30 Mart 2017 Perşembe1 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Ey îmân edenler! Allâh’tan ittikâ edin ve sâdıklarla berâber olun!” (Tevbe, 119)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk’a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:16Güneş 06:44Öğle 13:16İkindi 16:46Akşam 19:34Yatsı 20:55
    • 12°C Adana
    • 10°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • -1°C Ağrı
    • 8°C Amasya
    • 8°C Ankara
    • 14°C Antalya
    • 6°C Artvin
    • 13°C Aydın
    • 11°C Balıkesir
  • BIST: 89.270 -1.01
  • Altın: 146,921 -0.22
  • Dolar: 3,6543 0.18
  • Euro: 3,9297 -0.55

Yesinler sizin kararınızı yesinler!..

Abdulkadir Özkan

Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi Sudan Devlet Başkanı Ömer el Beşir hakkında Darfur olayları sebebiyle tutuklama kararı vermiş. Kararın gerekçesi ise "Cinayet, yok etme, zoraki göç, işkence, sivil halka doğrudan saldırmak ve yağmacılık". Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Sözcüsü Laurence Blairon ise Darfur'da yaşananları "Devletin en üst düzey kademlerinin organize ettiği planın sonucu" olarak nitelendiriyor.

Bu noktada ister istemez insanın aklına ABD'nin Irak ve Afganistan'da yaptıkları, İsrail'in Gazze katliamı geliyor ve "Irak ve Afganistan'da Amerika'nın işlediği cinayetler, Gazze'de yaşananlar karşısında aynı mahkeme niçin harekete geçmez?" sorusu cevapsız kalıyor. Elbette bir de uluslararası tüm kurumlarda yaşanan çite standart... Müslümanlara yönelik cinayetleri görmeyenlerin her fırsatta Müslümanlara karşı harekete geçmeleri.

Bu çifte standart Birleşmiş Milletler ve Güvenlik Konsey'inden başlıyor tüm uluslararası mahkemeler ve diğer örgütlere kadar yansıyor... Artık herkes görüyor ve biliyor ki uluslararası örgütler ABD ve Siyonizm'in kontrolü altında. Onlar ne isterse onu yapıyor, ona karar veriyorlar... Söz konusu kararlar ABD ve İsrail'in istemediği kararlar olduğunda hemen bir veto devreye giriyor ve bu kararların uygulama imkanı ortadan kalkıyor. Bir diğer ifade ile alınmamış sayılıyor.

Meseleye bu açıdan bakıldığında Lahey'deki mahkemenin aldığı karar istediği kadar doğru gerekçelere dayandırılsın anlamsızlıktan kurtulamıyor. Çünkü, bu kararın adil olabilmesi dünyanın her köşesindeki benzer olaylar karşısında söz konusu uluslararası mahkemelerden benzer karar çıkmıyor. Bir taraf 23 günde bin 300 insanı katlediyor, 7 binini yaralıyor, sakat bırakıyor ve 300 bin kişi evsiz kalırken bu saldırı kendini savunma olarak kabul ediliyor ve sesleri çıkmıyorsa Sudan Devlet Başkanı Beşir hakkında böyle bir karar almalarının bırakın adaletle bağdaşmasını ciddi bulmak bile mümkün değildir. Zaten Sudan Devlet Başkanı Beşir de kararın açıklanmasının ardından "Tutuklama emrini yesinler. Yazmak için kullandıkları mürekkebe değmez" şeklinde bir açıklama yaparak olayın ciddiyetsizliğine ve tarafgirliğine vurgu yapmıştır.

Bu noktada yıllardan beri bir arada barış içinde yaşayan insanların ne olduda birden bire ayaklandıklar ve olayın bir iç savaşa dönüştüğü üzerinde nedense kimse durmuyor... Sadece Darfur'da değil Güney Sudan'da yaşanan çatışmaların arkasında da kimlerin olduğu sorgulanmıyor... Çünkü, gerek Güney Sudan gerek Darfur'da yaşanan çatışmaların arkasında başta Dünya Kiliseler Birliği olmak üzere ABD ve İsrail ile diğer Batılı ülkelerin bulunduğunu herkes biliyor ama nedense gündeme getirilmiyor.

Bu arada bugün hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin tutuklama kararı verdiği Sudan Devlet Başkanı Beşir'in 1973'deki İsrail-Arap Savaşı'ında Mısır güçleri içinde İsrail'e karşı savaşmış olmasının mahkemeyi bu yönde karar almaya iten başlıca sebeplerden birisi olup olmadığını da değerlendirmek gerekiyor. Meseleye bu açılardan bakmadan alınmış bir kararı değerlendirmeye kalkmak doğru sonuçlara ulaştırmaz. Hatta Dünya Siyonizmi'ni anlamak mümkün olmaz.

Bu karar nasıl bir sonuç doğurur sorusu bu noktada ayrıca önem taşıyor.

Sudan Uluslararası Ceza Mahkemesi'ni tanımadığı için Başkan el Beşir'in tutuklanabilmesi için bu mahkemeyi tanıyan ülkelerden birisine gitmesi gerekiyor. Söz konusu mahkemeyi tanıyan ülke sayısı 108 olduğu düşünülürse bu ülkelerden birisinin hava sahasına girmesi durumunda tutuklama gündeme gelebilecek. Bu noktada Türkiye'nin durumu oldukça kritik. Çünkü, Türkiye adı geçen mahkemeyi tanıyan anlaşmanın altına imza atan ülkelerden birisi. Kısa bir süre önce ülkemize gelen Beşir bundan sonra tekrar gelecek olursa Türkiye ne yapacaktır? Ya bir daha Beşir'in ülkemize gelmesi engellenecek, gelirse altına imza attığı anlaşmaya rağmen tutuklama yoluna gitmeyecek ya da tutuklayıp elleriyle mahkemeye teslim edecektir.

Böyle bir durumda Türkiye, ABD, İsrail ve diğer Batlı ülkelerin takdirini kazanmasına yol açabilir ama tüm İslam dünyasının tepkisini de çekebilir... Bir bakıma Davos ruhu ölecektir. Meseleye bu açıdan bakıldığında Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin kararı Beşir'den, çok mahkemeyi tanıyan Müslüman ülkelerin başını ağrıtacaktır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.