17 Ocak 2017 Salı18 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:19Öğle 13:21İkindi 15:47Akşam 18:10Yatsı 19:35
    • 6°C Adana
    • 1°C Adıyaman
    • 2°C Afyon
    • 8°C Ağrı
    • 1°C Amasya
    • 1°C Ankara
    • 13°C Antalya
    • 1°C Artvin
    • 8°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 81.712 0.23
  • Altın: 147,398 2.82
  • Dolar: 3,8050 1.37
  • Euro: 4,0356 1.21

Bıçak Kemiğe Dayandı

M. Şevket Eygi

Artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Benim, bir Türkiyeli olarak tahammülüm kalmadı. Yaşlı ve imkansız bir vatandaş olarak yapabileceğim fazla bir şey yok. Bu feryad u figan satırlarını yazıyorum ancak.

Bu kadar pisliğe, kirliliğe, fitneye, fesada, rezalete, kepazeliğe, entrikaya, yalana, dolana, soyguna, talana, yağmaya asla razı olamam.

Burası Tonga devleti değildir. Vasıf istiyorum, seviye istiyorum, ciddiyet, yükseklik, asalet, necabet, mürüvvet istiyorum.

Herşeyden önce temizlik istiyorum.

Siyasette temizlik, iktisatta temizlik, bütün sosyal faaliyetlerde temizlik.

Türkiye'ye Türkçe istiyorum. Öyle 150 kelimelik sokak ve iletişim Türkçesi değil; on binlerce kelimeli ve terimli zengin edebiyat, kültür medeniyet, tefekkür, şehir Türkçesi istiyorum.

Memleketime eğitim ve okul istiyorum.

Fitne, fesat ve küfür yuvaları değil, adam gibi üniversite istiyorum.

Nezaket istiyorum, görgü istiyorum, ahlâk ve karakter istiyorum.

Aha oha, yuh be istemiyorum; efendim... teşekkür ederim... istirham ederim... istiyorum.

Güven istiyorum.

Rüşvet, ihalelere fesat karıştırılması, sahtekârlık, hortumlama, malı götürme istemiyorum.

Kara para, kirli servet, az zamanda oluşan milyarlarca dolar istemiyorum.

On bir yaşındaki çocuklara uyuşturucu verilecek, hayatları karartılacak, benim buna tahammül etmem mümkün değildir.

Lüks mezarlıktaki bir mezar yeri bir daire fiyatına satılacak. Ben buna razı olamam.

Sokaklar, caddeler, her biri büyük bir servet eden lüks ciplerle dolu. Gözüm görmek istemiyor onları.

Türedilerin şımarık çocuklarının edepsizliklerine tepkisiz kalmayacağım asla.

Evet, tekrar ediyorum: Ülkemde pislik, fesat, nifak, fitne, şikak, sokaklara meydanlara taşmış fuhşiyyat istemiyorum.

Fazilet üzerine kurulu gerçek bir cumhuriyet istiyorum.

Siyasetteki, medyadaki, iktisat ve ticaretteki çetelerden illallah artık.

Hepsinin canları cehenneme.

Onları bugünkü azgın hale halkın umursamazlığı getirdi, halkın tepkisizliği getirdi.

Vatandaş!.. Tepkisiz kalma... Sen onlardan daha cesur ve gözü kara olmazsan bu memleket batacaktır, sen de çoluk çocuğunla enkazın altında kalacaksın.

Böğürtüler, homurtular, ulumalar istemiyorum; incelik, kibarlık ve zarafet istiyorum.

İğrenç beton binalar, şekilsiz sokaklar, tarihî bölgelerdeki virâneler artık canıma tak etti; mimarî istiyorum, şehircilik istiyorum, güzel yapılar, yeşillikler istiyorum.

Magandalardan, zontalardan, kaba saba adamlardan, yontulmamış kerestelerden gına geldi; beyefendiler, hanımefendiler, küçük beyler, küçük hanımlar, çelebiler istiyorum.

Bir Türkiyeli olarak, ülkemin uluslararası temizlik ve saydamlık notunun 10 üzerinden 4 olmasını kabul edemem. Efendiler!.. Size söylüyorum, ben temizlik ve şeffaflık istiyorum. Ya bu ülkenin temizlik ve şeffaflık notunu en az 7'ye çıkartırsınız, yahut çekip gidersiniz.

Türkiye'yi muazzam bir tabakhâneye çevirmeye kimsenin hakkı yoktur. Pis kokular değil, güzel kokular istiyorum.

Bir sürü bulaşık, şâibeli, kirli, hilekâr İslâmcı istemiyorum; adam gibi gerçek Müslüman istiyorum.

Camilerde doğru dürüst ezan okunmasını istiyorum. Hoparlörlerin sonuna kadar açılmasını istemiyorum.

