22 Ekim 2017 Pazar1 Safer 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:50Güneş 07:16Öğle 12:56İkindi 15:51Akşam 18:22Yatsı 19:42
    • 22°C Adana
    • 20°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • 13°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 14°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 15°C Artvin
    • 21°C Aydın
    • 19°C Balıkesir
  • BIST: 108.489 0.05
  • Altın: 151,139 -0.05
  • Dolar: 3,6704 0.34
  • Euro: 4,3242 -0.08

Mükemmellik adına ve kendini unutarak

Hayrettin Karaman

Gazali gibi ilim ve hikmet ehli mürşidler insanları, kendilerine uygulanacak eğitim usulü bakımından üçe ayırıyorlar: Bürhan ve hikmete muhatap olanlar, duyguları akıllarının önünde olanlar (heyecan unsurunun kullanılması gerekenler, öğütlükler) ve yaptırımı hak edenler.

İnsan-ı kâmil eğitimi ile uğraşan sûfiyye, eğitime talip olanların istidatlarına, hal ve şartlarına bakarak onlara, ulaşabilecekleri bir hedef tayin ediyorlar, derslerini de bu hedefe göre ayarlıyorlar.

Bu uygulamalara kaynak olan birçok âyet ve hadis insanların, iman, ilim, idrak, tefekkür (akıl), ihsan ve ihlas bakımından aynı ve eşit olmadıklarını, hitap, yükümlülük ve beklentinin de buna göre olması gerektiğini ifade ediyor.

Birçoğu iyi niyetli olan, Müslümanların daha iyi (kâmil) Müslüman olmalarını isteyen, bunun için akıl yoran, kalem oynatan bazı yazarlarımız, kendilerince iyi ve doğru olanı açıklarken, buna davet ederken iki hata yapıyorlar:

1. İslam, zerre kadar bir imana bile değer verirken, başka hatalarına ve günahlarına rağmen bir köpeği, zahmete katlanıp sulayacak kadar merhametli olan bir kulu bu erdeminden dolayı cennete sokarken bizim mükemmeliyetçilerimiz "ya hep, ya hiç" diyorlar, herkesin kendi, bilgi, idrak ve iman seviyesine göre anladığı ve yaşadığı İslam'ı hiçe sayıyorlar ve bu sınıfı küçümsüyor, hatta onlara hakaret ediyorlar.

2. Kemiyeti ne olursa olsun aynı mahiyette olan kendi kusurlarını görmüyorlar.

Son günlerde bir jip meselesi aldı başını gidiyor. Bundan önce de tesettürün yozlaşmasından söz ediliyordu, bu da devam ediyor.

Jipe binme meselesini, bir müslümanın dünya nimetleriyle alakası bakımından ele alalım. Kendisi için yumuşak bir yatak yapma teklifini bile "dünyada refahla işimiz olmaz" manasında bir ifade ile reddeden Peygamberin (s.a.) ümmeti olarak elbette arabanın da mütevazı ve yeterli olanına binmek gerekir. Ama iman ve idraki bu noktalara gelmemiş müminlerin, birçok erdem ve iyilikleri yanında bu kusurlarını abartarak adeta kendilerini İslam'dan dışlamanın da manası yoktur. Onları hikmetle ve öğütle yönlendirmek gerekir, hakaretle değil.

Komşusu aç iken jipe binmenin de birçok problemli tarafı olduğu açıktır. Ancak açlıkla mücadele, birilerinin jipe binmek yerine fazlasını tasadduk etmesiyle hedefine ulaşmaz, bunun için bütün toplumun ve devletin üzerine düşeni yapması gerekir.

Bu yazıları yazanlar bir de aynada kendilerine baksınlar; bakalım onların da başka manada jipleri, israfları, malik olmaya devam ettikleri ihtiyaç fazlaları var mı, yok mu?

Birbirimizi iyi niyetle uyaralım, doğru bildiğimiz yolu açıklayalım, ama asla birilerini mahkum etmeden, küçümsemeden, tahkir etmeden ve pire için yorgan yakmadan, ağaca bakıp ormanı unutmadan yapalım!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.