bu adım ibretle takip edilmeli. Nitekim TİKA anlamlı bir iş yaparak sempozyuma destek vermiş.

Aliya'nın Balkanlar'a hatırlattığı şey şu oldu. Balkanlar'ın geleceğini belirlemede, bu zamana kadar yok sayılan, bastırılan Müslüman unsurlar olmadan bu coğrafyada taşların yerine oturmasının mümkün olmayacağı… Yani Balkanlar'da tarih yeniden yazılırken İslam'ın burada tekrar kurucu bir rol alması gerektiğini hem Avrupa'ya hem Müslümanlara hatırlatma/sı/dır. İslam ruhunun hâlâ diri olduğunu, İslam medeniyetinin Toynbee'nin deyimiyle "Hristiyan anayurdu Avrupa'dan sökülüp atılma"sının mümkün olmadığını göstermesidir. Balkanlar'ın aslında bir İslam yurdu olduğunu, bu ruhun geri geldiğini önce Müslümanlara gösterdi. Bu kurucu ruh, önce modern çağın parçalayıcı hastalığına karşı İslam'ın evrensel mesajını diriltmesinde yatıyor…

Bu anlamda Aliya iki medeniyetin sınırlarını hatırlatan adamdır. İlki İslam ruhunun belli coğrafyanın ölü medeniyeti olmadığını hatırlattı. Hatta ölü bir medeniyet değil diriltici özgürlük muştusu olduğunu düşünce ve mücadelesiyle gösterdi.

Diğer tarafta Avrupa'nın tüm evrensellik iddialarına rağmen sınırlarının nerede bittiğini deşifre etti. Bosna'da verilen mücadelenin ayırt edici vasfı, Aliya'nın şahsında somutlaşan bir medeniyete ait erdemleri karşısında mağrurların ahlaken paramparça oluşlarıdır.

Kosova'da Amerika'nın bağımsızlık adına dayattığı modern kolonyalizmin tek mesnedi milliyetçilikten başka bir şey olmadığı apaçık görünüyor.

Son Osmanlı'yı anarken eski köke payanda olmak yerine Türkü, Arnavutu, Boşnakıyla yeni filizler yeşerten köklere ulaşmak şevk verici.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.