25 Temmuz 2017 Salı29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:57Güneş 05:46Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:36Yatsı 22:16
    • 28°C Adana
    • 31°C Adıyaman
    • 24°C Afyon
    • 18°C Ağrı
    • 23°C Amasya
    • 24°C Ankara
    • 28°C Antalya
    • 20°C Artvin
    • 28°C Aydın
    • 31°C Balıkesir
  • BIST: 107.041 0.31
  • Altın: 143,619 0.05
  • Dolar: 3,5635 0.19
  • Euro: 4,1526 0.34

NATO için AB kararı!..

Abdulkadir Özkan

Rasmussen'in (NATO Genel Sekreterliği'ne Türkiye'nin itirazı ve ardından gelişen olaylar dünkü gazetelerde geniş bir şekilde yer aldı. Türkiye'ye baskı iki yönden yaşandı... Birincisi NATO Zirvesine katılan Cumhurbaşkanı Gül'e yönelik yoğun baskı... Buna isterseniz baskı demeyelim de ikna çabaları diyelim... Diğeri de Başbakan Erdoğan'ı ikna gayreti ve özellikle de Berlusconi'nin telefon görüşmeleri... Tüm bu çabalar sonucunda Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül ikna edilerek Rasmussen'in NATO Genel Sekreterliği'ne Türkiye'nin onay verdiği haberleri geldi.

Peki Rasmussen'ın genel sekreterliğine Türkiye karşı çıkarken ileri sürdüğü gerekçeleri bu ikna çalışmaları sonucu ortadan kaldırıldı mı? Henüz kaldırılmış bir şey yok... Sadece Rasmussen'in verdiği sözler ve Obama'nın kefaleti var.

Neticenin ne olacağını görmek için beklemekten başka çare yok.

Verilmiş sözlerin ne ölçüde tutulacağını da zaman gösterecek. Sanıyorum verilmiş iki önemli söz var... Bunlardan birisi Danimarka'dan yayın yapan Roj TV'nin kapatılacağı, diğeri de Rasmussen'in Türkiye'de İslam Dünyası'ndan özür dilemesidir. Diyelim ki Roj TV kapatıldı... Danimarka'nın bu konudaki düşüncesinde bir değişiklik olacak mıdır? Eğer değişiklik olmayacak Danimarka ülkesindeki teröristlere desteğini sürdürecekse ne değişecektir?

Bu noktada elde edildiği belirtilen diğer iki gelişmeden birisi NATO Genel Sekreteri'nin yardımcısının Türk olması ve bundan sonra NATO komuta kademesinde Türk komutanların bulunması.

Tüm bu taahhütler yerine getirilse bile esas dikkatlerden kaçırılmaması gereken bir husus var... O da NATO Genel Sekreterliği'ne Rasmussen'in getirilmesi hususunda Gül'e baskı yapan Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ve İngiltere Başbakanı Brow'nun "AB içinde biz bu kararı aldık" şeklindeki ifadeleridir. Gerçi Cumhurbaşkanı Gül, "Burası AB değil, NATO" diyerek gerekli cevabı vermiş ama belli ki AB ile ABD arasında bir ayrılık söz konusu değildir... Hatta AB, ABD'nin Avrupa'daki uzantısı ve örgütü olarak nitelendirilebilir.

Bunlar işin bir boyutu. Bizi esas ilgilendiren diğer boyut ise belli ki AB ülkeleri kendilerini NATO'nun bir paçası sayıyor ve genel sekreterin belirlenmesi hususunda ortak bir karara varabiliyorlar. Bunu yaparken ortaklık müzakerelerini sürdüren Türkiye'ye ile görüşme yapmaya bile gerek duymuyorlar. Bir başka ifade ile Türkiye'nin AB'de esamesi okunmuyor. Türkiye'nin dışlandığı ve NATO ile bütünleşmiş bir AB'de Türkiye'nin yeri ne ölçüde olabilir? Kısacası, Bu anlayışı değerlendirdiğimizde Türkiye'nin AB'ye üye olacağına dair bir belirti görmek mümkün mü? Kaldı ki, NATO Genel Sekreteri konusunda ortak karar alabilen AB üyeleri ortaya çıkan krizi aşabilmek için Türkiye'nin üyeliği konusunda bir adım atmış, bu noktada en ufak bir söz vermiş değiller. Yani AB ile NATO'yu bir kabul eden Avrupalılar NATO üyesi Türkiye'yi kesinlikle kendilerinden saymıyorlar. Görünen bu.

Hemen belirteyim ki tüm bu gelişmeler benim için hiç sürpriz değil. Türkiye'nin AB'ye alınmayacağına dair kanaatimi hâlâ muhafaza ediyorum. Bunun için de NATO Genel Sekreteri'nin belirlenmesi konusunda güya taviz verilmiş gibi gösterilerek Türkiye'nin ikna edilmiş olmasını da ülkemiz açısından bir kazanım olarak görmüyorum. Dünkü yazımda da belirttiğim gibi NATO Türkiye için bir şans değildir... 1950'li yıllarda belki NATO sayesinde Türkiye koruyucu bir zırha sahip olmuştur ama günümüzde ABD'nin uluslar arası gücü niteliğindedir. Bu bakımdan Türkiye sadece günübirlik gelişmelere takılıp kalmamalı, geleceğe dönük arayışlarını ve çalışmalarını sürdürmelidir... Bu geleceğe dönük araştırmaların adı da Yeni Bir Dünya'nın oluşturulmasıdır. Bu yönde adım atılmadan sadece AB ve ABD'nin bölgemize yönelik planlarında verilen rolleri yerine getirmekten öte bir etkinliğimiz olamaz. Kendimizi kandırmanın anlamı yok. Çünkü, Türkiye AB ve ABD'den her bakımdan farklıdır... Farklı bir dünyaya aittir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.