Toplu taşıma vasıtalarında kalabalığın içinde öpüşen terbiyesizleri görmek istemiyorum; edep, görgü, iffet, hayâ istiyorum. Vatandaşları rahatsız etmeye hakları yoktur. Terbiyesizlik yapacaklarsa dört duvar arasında yapsınlar.

Doğru dürüst basın istiyorum.

Lanet olsun pis, hırsız, yiyici, azgın, haysiyetsiz, namussuz, şerefsiz, hortumcu sahtekârlara!

Bir adamın feryat etmesiyle netice alınmaz. Milyonlar feryat etmeli, gürlemelidir.

Zâlimlere lânet olsun. Onları destekleyenlere yazıklar olsun. Tepkisiz kalanlara yuf olsun.

Işık istiyoruz, temizlik istiyoruz, ahlâk ve fazilet istiyoruz.

Ah mürüvvet!.. Ah edeb!.. Ah gerçek cumhuriyet... Ah temiz toplum...

Azgınlığın Sonu Batıştır

AZGINLIK, isyan, tuğyan, fitne fesat dünyanın batmasına sebep olur.

Bu dünya bir mülktür, bir Sahibi vardır. İnsanlar gerçek mâlikler değildir. Onlar zi'l-yeddir, emanetçidir.

Kendilerine emanet olarak verilmiş mülkleri iyi kullanmayan, yer yüzünde adaletle hükm etmeyen şahıslar ve toplumlar batar.

Nasıl batar? Şu veya bu şekilde ama mutlaka batar.

İslâm dini adaleti emr etmiştir. Bu bir farz-ı ayndır. Bir İslâm ülkesi, bir İslâm devleti, Müslüman bir halk ve idareciler adaletten ayrılır, zulme saparsa batmaya yıkılmaya mahkumdur. Zalim bir toplumun akıbeti parlak ve iyi olmaz.

Müslüman olmayan bir ülke ve toplumun batması ile Müslüman bir ülke ve toplumun batması aynı şekilde olmaz.

Müslümanlar, bu dünya hayatında, Ezelde Yaratan ile yapmış oldukları ahd ü misaka hıyanet ederlerse bunun cezasını çekerler.

Namazı terk eden, şehvetlerine uyan bir Müslüman toplum iflah olmaz.

Emr-i mâruf ve nehy-i münker farizasını terk eden bir Müslüman toplumun başına azab iner.

Kelime-i Tevhid'e kalp ile şüphesiz ve şeksiz şekilde inanan, dil ile ikrar eden bir toplum, âhir zaman nebisi Muhammed Mustafa'ya (Sallallahu aleyhi ve sellem) biat etmiş demektir. Bu biata ihanet edilirse o toplumun sonu kötü olur.

İslâm dininin kesin emir ve yasakları vardır. Bunlar Kur'ân'la, Sünnetle, icmâ-i ümmetle sabittir. Bunların alenen, mütecahiren ve mütecasiren çiğnendiği, fısk fücur ve büyük günahların küstahça âşikâre işlendiği bir Müslüman toplum çeşitli belâlara, musibetlere, afetlere, azaplara, ukubet ve cezalara duçar olur.

Allah'ın inzal ettiği ahkam ile hükmetmeyenler fasıktır, gafildir, inkârcıdır. Onların sonu parlak ve iyi olmaz.

Kurtuluş İslâm'ı din ve nizam olarak kabul etmekte ve ahkamını uygulamaktadır.

Dini imanı para olanlar münafık, kâfir veya müşriktir.

Bu dünya ve dünya hayatı bir imtihandır. İslâm dini bu imtihanı kazanmak ve ebedî mutluluğa kavuşmak için neler yapılması, neler yapılmaması gerektiğini açıkça bildirmiştir. Bunlara riayet edilmezse felâketler birbirini kovalar durur.

Bir İslâm toplumunda haram yeme yaygın hale gelmişse onun istikbali parlak olmaz.

Adam haram kazançlarla muazzam bir servet yapmış, saray gibi bir meskende oturuyor. Lüks ve pahalı bir hayat sürüyor ve bu dünya iyiye gidiyor, geleceğimiz çok nurlu ve aydınlıktır, korkacak bir şey yoktur diyor. Bu adam yoğun bir gaflet içindedir.

İçimizi karartma, kötü şeyler söyleme, bize hep iyi şeyler anlat, bizi öv, bizi pohpohla, bize yalakalık yap, bizi destekle, senin önüne de bir kemik atalım diyenleri bir kere daha uyarıyorum:

Korkunç bir felâkete doğru gidiyorsunuz. Geç kalmadan uyanın uyanın uyanın.

İslâm'ın emir ve yasaklarına uyun, Şeriata uyun, tasavvuf ve ahlâkın öğütlerini dinleyin.

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.