23 Eylül 2017 Cumartesi3 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:19Güneş 06:45Öğle 13:04İkindi 16:26Akşam 19:09Yatsı 20:28
    • 29°C Adana
    • 21°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 25°C Ağrı
    • 23°C Amasya
    • 19°C Ankara
    • 30°C Antalya
    • 26°C Artvin
    • 16°C Aydın
    • 20°C Balıkesir
  • BIST: 104.123 0.12
  • Altın: 145,971 0.37
  • Dolar: 3,4910 -0.49
  • Euro: 4,1702 -0.46

Ergenekon genişliyor, ekonomi küçülüyor

Abdulkadir Özkan

Pazartesi günü iki önemli konu birden gündeme geldi. Bunlardan birisi günün ilk saatlerinden itibaren çeşitli evlerde başlatılan aramalar ve bazı kişilerin gözaltına alınması, diğeri ise ekonomiden sorumlu bakanların yıl başında yüzde 4 büyüme hedef olarak alınmış iken gelişmeler karşısında bu proğramın revize edileceği ve yüzde 3.6 daralmanın söz konusu olacağı açıklamalarıydı. İşin ekonomik boyutu ile ilgili düşüncelerimizi çeşitli kereler dile getirmeye çalıştık. Bu yazımda bu konu üzerinde durmayacağım.

Elbette Ergenekon ile ilgili yeni bir dalganın gündeme gelmesi ile ekonomideki küçülme birbiri ile ilgili ve benzer şeyler değil. Bu bakımdan hangisi daha önemli gibi bir soru soracak değilim. Ancak, her zaman ve her konuda olduğu gibi toplum Ergenekon soruşturmasının genişletilerek sürdürülmesi karşısında iki farklı görüş etrafında toplanmış bulunuyor. Serinkanlı olunması gerektiğini, olayın mahkemeye intikal etmiş olması sebebiyle mahkemeleri etki altında bırakacak değerlendirmelerden kaçınılması gerektiğini düşünen ve savunanların sesi ya fazla çıkmıyor ya da çıksa bile medyadaki kutuplaşma sebebiyle bu sesler topluma yansımıyor.

Şahsen Ergenekon olarak isimlendirilen bu soruşturmanın ucu nereye kadar ulaşıyorsa oraya kadar gidilmesi gerektiğine inanıyorum. Ancak, bunun yapılabilirliğiyle ilgili endişelerim var. Bu endişelerimi yanlış bulanlar olabilir. Ülkemizin bir hukuk devleti olduğunu söyleyerek hukuku ilgilendiren bir konuda bu tür endişelere gerek olmadığını söyleyenler de bulunabilir. Ancak, soruşturmanın giderek genişlemesi ve toplumun önemli bir kesimini kapsamaya başlaması beraberinde haklı-haksız bir takım tereddütleri de getiriyor. Bu arada toplumu yönlendirmiş, iktidarlar üzerinde baskı oluşturmuş, hatta yeri geldiğinde darbelerin zeminini hazırlamış, darbelere destek çıkmış kesimlere, kısacası kendilerini dokunulmaz görenlere dokunulmaya başlanması bu çevrelerle birlikte harekette yararları olan kesimlerin tedirginliğini giderek artırmaktadır. Bu ise medyanın bir bölümünde heyecana vesile olmaktadır.

Bu kesim gelişmeleri yargının hukuku çiğnediği, hiçe saydığı şeklinde takdim etmeye başlamıştır. Bununla da yetinilmemiş, bazı kesimler Ergenekon soruşturmasını hükümetin bir hamlesi olarak değerlendirmekte, topluma böyle takdim etmektedirler. "Hükümet sıkıştıkça yeni bir operasyon başlatıyor" şeklindeki açıklamaları başka türlü izah etmek mümkün mü?

Bu noktada, Ergenekon soruşturmasını hükümetin başlattığı ve yürüttüğüne söz konusu çevrelerin gerçekten inanıp inanmadıklarını da merak ediyorum. Çünkü böyle bir şey hükümetin boyunu çok aşıyor. Gerçekten ülkemizde hükümetler böylesine önemli soruşturmaların başlatıcısı ve sürdürücüsü olabiliyorlarsa aynı çevreler benzer çıkışlarını 28 Şubat sürecinde niçin göstermediler? Bırakın karşı çıkmayı niçin bazı savcıların sergilediği hukuk tanımamazlıklar karşısında susmanın da ötesinde destek verdiler?

İşte bu noktada ülkemizin gerçek sorunu ile yüzyüze geliyoruz. Bu sorun ise yıllardan beri toplumu istedikleri gibi yönlendirmek, istedikleri kalıba sokmak için her türlü yola başvuran ve bunu hakları gibi gören çevrelerin sergilediği çifte standarttır. İnanan insanların özgürlükleri bir takım kişisel istekler ve anlayışlar uğruna rafa kaldırılırken destek verenlerin bugün Ergenekon soruşturması genişledikçe bir takım endişelerini dile getirmeleri -bu endişelerinde haklı bile olsalar- toplumda karşılığını bulmuyor.

Bu bakımdan Ergenekon soruşturması vesilesiyle adaletin herkese lazım olduğu, siyasi ve ideolojik yaklaşımlara adaletin feda edilmemesi gerektiği gerçeği ile yüzleşilmelidir. Bu yapılabilirse Ergenekon soruşturması nasıl bir sonuç verirse versin toplumumuz bir rahatsızlığından kurtulmuş olur. Ama, kendileri gibi düşünenlere karşı yargı harekete geçip hesap sormak istediğinde yargıya yüklenenler, yargının bağımız olmadığını söyleyenler, geçmişte yargı mensuplarına birifingler verilip hedef gösterilirken o gelişmelere alkış tutanların bugünkü gelişmeler karşısında söylediklerinin inandırıcılğı kalır mı? Halbuki ortada gerçekten hukukun siyasallaşması ve ideolojilerin güdümüne girmesi karşısında tüm kesimler olarak ortak bir tavır sergilenebilmiş olsaydı belki bugün Ergenekon soruşturmasına bile gerek kalmazdı.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.