24 Mart 2017 Cuma25 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:27Güneş 06:54Öğle 13:18İkindi 16:43Akşam 19:28Yatsı 20:48
    • 8°C Adana
    • 5°C Adıyaman
    • 5°C Afyon
    • -4°C Ağrı
    • 3°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 11°C Antalya
    • 1°C Artvin
    • 13°C Aydın
    • 4°C Balıkesir
  • BIST: 89.764 -0.05
  • Altın: 145,514 0.17
  • Dolar: 3,6255 0.24
  • Euro: 3,9111 0.07

Türkiye İyi İdare Ediliyor mu?

M. Şevket Eygi

TÜRKİYE'nin uluslararası temizlik ve saydamlık notu, 10 üzerinden 4'tür. Bu ne demektir? İsterseniz kısa kısa, madde madde, ayrı ayrı bunun ne mânaya geldiğini yazayım:

1. Türkiye temizlik, şeffaflık, doğruluk bakımından geçerli not alamamıştır.

2. Türkiye'de kokuşma yaygındır.

3. Türkiye iyi idare edilmemektedir.

4. Türkiye'de rüşvet alıp verme, haram rant yeme, yolsuzluk, soygun, talan, gayr-i meşru komisyon almış yürümüştür.

5. Türkiye'de büyük miktarda kara-haram para birikimi vardır.

6. Türkiye soyulmaktadır.

7. Türkiye'de idare, siyaset, bürokrasi, medya kirlenmiştir.

8. Türkiye halkı muktedir, iyi, temiz, şeffaf idareciler seçmemektedir (yahut bulamamaktadır).

Sanırım daha fazla yazmaya lüzum yoktur.

Böyle bir durum karşısında bu ülkenin bütün temiz, şeffaf, vicdanlı, doğru, dürüst, ahlaklı, faziletli vatandaşları; temizlik, saydamlık, iyi idare için nasıl çalışmak gerekiyorsa öyle çalışmakla yükümlüdürler.

Bu çalışmayı yapmazlarsa, dolaylı olarak pisliğe, kokuşmaya, kötülüklere destek vermiş olurlar.

Seçimlerden sonra bazı vatandaşların, "Keşke elim kırılsaydı da onlara oy vermeseydim!.." dediklerini kulaklarımla duymuşumdur. Son pişmanlık fayda vermez. Seçimlerden önce iyice araştırmak ve oyunu ona göre kullanmak gerekirdi.

Şimdi size soruyorum:

Bulunduğunuz büyük şehirde belediye hizmetlerini yürütmek için iki şık var:

Birincisi: Seçimler demokratik (!) şekilde yapılacak, kazanan idare edecek. Büyük ihtimalle birtakım olumsuzluklar meydana gelecek.

İkincisi: Ülkenin, şehrin ve halkın menfaatlerini yüzde yüz korumak şartıyla belediye hizmetleri mukavele ile (mesela) bir Finlandiya şirketine verilecek. Şehrin temizliği, trafiği, yapılaşması, kültür işleri, güzelliği, huzuru, tüketicilerin hakları korunacak ve sağlanacak. Velhasıl şehir çok iyi, çok medenîce, çok vasıflı, çok ahlaklı, çok faziletli idare edilecek... Müslümanlara domuz eti yedirilmeyecek, hormonlu ve kimyalı besin maddeleri ve içecekler sıkı kontrol edilecek... Kaçak inşaata kesinlikle izin verilmeyecek... Yeşil sahalar yapılaşmaya açılmayacak... Kirli rantlar oluşturulmayacak... Ormanlık bölgeler korunacak... Velhasıl akla gelen her türlü hizmet en iyi şekilde yapılacak.

Şimdi size soruyorum: Yaşadığınız büyük şehrin hangi şekilde idare edilmesini tercih edersiniz.

Eskiden İstanbul'da seçimle işbaşına gelen belediye başkanı yoktu. Hükümet, Vali ve Belediye reisini tek kişi olarak doğrudan doğruya tayin ediyordu.

Yukarıda beyan ettiğim ikinci şık demokrasiye, halk idaresine aykırıdır denilirse o zaman buyursunlar demokratik şıkkı tercih etsinler ve güzelce, dosdoğru bir şekilde idare edilsinler.

Bir ülkenin, bir şehrin iyi idare edilmesi için öncelikle halkın iyi olması gerekir.

"Peygamber "Siz nasılsanız öyle idare olunursunuz" buyurmuşlardır.

Zır Cahil, Zır Zır Cahil...
1. CES'URDUR. Hem bilmez, hem de bilmediğini bilmez. Yüksekten atar, tepeden bakar, kafa tutar.

