28 Mayıs 2017 Pazar2 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:35Güneş 05:29Öğle 13:08İkindi 17:05Akşam 20:34Yatsı 22:19
    • 29°C Adana
    • 27°C Adıyaman
    • 17°C Afyon
    • 20°C Ağrı
    • 21°C Amasya
    • 14°C Ankara
    • 24°C Antalya
    • 17°C Artvin
    • 26°C Aydın
    • 21°C Balıkesir
  • BIST: 97.533 -0.18
  • Altın: 145,781 1.23
  • Dolar: 3,5801 0.37
  • Euro: 4,0019 0.03

Bizler Balbay değiliz...

Hüseyin Gülerce

Milliyet gazetesinin dünkü manşeti, Ergenekon davasında, artık geriye dönüşün olmadığının ilanıydı. Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi ve yazarı Mustafa Balbay'ın, 2002-2005 yılları arasında generallerle yaptığı görüşmelere ait notlar yayınlanınca bir anda her şey değişti.
Bu darbe günlüklerini, iki eski Genelkurmay başkanı, Milliyet yazarı Fikret Bila'ya yorumladılar ve "mahkeme davet ederse gideriz" dediler. Evet mahkeme onların bu cesaretini takdir etmeli ve davet etmelidir.

Karadayı'dan farklı olarak, iki eski Genelkurmay başkanı, komutan gibi davrandılar. Görmedim, duymadım, o adamları tanımam falan demediler.

Balbay'ın notları neden önemli? Daha önce Nokta Dergisi, dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'e ait olduğu söylenen darbe günlüklerini yayınlamıştı. Fakat Örnek, "bana ait değil" dedi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise teknik inceleme sonucu bu notların Örnek'in bilgisayarından çıktığının tespit edildiğini açıklamıştı. Yani konu tartışmalı kaldı. Hâlbuki Balbay'ın günlükleri inkâr edilmiyor. Cumhuriyet'in iki yazarı, Hikmet Çetinkaya'yı ve Emre Kongar'ı TV ekranlarından dinledim. İkisi de aynı şeyi söylüyor: "Bu notlar, bir gazetecinin mesleği gereği yaptığı iştir. Kendisi bir yazı dizisi hazırlamak için bu notları tutmuştur. Hatta günlükler internet ortamına düşmese ve daha sonra gazetelerde yayınlanmasaydı, 'Gerilimli Günler' dizisi olarak Cumhuriyet'te yayınlanacaktı..." dediler.

İnanalım mı? Balbay o notları, darbeden şüphesi olmadığı için tuttu. Çünkü o notlarda darbenin akıl hocası, gözü pek, komutanlara bile, onu şöyle yapın, bunu böyle yapın diyebilen bir gazeteci var. Darbenin gazetecisi. Darbe olduktan sonra yayınlanacaktı o darbe günlükleri ve tarihe bir not düşülecekti. "Bir kahraman gazeteci, Cumhuriyet'i işte böyle korudu." denilecekti. Meydanlara Balbay heykeli dikilecekti.

En büyük aldanmışlık, insanların kendilerini en akıllı kabul edip, herkesin aptallığına inanmasıdır. "Hepimiz Balbay'ız" diyen meslektaşlarımız, bunun meslekî bir dayanışma olduğuna inanmamızı istediler, beklediler. "Gazeteciler, fikirlerinden dolayı susturulmamalı." dediler. Vicdanlarına şimdi bir daha sorsunlar. Balbay'ın yaptıkları gazetecilik mi, yoksa fiilen bir darbe hazırlığının ve kışkırtıcılığının içinde gönüllü rol almak mı?

Basın özgürlüğü, gazetecilik, demokrasinin olmazsa olmazıdır. Demokrasi varsa gazeteci vardır. Demokrasiyi ortadan kaldırmanın adı olan darbeyi, dünyanın hiçbir ülkesinde bir basın mensubu savunamaz. Avrupa'da, ABD'de Balbay gibi bir gazeteci gösteremezsiniz. Çünkü hiçbir demokratik ülkede, bir gazetenin başkent temsilcisi ve yazarı, darbecilerin içine girip akıl veremez. Onlarla iş tutamaz. "Hilmi Özkök'ü alın, Kara Kuvvetleri'ndekini, başa geçirin." diye konuşamaz. Onlarla saatlerce oturup darbe planları yapamaz. Bunu yapan adama gazeteci denmez. Yaptığı, gazetecilik mesleği olarak, gözümüzün içine baka baka yutturulmaya kalkışılmaz. Bu, insan zekâsına hakarettir. İnsana saygısızlıktır.

Bizim medyamız, darbe sabıkalıdır. Balbay üzerinden asıl anlatmak istediğimiz bu. Kendine merkez medya diyen gazete ve televizyon yöneticilerinin, birkaç istisna dışındaki yazarlarının, tavrı yeni değil ki... Bunların; "Demokrasi, din ve vicdan özgürlüğünü genişletir, dolayısıyla demokrasi bizi bozar, vesayet rejimi ortadan kalkar, bu memlekette artık bizim borumuz ötmez" diyerek, darbelerden yana tavır koymaları yeni değil ki... Medyanın darbe kışkırtıcılığı, ilk defa Balbay'da görülüyor değil ki... 28 Şubat utancının kızarıklığı, kimi yüzlerden hâlâ silinmiş değil ki... Sorun, medyadaki darbeci zihniyetin, demokrasiye ihanetidir.

Medya bu utançla daha fazla yaşayamaz. İçimizdeki Balbay'lara artık tavır koymak zorundayız. "Demokrasi iyidir ama, bizimkiler iktidar olamıyorsa, darbeler de fena değildir" diyenlerin hepsi Balbay olabilir. Fakat "laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olmayı, bu değerlerin birini diğerine tercih etmeden birlikte savunuyoruz" diyen hiçbir gazeteci, yazar, yayın yöneticisi, Balbay olamaz.

Bizler Balbay değiliz ve asla olmayacağız...


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.