25 Eylül 2017 Pazartesi3 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:22Güneş 06:47Öğle 13:03İkindi 16:24Akşam 19:05Yatsı 20:25
    • 18°C Adana
    • 16°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • 11°C Ağrı
    • 12°C Amasya
    • 13°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 18°C Artvin
    • 17°C Aydın
    • 13°C Balıkesir
  • BIST: 104.123 0.12
  • Altın: 145,814 -0.11
  • Dolar: 3,4910 -0.49
  • Euro: 4,1702 -0.46

“Türkiye Halkı” ya da “Türkiyeli”

Abdulkadir Özkan

Nedense ülkemizde kavramlar söyleyene göre anlam kazanıyor. Daha doğrusu kavramın anlamı her durumda aynıdır ama biz söyleyenin siyasi ve ideolojik kimliğine göre o kavrama nasıl bir anlam yüklediğine karine yoluyla karar veriyoruz. Söz gelimi geçmişte zaman zaman tüm TC vatandaşlarını Türk tarifi altına sokmak istemeyen bazı çevreler bunun yerine "Türkiyeli" ya da "Türkiye halkı" kavramlarını kullanmayı tercih ederlerdi ve bu tercihleri ciddi tepki alırdı. Çünkü Türkiye halkı demek Türkiye halkları yaklaşımını çağrıştırırdı. İlk akla gelen de kendilerini bu şekilde tarif edenlere bölücü demek olurdu. Elbette bölücülük niyeti taşıyanlar da bu kavramı kullanmayı tercih etmişlerdir. Ancak, genelleme yapınca böyle bir niyeti olmayan da bölücü olarak yaftalanmış olurdu.

Genelkurmay Başkanı Org. Sayın Başbuğ'un önceki günkü konuşması dileriz bu alandaki tartışmalara son noktayı koymuştur. Elbette insanlar kendilerini toplumun genelinden bazı farklılıklara ayırmaktadırlar. Söz gelimi Anadolu'nun pekçok yerinde, özellikle de küçük yerleşim birimlerinde mahalli seçimlerde o belde, ilçe ve ilde doğmamış ya da köklerinin orayla ilişkisi olmayan kişilere yabancı gözüyle bakılır. Diyelim ki, doğduğunuz memleketten ayrılıp Anadolu'da bir başka ilçe ya da şehre yerleştiniz. Size kimse nereden geldiniz diye sormaz ama sıra seçimlere gelip o ilçe ya da şehrin belediye başkanlığına adaylığınızı koyduğuunuzda karşı partiler hemen "Memleketimizde içimizden çıkmış bir kimse yok muydu da bir yabancıyı aday gösterdiniz" diye kampanyayı başlatırlar. Bu durum hiç değişmemiştir. Demek istediğim o ki, insanların bir takım farklılıkları sebebiyle kendilerini bir genel tarif içine sokmak istememelerinin aslında alınacak ya da kuşku duyulacak bir yanı yoktur. Az önce de ifadeye çalıştığım gibi ister istemez bir takım kabuller ve redler toplum hayatında ön plana çıkabiliyor.

Bu konuya gelişimin iki sebebi var. Birincisi Genelkurmay Başkanı Org. Sayın Başbuğ'un açıklamaları, ikincisi ise Anamur'a her gelişimde meslektaşım sevgili Vedat Çelikbaş'ın Akdeniz Sohbetleri proğramına davetli olarak kaltılmış olmamdı. Proğramı birlikte sundukları Sevgili Nihat Erkan Ağabey ile proğram öncesi sohbet ederken Vedat Kardeşim proğramda ağırlıklı olarak Saadet Partisi'nin seçimlerde gerçekleştirdiği sıçrama üzerinde duracağımızı ve bu konudaki düşüncelerimi soracağını belirtti. Bu arada elbette yaklaşık 8 yıldır artık bizim de Anamurlu sayılır hale gelmemiz sebebiyle seçimlerin Anamur ve bölgedeki sonuçları üzerinde de duruldu. Bu arada bir soru üzerine söz mahalli seçimlerde adayların önemli ölçüde belirleyici olduklarına geldi ve bu arada da küçük yerleşim merkezlerinde ne kadar bilgili, iyi yetişmiş, o yerleşim merkezine katkı sağlayacak olursa olsun bir yabancının halktan fazlaca oy alamayacağı etrafında bir sohbet gelişti.

Elbette hepimiz bu ülkenin birer vatandaşıyız ama siyasi ve ideolojik farklılıklar ister istemez çoğu zaman gereksiz detayların ön plana çıkartılmasına vesile oluyor. Konu etrafında düşüncelerimi ifade ettikten sonra Nihat Erkan Ağabey konuyu şöyle bağladı:

"Hepimiz Türkiyeliyiz. Bu ülkenin vatandaşı ve insanıyız. Hepimiz Anamurluyuz. Ya da Konyalıyız"

Bu sözlere elbette bir itirazım yok. Ama uygulamada yıllardır böyle olmadı, olmuyor. Bu bakımdan sanıyorum iş dönüp dolaşıp farklılıklara rağmen birlikte yaşamayı içimize sindirebilmemize geliyor.Eğer farklılıklarımızı "Karşı taraf" olarak nitelendirirsek farklılıklar toplumda ayrışmalara sebep oluyor. Ayrışmalar kamplaşma ve kutuplaşmayı, kutuplaşmalar ise çatışmayı gündeme getiriyor. Bu bakımdan kendimizi toplumun geneli içinde nasıl nitelendireceğimizden çok farklılıklarımızı bilerek, buna rağmen bu ülkenin insanı herkesle bu ülkeyi paylaşmak zorunda olduğumuzu unutmamamız gerekiyor. Bu noktaya gelemediğimiz sürece kendimizi tarif ederken hangi kelimeyi kullanırsak kullanalım, kucaklaşma yerine çatışma kaçınılmaz olur. Çatışma ise toplumsal huzurun, birleşme ve kucaklaşmanın düşmanıdır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.