18 Ekim 2017 Çarşamba27 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:46Güneş 07:12Öğle 12:56İkindi 15:56Akşam 18:28Yatsı 19:47
    • 16°C Adana
    • 12°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • 1°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • 5°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 7°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 9°C Balıkesir
  • BIST: 106.991 0.49
  • Altın: 151,481 -0.24
  • Dolar: 3,6762 0.88
  • Euro: 4,3196 0.38

'Türban', İsmet Berkan ve Sedat Ergin

Fehmi Koru

Beklediğim cevap geldi. Dün, Aydın Doğan'ın sahibi olduğu gazetelerden Milliyet ve Radikal'in yayın yönetmenleri bana ayrı ayrı cevap verdiler. 'Komplo teorisi' gibi artık kanıksadığım, 'belden aşağı vurma' gibi üzerime hiç oturmayacak ifadeler kullansalar da, cevapları, değerlendirmeyi hak ediyor.

Konumuz, hiç değilse benim burada işlediğim biçimiyle, hiçbir zaman Konda şirketinin ve Tarhan Erdem'in saygınlığını sorgulamak olmadı. Titiz bir araştırmacı Tarhan Bey, Konda firmasının da bulguları yamultma türü bir şöhreti yok; her araştırmacı gibi Tarhan Erdem de yanılabiliyor. Milliyet'in “Türbanlı sayısı 4'e katlandı” manşetine yönelik eleştirilere Konda'nın ve Tarhan Erdem'in saygınlığının zırh yapılmasına gerek yok. İlk eleştirel yazım şöyle bitiyordu: “Anketler yalan söylemez, insanlar onlara yalan söyletir.”

Eleştirilerim yoğunluklu olarak iki konuya dönük: Milliyet'in 'yanlış' formüle edilmiş bir bulguyu manşetinden kullanma biçimi ile elindeki araştırmayı sıcağı sıcağına yayımlamaması ve bayatladığı halde bugün yayımlaması...

'Başörtüsü' ile 'türban' arasındaki algı farkı yüzünden 'artmış' görünen şey, 'türban kullanımı' değildir. Konuya yaklaşan başka yazarların da isabetle tespit ettikleri gibi, her iki kavrama 2003 ile 2007 arasında farklı anlamlar yüklediğinizde, 2003'te az gösterdiğiniz bugün artmış görünebilir; iki başka araştırmada 'azalmış' görünen de yine kavramlaştırmayla ilgili bir tespitin sonucu olabilir.

Milliyet'in elindeki araştırmanın en sorunlu bulgusunu ilk gün manşetine taşıma biçimi, gazetecilik açısından en azından 'ayıp' sayılması gereken bir yönlendirmedir. Benim burada yaptığım da oydu; Milliyet'in manşetini hazırlayanları ayıpladım; açıklamalar bu hislerimi değiştirmiş değil.

Vahim olan ise, gazetenin elinde var olan araştırmayı bayatlatması ve bayat araştırmayı yayımlamasıdır. A&G firmasının eylül ayı sonunda alan çalışmasını yaptığı araştırma 32. Gün ve Radikal'de beş günlük makul bir arayla yayımlanmıştı; Milliyet'in eylül ayı başında yapılmış Konda araştırmasını yayımlaması için üç ay beklemesi pek alışıldık bir durum değil.

Burada iç içe geçmiş iki soru sordum: Arada “Malezyalaşıyor muyuz?” türü tartışmalar sürdürüldüğü halde Milliyet'in konuya doğrudan ilişkin Konda araştırmasını zamanında yayımlamamasının, üç ay sonra da durduk yerde bayatlamasına bakmadan yayımlamasının sebebi nedir?

İsmet Berkan Milliyet'in yayında gecikme sebebini bilmiyormuş, ama kendileri de iki yazı dizisini biçim değiştirme kararlarıyla ilgili bekletmiş, daha gecikileceği anlaşılınca yayımlamışlar. Sedat Ergin ise, 20 Eylül'de kendilerine ulaşan araştırmayı bekletme sebebini şöyle açıklıyor: “PKK saldırılarıyla birlikte terörün Türkiye'nin gündemine yerleşmesinden kaynaklandı. 29 Eylül'de Şırnak'taki 12 vatandaşımız öldü. 7 Ekim'deki ikinci saldırıda Gabar'da 13 şehit verildi.”

Peki ya 20 – 29 Eylül tarihleri arasında neden yayımlamamışlar? 21 Eylül günü “Uşak müzesi soyuldu”, 22 Eylül günü “En kısa ve sessiz MGK”, 23 Eylül'de “Ermeni tezine sürpriz destek”, 24 Eylül'de “Devrimci işçi rock eyleminde”, 25 Eylül'de “İran'dan sınır ötesi” başlıklarıyla çıktı Milliyet. Her yayın yönetmenini “Elimde şöyle farklı bir malzeme olsa da patlatsam” diye kaşındıracak bir durum bu. Nitekim 26 Eylül günü Tarhan Erdem'in “Türk halkı Cumhurbaşkanından ne bekliyor?” başlıklı bir araştırmasını yayımlamaya başlıyor Milliyet, 'şeriat tehlikesi' ve 'başörtüsü' ile ilgili sorulara da cevap aranan bir araştırma bu; fakat üç ay geciktirilen soruların cevapları yer almıyor o yayında.

Milliyet yönetmeninin “20 Eylül'de bize teslim edilmişti” dediğinden farklı bir araştırma 26 Eylül'den itibaren yayımlanan...

Benim anladığımdan çok farklı bir 'gazetecilik' anlayışı bu.

Eğer yapılan yayınlarda böyle gariplikler söz konusu ise, bir de 'bayat' yayımlanan raporun gazeteye verilmeden önce kendisine sunulduğunu biliyorlarsa, Sedat Ergin ile İsmet Berkan, yapılan yanlış yayınlardan bizim gazetenin patronunu da muhatap sayabilirler.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.