28 Temmuz 2017 Cuma4 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:01Güneş 05:49Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:33Yatsı 22:12
    • 28°C Adana
    • 28°C Adıyaman
    • 20°C Afyon
    • 21°C Ağrı
    • 25°C Amasya
    • 26°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 24°C Artvin
    • 22°C Aydın
    • 19°C Balıkesir
  • BIST: 108.392 1.11
  • Altın: 143,183 -0.13
  • Dolar: 3,5328 -0.58
  • Euro: 4,1224 -0.21

Alsaydınız Bu yükü Sırtımdan Size Ben Çiçek açsaydım

Feyzullah Birışık

Yarattığı her mahlûkat üzerinde tasarruf hakkına sahip olan Allah’u Teâlâ birçok canlı ve cansız yaratmıştır. Hikmeti gereği yarattığı bazı canlı ve cansızlara irade teklifinde bulunarak imtihan etmek istemiştir;
‘’ Biz emaneti göklerle yere ve dağlara arz ettik de, onlar onu yüklenmek istemediler, bundan endişeye düştüler. Ama onu insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim ve çok cahildir.’’ ( Ahzab-72)
Yaratılan tüm cansızlar Allah katında canlı ve iradeli olduğu için böyle bir teklif sunulmuş kendilerine… Kimler bunlar;
• Dağlar
• Yerler
• Gökler…
Allah katında canlı ve iradeli olan bu varlıklar verilen teklifin ağırlığını ve yükünü çok iyi bildikleri için emanete hıyanetlik etmemek istercesine teklifi kabul etmediler… Dağlar, gökler ve yerler verilecek emanet teklifine iki dosya açtılar;
1. Teklifin nefse uygun olan yönü.
2. Teklifin sorumluluk yükü.
Emaneti alan varlığa yer ve gökte neler varsa hizmetine sunulacaktır. Eğer dağlar emaneti kabul etmiş olsaydı canlı ve cansız hepimiz dağlara hizmet ederdik… Emaneti gökler alsaydı göklere hizmet ederdik… Şimdi kısaca bu emaneti biraz tanıyalım;
Teklif edilen emanet neydi?
Seyyid kutup emaneti şöyle tarif eder;
‘’ Sorumluluk emaneti, irade emaneti, kendini bilme emaneti ve özel girişim emaneti.’’(Fizilalil kur’an. Cilt; 8. sayfa; 356)
Şeyh Sadi’ ise tefsirinde şöyle tanımlar;
‘’ Yüce Allah tıpkı açıktan olduğu gibi, gizli ve saklılık hallerinde de emirlerini yerine getirmekten, haramlardan sakınmaktan ibaret olan mükelleflere vermiş olduğu bir emanet…’’(Tefsiru’s-sa’di. Cilt;4. sayfa 168.Guraba yayınları.)
Önce göklere bakalım;
Devasa büyüklükte ve görevlerini harfiyen yerine getiriyorlar. Ne güneş, yörüngesinden saptı ne de bulutlar su taşımamazlık ettiler… Yıldızlar gökleri hep süsledi ve yön belirtmede yolda kalanları hiç yanıltmadılar… Emanet teklif edilebilirdi…
Sonra yerlere bakalım;
Kendi yörüngesinde dönen, bağrına bastığı tohumları yeşerten, insanların atıklarını ve kirlerini emen yeryüzü de aksi bir hareket yapmadı… Emanetin teklifine engel olan hiç bir sebep yoktu…
Sonra dağlara bakalım;
Yerlerinde nöbetçi asker gibi kımıldamadan bekleyen dağlara… Allah korkusundan parçalara bölünen dağlara (‘’ Şayet biz bu kur’nı bir dağa indirse idik muhakkak ki Allah’ın korkusundan onun başını eğerek dağılıp parça parça olduğunu görürdün. İşte Biz, bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz.’’ (Haşr-21)), aldığı görevi hassasiyetle yapan dağlara bir bakalım… Dağlar da o iri cüsseleriyle emaneti kabullenebilirlerdi… Emaneti teklif etmek için her şey müsaitti… Bedenen ve ruhen hazırlardı… Ve Allah, onlara teklif etti… Bu teklif emir ya da rica değildi... Emaneti omuzlamak istememe hakkı da verilmişti kendilerine…
Akıllı davrandılar… Şirin görünen teklifin perde arkasındaki sorumluluğu gördüler… Ve endişeye düştüler… Yani kabul etmediler…
Her şeyde aceleci olan ve düşünmeden karar veren insanoğlu teklifin perde arkasına bakmadan emaneti kabul etti…
Öyle bir emanet teklifinin bana sunulduğunu hatırlamıyorum… İnanıyorum ki sizler de hatırlamıyorsunuz… Ama Allah doğruyu söyler… Yani emanet teklif edildi ve bizler de kabul ettik… Bu işin Türkçesi bu… Bu paragrafı yazarken aklıma koca bir ülkeyi yönetmek isteyen binlerce bakan, milletvekili adayları geldi… Bu adaylar önemli bir görevi aldıklarında; Koltuk+ zenginlik+ şöhret+ İnsanlara emretme hazzı, vesaire ile tanışacaklar… Bu görünen ve iştah kabartan yönü… Bir de meselenin perde arkası vardır ki maalesef bu pek akla gelmez…
İki kelimeyi bir araya getiremeyen ve ehil olmayan bu insanlar hiç düşünmeden kaldırılması güç bir yükün altına girebiliyorlar… Şunu anlatmaya çalışıyorum; Biz sorumluluk yükünü almış bulunuyoruz… Ben, siz, anneniz, rahmetli dedeniz, hepimiz sorumluyuz artık.
Meselenin farkında olma oranında sorumluluk yükünün ağırlığı hissedilebilir ancak…
Ne zaman dağa baksam hep bu ayet gelir aklıma… Gözlerimin içine bakıp ta kıs kıs güldüğünü hisederim…

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.