25 Eylül 2017 Pazartesi5 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:22Güneş 06:47Öğle 13:03İkindi 16:24Akşam 19:05Yatsı 20:25
    • 33°C Adana
    • 33°C Adıyaman
    • 24°C Afyon
    • 26°C Ağrı
    • 24°C Amasya
    • 25°C Ankara
    • 28°C Antalya
    • 24°C Artvin
    • 27°C Aydın
    • 27°C Balıkesir
  • BIST: 102.091 -1.95
  • Altın: 146,953 0.67
  • Dolar: 3,5323 1.18
  • Euro: 4,1978 0.66

AKP'ye oy verenler karanlığı mı temsil ediyor?

Abdulkadir Özkan

Demokrasiyi önce kurtarıcılardan kurtarmak gerek

İddia ediyorum demokrasi en çok zararı demokrasiyi dillerinden düşürmeyenlerin söz ve davranışlarından görüyor. Demokrasiyi; bir takım sanal tehlikelerden korumak iddiasıyla ortalıkta dolaşan bazı tiplerin tasallutundan kurtarmadan sağlıklı bir yapıya kavuşması mümkün değil. Ülkeyi de, demokrasiyi de kurtarıcıların elinden kurtarmadan işlerin yoluna girmesi mümkün görünmüyor. Çünkü, belli bir anlayışın sahipleri demokrasiyi kendilerine göre tarif ediyor, yorumluyor ve herkesin de buna uymasını istiyorlar. Bir bakıma ülkede tek tip insan, tek tip anlayışı hakim kılmaya çalışıyorlar. Demokrasiyi de bu anlayışlarının hakim kılınmasının bir vasıtası olarak görüyorlar. Eğer demokrasi bunların anlayışına göre gelişmez, millet bunların anlayışına prim vermeyecek olursa hemen yaygarayı kopartıyorlar, "Demokrasinin geleceğinden endişe ederiz" diye.

Halbuki demokrasinin geleceği için endişe duymaya gerek yok. Gerekli olan sadece millet iradesine saygılı olmayı öğrenebilmek.

CHP'nin Ankara Yenimahalle Belediye Başkan Adayı Fethi Yaşar'ın bir gazetenin dünkü Ankara ekinde yer alan açıklaması bu yöndeki düşüncelerimi bir kez daha pekiştirdi. Yaşar, açıklamasında yüzde 47 oyun AKP'yi şımarttığını belirterek, "Bu ülkenin aydınlık insanlarının sandıkta bunlara 'Dur' deme zamanı geldi. AKP eğer geçen seçimler kadar oy alırsa, 29 Mart'tan sonra Türkiye'deki demokrasinin geleceğinden endişe ederim" demiş. Şu iki cümle içinde öylesine terslikler var ki, bir defa "Bu ülkenin aydınlık insanlarının sandıkta AKP'ye ders vereceğini" söylemek suretiyle söz konusu partiye oy verenleri doğrudan karanlık olarak nitelendiriyor. Bir baş

ka deyişle Sayın Yaşar'a göre AKP ve AKP'ye oy verenler karanlığı temsil ediyor, CHP'ye oy verenler aydınlığı. Böyle bir anlayış ile demokrasinin bağdaşması, bir arada bulunması mümkün olabilir mi? Bu anlayış doğrudan demokrasinin bir kenara itilmesi sonucunu doğurmaz mı?

Bu arada AKP'nin bu seçimlerde de geçen seçimlerdeki kadar oy almasından demokrasinin tehlikeye düşeceği soncunu çıkarmak ve bundan endişe duymak seçmenin iradesine saygısızlık değil mi? Saygı duyulması gereken seçmen iradesi sadece CHP'ye oy verenler mi oluyor?

Söylenecek pek çok söz var. Ancak, bu zihniyetin 50-60 yıldır hiç değişmediğini belirtmek isterim. Bu öyle bir zihniyet ki demokrasiyi korumak adına darbelere bile destek olabilmiştir. 27 Mayıs 1960 darbesi öncesi günleri hatırlıyorum. "Eğer o yıllarda CHP ve tabanı Demokrat Parti'ye düşmanlığını darbeye destek verme noktasına taşımamış olsaydı acaba darbe olabilir miydi?" diye hep düşünmüşümdür.

Demek istediğim o ki, ülkemizde öyle bir zihniyet var ki bunlar seçimi sadece kendilerinin sandıktan çıkması olarak düşünüyorlar. Eğer kendileri çıkmıyorsa ülke karanlığa sürüklenmektedir. Millet yanlış yapmıştır, bu yanlışın düzeltilmesi gerekir! Bir başka deyişle sadece kendileri aydınlığın temsilcisi, kendilerinin dışında kalan partiler karanlıktan yanalar. Halbuki böyle bir yaklaşımın karanlık olmakla milleti suçlamak anlamına geldiğini düşünseler, hem milletin karşısına çıkıp kendilerine oy isteyip hem de oy verecek olanları karanlık kafalı olmakla suçlamanın mantıki bir izahı olamayacağını anlayacaklar. Millete karşı mücadele ederek, millet suçlanarak, hatta aşağılanarak demokratik mekanizmanın işlemesi mümkün olabilir mi?

Maksadımın AKP'yi savunmak olmadığını bilmem hatırlatmaya gerek var mı? Bugün AKP'den rahatsız olan zihniyet dün de Millî Görüş partilerinden rahatsızdı. O zaman da rejimin ve demokrasinin tehlikede olduğunu tekrarlayıp duruyor, zinde güçleri harekete geçmeye çağırıyorlardı. Neticede adına Postmodern denen bir darbe gerçekleşti. Milletin oyları ile oluşan Meclis aritmetiği alt-üst edildi. Kısacası millet iradesi rafa kaldırıldı. O gün bu gelişmeler karşısında seslerini çıkarmayanlar bugün de yine seçim sonuçlarına göre demokrasinin kurtulacağı ya da tehlikeye gireceğini ileri sürüyorlar. Bir bakıma 'demokrasi demek CHP demek!' anlayışını dayatıyorlar. Halbuki demokrasi ile dayatma yan yana getirilemez. Demokrasinin olduğu yerde dayatma, dayatmanın olduğu yerde demokrasi olmaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.