18 Ocak 2017 Çarşamba20 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:19Öğle 13:21İkindi 15:48Akşam 18:11Yatsı 19:36
    • 6°C Adana
    • 5°C Adıyaman
    • 2°C Afyon
    • 9°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • 0°C Ankara
    • 8°C Antalya
    • 4°C Artvin
    • 9°C Aydın
    • 6°C Balıkesir
  • BIST: 82.779 0.51
  • Altın: 147,178 0.20
  • Dolar: 3,7701 -0.17
  • Euro: 4,0274 -0.27

28 Şubat süreci bitmedi ama bitmeli

Abdulkadir Özkan

Bir darbe sürecinin başlangıcının dün yıl dönümü idi. Bu vesile ile yazılan ve konuşulanlarda iki husus öne çıkıyordu. Bunlardan birisi 28 Şubat süreci denen hadise tam olarak neyi ifade ediyordu? Diğeri ise 28 Şubat süreci bitti mi?

Hemen belirtelim ki 28 Şubat süreci olarak nitelendirilen olay halkın iradesi ile iktidar olan bir kadronun siyaset dışı yollardan, yani halka rağmen iktidardan uzaklaştırılmasıydı. Hatta yanlış oy kullandığı (!) için halkın cezalandırılmasıydı. Bunun açık adı ise darbedir. Bu darbe sözcüğünün önüne bir takım sıfatlar eklemek olayın niteliğini değiştirmez. Belki darbe sözcüğünü tek başına halka kabul ettirmek zor olduğundan "postmodern" gibi bir sıfat eklemek, acı ilacın yutumunu kolaylaştırmak için dışına tatlı bir madde sürülmesi gibi bir şey.

İkinci sorunun, yani 28 Şubat sürecinin bitip bitmediğinin cevabı ise "Maalesef bitmemiştir". Bitmesini gönül elbette arzu ediyor.

Niçin bitmemiştir?

Öncelikli olarak siyaset dışı güçlerin siyasete müdahale ederek siyasetin kendi arzularına göre yeniden şekillendirmelerinin zeminini oluşturan ya da oluşturduğu ileri sürülen Anayasa ve yasalarda gereken değişiklik yapılabilmiş değildir. Çünkü, bu tür müdahaleler darbe dönemlerinde hazırlanmış anayasadan destek almaktadırlar. En azından darbecilerin gerekçeleri Anayasa'daki tarifi yapılmamış bazı kavramlardır.

Bu tespiti yaptıktan sonra gerçekten siyasete siyaset dışı güçlerin müdahalesini engellemek, halkın iradesinin yine halk tarafından değiştirilebilmesinin şartları kişiden kişiye değişmeyecek şekilde belirlenmeden ve bu hususlarda hazırlanacak yeni anayasanın temelini oluşturmadığı sürece 28 Şubat süreci sona ermez. Gerçekten 28 Şubat süreci sona ermiş olabilseydi Cumhurbaşkanı seçimi öncesi gece yarısı muhtırası olayı yaşanır mıydı? Bazı yüksek rütbeli askerler devreye girerek bazı parti genel başkanlarını arayıp 367 sayısının teminine mani olmak için Meclise girmeleri engellenebilir miydi?

Bu arada bazı isimler ya doğrudan açıklama yaprak 28 Şubat sürecindeki rollerini anlatıyorlar ya da medyaya servis yapılan bazı telefon konuşmaları ya da ses kayıtları gazete ve televizyonlarda tefrika ediliyor. Ediliyor da ne oluyor? Sorumlular hakkında bir işlem mi yapılıyor? Yapılamıyor ya da yapılmıyor? Halbuki darbeye şu ya da bu şekilde bulaşmış, hatta yönlendirmiş olanlardan mevcut yasalar çerçevesinde hesap sorulamadığı, daha doğrusu yargılanamadıkları sürece 28 Şubat sürecinin bittiğini söylemek kendimizi olmasa bile toplumu kandırmaya yönelik bir sözden öte gidemez.

İster doğrudan ister dolaylı yollardan halkın iradesini değiştirmeye yönelik müdahaleler elbette demokrasi içinde mümkün olmaz. Meseleye bu açıdan bakıldığında ülkemizdeki sistemin adı demokrasi olmakla birlikte adı olan kendisi olmayan bir demokrasi söz konusudur. Bir diğer ifade ile sözde demokrasiyi gerçek demokrasiye dönüştürmek durumundayız. Demokrasinin bir takım hayali korkular üretilerek rafa kaldırılması devam ettiği sürece zaman zaman halkın oyuna müracaat ederek, "Ey millet siz ne istiyorsanız o olacak" demenin bir anlamı kalmaz. Söz gelimi Millet Meclisi'nde Başkanlık Divanı'nın arkasındaki duvarda "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" sözünün durmasının da anlamı kalmıyor. Çünkü egemenlik kayıtsız şartsız milletin ise buna bir takım odakların müdahale edememesi, ettikleri takdirde hesap sorulabilmesi gerekir. Eğer bu yapılamıyor ve hesap sorulamıyor, bir takım yüksek bürokratlar görev başında ya da emekli olduklarında rahatlıkla darbede nasıl rol aldıklarını söyleyebiliyorlarsa bu ülkede egemenliğin millette olmadığı açıkça görülür. Bu bakımdan 28 Şubat sürecinin sona ermesi samimi olarak isteniyorsa öncelikli olarak egemenliğin kesinlikte millete ait olduğu ilkesi hukuki bir zemine oturtulmalı, yapılacak yeni anayasa ile bu sağlanmalıdır. Bu yapılamadığı sürece demokrasiden söz etmek, 28 Şubat sürecinin bitip bitmediğini tartışmanın fazla bir anlamı olmaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.