18 Aralık 2017 Pazartesi26 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:44Güneş 08:17Öğle 13:08İkindi 15:24Akşam 17:45Yatsı 19:12
    • 11°C Adana
    • 6°C Adıyaman
    • 8°C Afyon
    • -3°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 8°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 10°C Balıkesir
  • BIST: 109.330 -0.31
  • Altın: 155,771 -0.08
  • Dolar: 3,8638 -0.70
  • Euro: 4,5501 -0.72

Gazze!

Abdurrahman Dilipak

Gazze’ye yapılan saldırının arka planı yeni yeni ortaya çıkıyor.
İsrail ordusu, üç gün içinde operasyonu tamamlamak üzere plan yapmışlar. 3 gün içinde Hamas yönetimi kaçacak ve İsrail ordusu şehri kontrolü altına alacak, FKÖ ile masaya oturacaklar, İsrail Gazze’den çekilirken FKÖ Gazze’de yönetimi devralacak..
Plan buymuş ve Gazze operasyonunda İsrail, Suriye dışındaki komşu ülkelere bilgi vermiş..
İstanbul’da üç gün süren Uluslararası Gazze Forumuna katılanlardan öğrendiğim kadarı ile İsrail bu işin bu kadar uzayacağını ve Türkiye’nin bu şekilde devreye gireceğini hiç hesaba katmamış.. Bütün planlar İran üzerine yapılmış ama zaten operasyon 3 gün süreceği için o konuda da ciddi bir hazırlık yapılmamış. Dahası, nasıl olsa Gazze de direnişin 3 gün içinde kırılacağı varsayılarak, Hamas liderlerinin kaçması için Mısır kapısının açık tutulması ve Mısır’a geçenlerin ise gözetim altına alınması için hazırlıklar yapılmış.. Bu arada, iddiaya göre FKÖ’den iki bakan (Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanları) Mısır’da beklerken, Gazze’de yönetimi devralacak FKÖ’lü istihbarat, askeri ve siyasi büro temsilcileri de Mısır’da otelde bekliyorlarmış. Mısır’ın arabuluculuğunda Hamas ile FKÖ arasında görüşmelerin başlaması da, ortaya çıkan bu derin çelişkinin ortaya çıkan gerçekler ışığında giderilmesine dönük bir adım olarak değerlendirilmesi gerekir..
Yani Gazze operasyonu sanıldığı gibi tek başına bir İsrail operasyonu değil, İsrail, Mısır, FKÖ ortak operasyonu. Bu bir işgal harekatı değil, İsrail destekli FKÖ darbesi planı idi.. Yani bu bir Gazze Ergenekonu planı idi! Derin FKÖ’nün, ABD+İsrail işbirliği ile gerçekleştirilen karanlık bir plandı.. Ama bu oyun bozuldu..
Ürdün ve Suudi Arabistan ise bu işler olurken kafalarını kuma gömüyorlar. Hemen yeni kurulacak Gazze yönetiminin insani yardım ihtiyaçlarını karşılamak, operasyonda hasar gören yerlerin tamiri için, yani İsrail’in açtığı yaraları sarmak için destek grubu olarak hazırlanmış.
Arap Birliğinin toplanıp, “Arapların işine Arap olmayanlar karışmasın” türü bir tepki de ilginç. Bu ülkeler Gazze olayını İslâm, Kudüs gerçeğinden soyutlayarak Arapların lokalde kalan kendi içi meselesi olarak göstermek istiyorlar..
Yani Gazze saldırısı İsrail+Bir kısım Arap ülkelerinin işbirliği ile gerçekleştirilen bir saldırı..
Bu saldırıda İsrail, Mısır, FKÖ, Suudi Arabistan ve Ürdün suçüstü olmuştur.. Bundan sonra FKÖ-Hamas ilişkileri eskisi gibi olmayacağı gibi, El-Fetih, Abbas yönetimi ve FKÖ içinde de hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır..
İsrail Arap müttefikleri ile başaramadığı bu işi, bu defa da NATO şemsiyesi altında, bu kez masada çözmeyi deneyecektir.. Burada en önemli sorun ise İsrail’in stratejik ortağı, bir NATO üyesi olan Türkiye’yi kaybetmne riskidir.. Türkiye bu süreçte Gazze’nin yanında yer almıştır.. Mısır ve Suudi Arabistan yöneticileri, Gazze direnişinde suçüstü olmuş ve Arap ülkelerinin liderliğini kaybetmiştir. Yani Gazze direnişi sadece İsrail’in planlarını boşa çıkarmakla kalmamış, işbirlikçi Arap ülkeleri rejimlerinin karanlık planlarını ortaya çıkartarak, suçüstü olmalarına sebeb olmuştur. Bu durum bu rejimlerin toplumsal tabanlarına da ciddi bir darbe indirmiştir..
Peki bundan sonraki plan ne?
Bunun ipuçlarını Livni’nin Brüksel ziyaretinde bulabiliriz. İsrail, tek başına ABD desteğini arkasına almasının yeterli olmadığını görmüş olmalı ki, AB ve NATO desteğine de ihtiyaç duymuştur.. Livni Brüksel’den, “beklentilerinin üzerinde bir kazanç, anlayış ve destekle ayrıldıklarını” açıklamıştı..