2. SALDIRGANDIR. Dinî bir konuda mı çekişiyor? Karşısındakine kolayca kafir, müşrik, zındık, yobaz der. Başka konularda vatan haini, Cumhuriyet düşmanı çamurunu atar.

3. AĞZI BOZUKTUR. Terbiyeli bir insana yakışmayacak şekilde küfürlü, hakaretli konuşur. Üslubu sokak serserisi ağzıdır.

4. KONUYU ÇARPTIRIR ve SAPTIRIR. Çok cahil veya kötü niyetli olduğu için, aralarında mantıkî illiyet râbıtası bulunmayan iki ayrı konuyu birbirinin içine sokar.

5. AŞIRI GİDER. Vur dersen öldürür.

6. TERBİYESİZ ve EDEPSİZDİR. Büyüklere hürmet etmez, küçüklere şefkat ve merhamet beslemez. Sivri dillidir.

7. Mugalata (demagoji) yapar.

8. DENGESİZ ve TUTARSIZDIR. Dün ak dediğine bugün kara, iyi dediğine kötü diyebilir.

9. DOĞRUYU BULMAK İÇİN DEĞİL, HOROZ DÖVÜŞÜ YAPMAK İÇİN TARTIŞIR.

10. FİTNE ve FESAT ÇIKARTIR.

11. ŞARLATANDIR.

Cahillik sınıflara ve gruplara ayrılır.

Basit cahil. Böylesi, cahil olduğunu bilir.

Mürekkep cahil. Cahildir ama cahil olduğunu bilmez.

Zır cahil.

Zır zır cahil.

Kör cahil.

Dünya üzerinde öyle eğitim sistemleri vardır ki, genç nesillere okuma yazma öğretirler şöyle böyle. Onları, basit cahillikten, mürekkep cahillik seviyesine indirmektir amaçları.

Kendini bilmez, Rabbini bilmez, dünyayı bilmez, hayatın hikmetini ve mânasını bilmez, hayrı ve şerri bilmez, yararına ve zararına olan şeyleri bilmez cahiller...

Bir Arazinin Fiyatı Beş Günde 160 Misli Oluvermiş!..
GAZZE, Ergenekon, Irak Afganistan, Hindistan Pakistan gerginliği, Afrika'da kolera ve bunlara benzer onlarca önemli konu tartışılırken ablar akıyor dolablar dönüyor, samanların altından sular yürütülüyor. Yolsuzluklar, haram rantlar, talanlar bütün hızı ile sürüyor.

Önümde 2/12/2008 tarihini taşıyan bir sayfalık bir yazı var. Dört ayrı yolsuzluğu, şüpheli ve şaibeli işi anlatıyor.

Şahıs ve tüzelkişi ismi vermem mümkün değil...

Yazının ikinci maddesinde şu satırlar yer alıyor:

"2. (......)Büyükşehir Belediyesi, (....-....) yolu üzerinde (......) karşısındaki araziyi 29.04.2008 tarihinde (....) grubuna 5.050.500.000.000 TL.'ye satılmış (satmış) olup aynı arazi 04.05.2008 tarihinde adı geçen grup tarafından 13.731.000.000.000 TL.'ye (......... AŞ)'ye satılmıştır. Ne oldu da, arsanın değeri beş günde % 160 arttı ve bu rant Belediye'ye değil de, (......) şirketine gitti?"

Son yıllarda bu gibi rantlar furya gidiyor. Yekun olarak milyarlarca dolar belediyelerin, devletin, halkın, milletin, saçı bitmedik yetimlerin, fakir fukaranın kasasına girmiyor, birtakım özel ve güzel kişilerin cebine akıyor.

Yurt çapındaki topyekûn rant miktarı sanırım birkaç yüz milyar dolardır. Bu rantlarla beş on sene içinde Türkiye'nin bütün iç ve dış borçları ödenebilir.

Belediyenin, devletin kasasından doğrudan doğruya para çalınsa, evrakta ve hesaplarda tahrifat ve sahtekarlık yapılarak vurgun vurulsa, bunlar ağır suç oluyor ama bu gibi rant işleri nedense suç sayılmıyor. Bir arsanın değeri beş gün içinde yüzde 160 değer kazanmış... Oh, ne yağlı, ne ballı kazanç.

Türkiye düzelir mi dersiniz?

Bence bu rantların sonu getirilmezse düzelmez.

Sadece rant işi değil, bütün haksız ve haram kazançların muslukları tıkanmalıdır.

Hiçbir mülk ve ülke haramla âbad olmamıştır.

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.