20 Ekim 2017 Cuma30 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:48Güneş 07:14Öğle 12:56İkindi 15:54Akşam 18:25Yatsı 19:44
    • 15°C Adana
    • 10°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • -2°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 17°C Antalya
    • 9°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 8°C Balıkesir
  • BIST: 108.434 1.41
  • Altın: 151,237 -0.13
  • Dolar: 3,6580 -0.38
  • Euro: 4,3278 -0.02

Bu memleket yönetilemez!..

Abdulkadir Özkan

Millet Meclisi, Anayasa'ya aykırı bir yasa çıkarmasın, çıkaracak olursa da bunun bir kontrol mekanizması bulunsun diye Anayasa Mahkemesi Anayasa gereği oluşturulmuştur. Yani yasaların Anayasa uygunluğunu kontrolde son noktayı Anayasa Mahkemesi koyar.

Anayasa Mahkemesi'nin kuruluşuna, yapısına karşı çıkılabilir. Gereksiz bulunabilir. Hatta, Meclis'in üzerinde bir konuma sahip olduğu ileri sürülerek egemenliğin parçalanmasına sebep olduğu için karşı çıkılabilir. Bunlar Anayasa Mahkemesi ile ilgilidir. Hatta, Anayasa Mahkemesi üyelerinin verilen kararlarda siyasi ve ideolojik yaklaşımlarının etkili olduğu, bunun sonucu olarak yargının siyasallaşmasının gündeme geldiği de ileri sürülebilir. Bunlar hep tartışıldı.

Ancak, şimdi ortaya yeni bir durum çıktı. Millet Meclisi'nin kabul ettiği bir yasaya göre nüfusu 2 binin altına düşmüş olan beldeler belediyelik olmaktan çıkartılarak mahalle veya köy statüsüne dönüştürüldü. Hatta, bugün nüfusu 25-30 bin olan bazı beldeler Büyükşehirlerin içinde kaldığı için belde olmaktan çıkartıldı. Yani belediye seçimlerine katılamayacaklar. Bana göre bu kanunun eleştirilecek pek çok yönü vardır. Söz gelimi Sincan'ın Yenikent Beldesi bu kanun gereği belediye olmaktan çıkartılarak Sincan'ın bir mahallesi haline getirildi. Kendi içinde 12 mahalleden oluşan bir beldenin mahalleye dönüştürülmesinin makul bir sebebi olamaz diye düşünüyorum. Belki Yenikent İlçe yapıyabilirdi ama mahalle olarak Sincan'a bağlanamazdı/bağlanmamalıydı. Bunlar benim itirazlarım ancak, bu yasa CHP'nin müracaatı üzerine Anyasa Mahkemesine götürüldü ve mahkeme yaptığı incelemede yasanın Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verdi.

İş burada bitmiş, artık tartışmaların önü kesilmiş diye düşünürken bir de baktık ki yasa gereği iptal edilen bir belediye Danıştay'a müracaat ederek yürütmenin durdurulması talebinde bulunuyor ve Danıştay da bu isteği yerinde bularak yürütmenin durdurulmasına karar veriyor. Olay bununla da bitmiyor. Yüksek Seçim Kurulu da Danıştay'ın verdiği karara uyarak iptal edilen beldelerin yargıya müracaat etmeleri halinde belediye seçimlerine girebileceklerine karar veriyor.

Böylece ortaya Anayasa Mahkemesi kararının aksine yeni bir karar çıkıyor ve uygulama da buna göre yapılıyor. Daha doğrsu Danıştay ve Yüksek Seçim Kurulu yapılmasına karar veriyor. İş bununla da bitmiyor. Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç yaptığı açıklamada Danıştay'ın aldığı kararla Anayasa'ya aykırı hareket ettiğini ileri sürüyor. Anayasa Mahkemesi üzerinde bir başka yargı organının bulunamayacağını söylüyor. Başbakan Erdoğan da "Bir Anayasa Mahkemesi vardı şimdi ikincisi ortaya çıktı" diyerek Danıştay'ın kararını eleştiriyor.

Bu eleştirilerin hangisinin doğru olduğunun üzerinde duracak değilim. Ancak, ortada ciddi bir çelişkinin olduğu ve bu çelişkinin ciddi bir kafa karışıklığına yol açacağı düşünülürken bu defa Anayasa Mahkemesi'nin 8 üyesi Başkan Haşim Kılıç'ın açıklamasına katılmadıklarını, açıklamanın Başkan'ın kişisel görüşü olduğunu duyurdular.

Bu noktada yargının güvenilirliği kalır mı?Vatandaş hangi kararın doğruluğuna karar verecektir? Gerçekten Danıştay'ın Meclis'in kabul ettiği ve Anayasa Mahkemesi'nin Anayasa'ya uygunluğuna karar verdiği bir konuda yasanın iptali anlamına gelen bir karar vererek yetki sınırlarını aşmış olmaz mı? Bir diğer ifade ile Danıştay bu kararı ile Anayasa Mahkemesi'nin de üzerinde bir konuma gelmiş olmaz mı?

Elbette hangi yüksek mahkemenin diğerlerine göre konumu neresidir, bu bizi ilgilendirmez. Ancak,vatandaş olarak bu hiyerarşiyi bilmek hakkımız yok mu?

Bir ülkede yargıya, özellikle de yüksek yargıya güven kaybolmaya başlarsa o ülkede hukukun hakimiyetini sağlamanın da tehlikede olduğunu göstermez mi?

Çok mu zor bu tür karmaşaya ve belirsizliğe meydan vermeyecek bir düzenlemenin yapılması? Yoksa bazı çevreler bu belirsizlik ve karmaşanın devamından mı yarar umuyorlar? Gerçekten bu belirsizlikten yarar sağlayanlar var da bunun devamını mı istiyorlar? Eğer böyle ise bu memleket yönetilemez, bunu herkesin bilmesinde fayda var. Bir bakıma devlet devlet olmaktan çıkar, ülke başıboş bir konuma sürüklenir.


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.