Yani AB ve NATO’dan İsrail’e “tam destek” vardı.. Yeni plana göre ise, dünyadan gelen tepkiler ve Türk kamuoyunun hassasiyeti İsrail’i ciddi bir şekilde rahatsız etmiş gözüküyor.. O zaman askeri çözümlerin dışında yeni önerilerin getirilmesi gerekiyordu.. İlk plan İsrail’e yönelik birtakım nokta atışlarının gerçekleşmesinin ardından Gazze’ye NATO Barış Gücünü girdirmek ve burada Gazze yönetimini kontrol altına almak, silahsızlandırmak ve Gazze içinde silah depo ve imalatını engellemek, HAMAS yöneticilerini küçük düşürücü açıklamalar yapmak ve birtakım bahanelerle terörist ilan ederek yakalayıp İsrail’e teslim etmek! İsrail için meşru olan bir şeyi Gazze yönetimi için yasaklamaya çalışıyorlar.. Ve İsrail bunu hep yapıyor. İran için yasak olmasını istedikleri bir şeyi, kendileri için meşru kabul ediyorlar..
HAMAS’a yakın çevreler bu planı İsrail’in NATO şemsiyesi altında Gazze’yi işgal planı olarak görüyorlar ve NATO’nun İsrail adına “Ortadoğu”da Filistin sorununa taraf olması, savaşa katılması şeklinde değerlendiriyorlar.. İngiltere’nin, bölgedeki çıkarlarını korumak için bugün İsrail’den çok Türkiye’ye yakın durması gerekiyor.. Bu da İsrail için talihsiz bir durum..
BM’de Çin ve Rusya’nın veto hakkının bulunması, NATO’da yine Türkiye ve Rusya faktörü İsrail’i sıkıntıya sokuyor. İsrail yönetimi Türkiye konusunda kararsız. Türkiye’yi yanlarına mı alacaklar, karşılarına mı? İsrail Kara Kuvvetleri Komutanının tepkisi, şahinlerin Türkiye’yi karşılarına almak istediklerini gösteriyor.
Zaten sonunda Türkiye ile hesaplaşmayacaklar mı? Türk halkı İsrail’e karşı öfkeli.. “İslâmcı” bir iktidar işbaşında ve Erdoğan’ın Peres’e karşı tavrı da ortada iken Türkiye ile iplerin kopartılmasının zamanı geldiğini düşünenler az değil. Ama İsrailli politikacılar için Türkiye’yi kaybetmek ağır bir bedel ve ABD’nin Ortadoğu planlarında Türkiyesiz bir senaryonun başarı şansı yok. Eğer Türkiye ile ipler kopartılırsa, Türkiye-İran yakınlaşması, Mısır’daki işbirlikçi hükümete karşı muhalefeti kışkırtabilir ve Mısır da kaybedilebilir. O zaman Ürdün ve Suudi Arabistan’ın da İsrail’in yanında yer alması düşünülemez.. İsrail bir anda düşman bir çemberin içine hapsolmuş oluyor
Yani İsrail yönetimi Türkiye konusunda kararsız..
İsrail parlamentosundaki sandalye dağılımı, ABD’deki yeni yönetim, İsrail için bu belirsizliği daha da derinleştiriyor.. Mısır Devlet Başkanı Mübarek’in Türkiye ziyaretinin ardından konuşan Mısır’ın Türkiye Büyükelçisi Dr. Alaaddin El Hadidi, Davos forumunda, İsrail Cumhurbaşkanı Peres’in, Gazze saldırısını savunurken, Başbakan Erdoğan’a, “Gazze olayını Mübarek anladı, siz anlamadınız” ifadesini kullanmasına vurgu yaparak, aslında İsrail’in Gazze saldırısı öncesi Mısır’a Livni’yi, Türkiye’ye Olmert’i göndererek, “saldırıdan haberleri var” mesajı vermek istediğini söylüyor. Hadidi’ye göre “Erdoğan’ın Davos çıkışı, bu tuzağa idi” Ve tabii Mübarek’in ani İstanbul ziyareti de, Mısır’ın bu kirli oyunun deşifre edilmesinin ardından aslında kendini aklamaya yönelik bir gişim olarak değerlendirildi..
Bölgede taşlar yerinden oynamış gözüküyor. Kartlar yeniden karılıyor. Türkiye’nin başı dik duruşu, bölgedeki birtakım hükümetlerin de “ne oluyor” sorusunu sormalarına sebeb olmaya başladı..
Bölgede ABD’ye, AB’ye, NATO’ya ve İsrail’e karşı kafa tutulamayacağına nerede ise “iman” düzeyinde bir kanaat vardı. Erdoğan’ın çıkışı, bu ön yargının kırılmasına sebeb oldu.. Kendi geleceklerini İsrail’in geleceği ile tevhid edenler, bu gidişin kendileri için yeni tehditler oluşturmaya başladığını görmeye başlayınca, politikalarını da yeni duruma göre şekillendirmeye başladılar..
Bundan sonra bölgede hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ve İsrail için gelen günler, geçen günleri aratacak. Kirli oyun deşifre oldu. Gazze dramı sadece İsrail ve işbirlikçi Arap rejimlerinin değil, AB ve ABD gibi dünya çapında insan hakları ve demokrasi havarilerinin de, çıkarları sözkonusu olduğunda ilkelerini nasıl görmezden geldiklerinin kanıtı oldu..
Selâm ve dua ile..

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.