21 Ekim 2017 Cumartesi30 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:49Güneş 07:15Öğle 12:56İkindi 15:53Akşam 18:23Yatsı 19:43
    • 19°C Adana
    • 14°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • 3°C Ağrı
    • 9°C Amasya
    • 8°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 12°C Artvin
    • 18°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 108.489 0.05
  • Altın: 151,185 -0.02
  • Dolar: 3,6704 0.34
  • Euro: 4,3242 -0.08

Halifelik mi? One minute... One minute...

Hüseyin Gülerce

Davos'taki Erdoğan, Arap âleminin ve İslam dünyasının gönlünü fethetti. Türkiye'ye duyulan sempati zirvelere çıktı. Tabii haklı olarak bu coğrafyalarda beş asır yönetimde bulunmuş Osmanlı hatıra geldi. Onun, milletlerin şuuraltı müktesebatındaki müspet yeri bir daha canlandı. Osmanlı... Onu ne biz ne de dünya henüz doğru dürüst araştırmadı. Bir gün o da olacak.
Ancak, Sayın Erdoğan'a yönelik teveccühü abartanlar da var. Hatta birilerinin kulağına kar suyu kaçırtacak boyutlara taşıyanlar da var. Lübnan'da basılan ve Arap dünyasında büyük saygınlığı bulunan Dar El Hayat gazetesinde Cihad el Hazen şunları yazdı:

"Erdoğan bir Müslüman olarak bizi gururlandırdı. İsrail zulmüne sessiz kalan liderlerimiz yüzünden Arap olduğumuzdan utanıyoruz. Onurumuzu ve şerefimizi Erdoğan kurtardı. Osmanlı Devleti yeniden kurulmalı. Erdoğan, halife ve padişah ilan edilmeli. Müslüman dünyasının başına geçmeli."

Tabii bu satırları okuyan ve AK Parti seçim kazanınca, oy verenleri "göbeğini kaşıyan adam" olarak aşağılayan Hürriyet Gazetesi'nin yazarı durur mu? Dün, "Halife hazretleri hazır... Hemen bir deve bulmalı" diye yazıverdi.

Aslında konu çok ciddi. Türkiye'de makul büyük çoğunluğu, sırf dine olan bağlılıkları ve saygıları yüzünden potansiyel tehlike olarak gören bir zihniyet var. Özellikle Demokrat Parti'nin iktidar olduğu 1950'den beri bu büyük çoğunluk, "gerici", "yobaz" diye hakarete uğruyor. AK Parti'nin yüksek oy yüzdeleri ile üst üste iktidar olması, bu kesimi daha da öfkelendirdi. Mesela Davos'ta Sayın Başbakan'ın toplumun yüzde 80 desteğini alan duruşu, bunları adeta çileden çıkardı. Arap âlemindeki ve İslam coğrafyasındaki teveccühü de hazmedemiyorlar. "Araplaşma", "Ortadoğululaşma" etiketleri yapıştırıldı bile.

Bir Arap gazetesinde yukarıdaki satırlar da çıkınca "Ha.. biz dememiş miydik?" diye hemen devreye giriverdiler.

Onun için konuyu ciddiye alıp bu halifelik mevzuu üzerinde durmalıyız.

Öncelikle, günümüzün büyük kanaat önderlerinden Sayın Fethullah Gülen'in konuya yaklaşımını hatırlatmak istiyorum. Sayın Gülen'in değerlendirmesi şöyledir:

"Zannediyorum, bir kısım süper güçler hilafet meselesini çıkartarak, bir de onu vuruşma ve sürtüşme mevzuu yapmak istiyorlar. Mesela Türkiye, Pakistan, Endonezya ya da başka bir ülkede hilafet meselesi ortaya atılırsa, diğer ülkeler buna karşı çıkacaktır. Zira ulus devletler kurulmuştur. Herkes kendi bağımsızlığını elde etmiştir. Dolayısıyla bu konuya nasıl yaklaşacakları bellidir. Başkaları da bir kısım hesaplarla bunu yapmış olabilirler." (Mehmet Gündem, Fethullah Gülen'le 11 Gün, Alfa Yayınları, sayfa 165-169)

Müslüman ülke yöneticilerinin bugün en büyük yanlışı, dünyayı doğru okuyamamalarıdır. Kutuplaşmanın, küresel terörün en büyük tehdit olduğu dünyamızda hilafet meselesi en büyük kavga sebeplerinden biri olur. Demokrasinin, özgürlüklerin, insan haklarının, evrensel insanî değerlerin öne çıktığı bir dünyada, Müslümanların hedefi, küreselleşmenin nimetlerinden de istifade ederek gönüllere girmek olmalıdır. Bu da lafla değil, temsille olur.

Türkiye'nin devlet politikası ise bellidir: Kendi değerlerimiz üzerinde ayağa kalkarak Avrupa Birliği'nin tam üyesi olmak.

Bu hedef bizi Doğu'dan koparmaz. Türk dünyasından, Arap âleminden, İslam coğrafyasından uzaklaşmamız da gerekmiyor. Tam tersine onlara daha da yakın olmalıyız. Sağlam kültürel ve ekonomik ilişkiler kurmalıyız. Onlar nezdindeki itibarımız, kredimiz, bizi AB'nin daha saygın, daha güçlü, daha önemli -belki de en önemli- üyesi yapar. Böyle bir Türkiye'nin üye olduğu AB, dünya için de gerçek bir alternatif olur. Medeniyetler çatışması yerine medeniyetler ittifakı için de; Doğu'dan, Türk dünyasından, İslam âleminden güç alan bir Türkiye, çok şey ifade eder. Dünyanın; evrensel insanî değerlerde buluşarak, evrensel bir barış kurması da kanaatimizce, ancak bu yolla mümkün olabilir.

Onun için iyi niyetle bile olsa bu hilafet meselesi ortaya atılınca Davos'un meşhur sloganı ile "One minute... One minute..." demeliyiz...


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.