27 Mayıs 2017 Cumartesi2 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:36Güneş 05:30Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:33Yatsı 22:18
    • 20°C Adana
    • 20°C Adıyaman
    • 13°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 14°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 97.533 -0.18
  • Altın: 145,781 1.23
  • Dolar: 3,5801 0.37
  • Euro: 4,0019 0.03

Geriye Bırakılan Eşyalar

Cemal Nar

Kethüdâzâde Arif Efendi' devrinin en büyük alimlerinden dersler aldı ve dini ve dünyevi ilimlerde kendisini yetiştirdi. İlmi kadar kalbi hayatta da derindi. Tam bir gönül adamıydı.Yıllarca dersler verdi. O malum ve meşhur deyimiyle tam bir "ayaklı kütüphane" olarak kendini gösterdi.

Bir gün, kendisinden Farsça dersleri alan talebelerine şöyle demiş: Siz hemen dersinize çalışın, istediğiniz her şeyi sorun. Hocanız attar dükkânı gibidir."

Bunu duyan devrin diğer büyük bilgini ve “Mevakıp Tefsiri” sahibi İsmail Ferruh Efendi ise şunu söylemiş: “Hayır, efendi tevazu göstermiş. Kendisi attar dükkânı değil, Mısır Çarşısı'dır.”

İşte bir güzel manzara. Birisi tevazu gösterip varlığın belki yarısını gösteriyor. Öbürü de kıskanmak şöyle dursun, insaf gösterip hakkı ifade ediyor. Ulemaya layık olan da aslında budur değil mi?

Kethüdâzâde Arif Efendi dünyaya çok da metelik veren biri değildir. Ehl-i keremdir. Şu olay da onu bize tanıtan bir şahitti. “İkinci Mahmud döneminin devlet adamlarından Halet Efendi'nin yalısı Beşiktaş'taydı. Dolayısıyla aynı semtte bulunan Neccarzâde tekkesine sık sık gidiyor, hem tekkenin şeyhi Hakkı Efendi'yle, hem de kendisine büyük bir muhabbet beslediği Kethüdâzâde ile görüşüyordu.

Halet Efendi sadece bu mülakatlarla da yetinmiyor; her Ramazan bayramında kavuktan, sarıktan, binişten, kürkten, kumaştan, entariden, topşaldan, mest ve pabuçtan oluşan mükemmel bir bohçayı da efendi hazretlerine verilmek üzere, tekkenin şeyhi Hakkı Efendiye gönderiyordu.

Gariptir ki Hakkı Efendi, bohçayı Kethüdâzâde'ye ulaştırmıyor, kendisi iç ediyordu. Bazen de Arif Efendi'nin haberi olmadan "Kethüdâzâde'nin yağı, pirinci kalmamış, kereminize muhtaçtır" diyerek hoca efendiyi bir nevi dilenci çanağı haline getiriyordu. Böylece Halet Efendi'den epey bir şeyler koparmanın yolunu buluyordu.

Tabii ki, Arif Efendi, arifliğinin ve zarifliğinin bir tezahürü olarak bütün bunlara göz yumuyor, hiçbir şey söylemiyor, dervişliğini ve ermişliğini -böylece- gözler önüne seriyordu. İnsan bunlara hayret ediyor ve “dervişe bak, şeyhe bak” demekten kendini alamıyor.

Bu durum, Halet Efendi'nin de dikkatini çekmiş: Kethüdâzâde bayram tebriği için konağa gelince, Halet Efendi gönderdiği elbiseleri efendinin üstünde görememiş ve taaccüp etmeye başlamış. "Efendi, acaba bizim hediyelere tenezzül etmiyor mu?" diye kendi kendine söylenmiş.

Vaziyeti gören yakınlarından biri: "Efendimiz, bir kere de bohçayı evine gönderseniz!" demiş. Halet Efendi diğer bayramda hediyeleri bizzat evine yollamış. Bu sefer gönderdiği elbiseleri, kendisini tebrik için gelen Arif Efendi'nin üzerinde görmüş. Şimdi mesele anlaşıldı demiş.

Benim esas dikkatimi çeken ve çok etkileyen ise şu bilgilerdir: “Kethüdâzâde Arif Efendi'nin vefatından sonra eşya olarak sadece bir leğen, bir ibrik, bir de üzerine giydiği elbise çıktı. Bunlardan başka hiçbir eşya bırakmadığı anlaşıldı.

Ancak kırk sandık nefis yazma kitaplarının olduğu görüldü. Bu kitapların büyük bir bölümünü Şeyhülislam Arif Hikmet Bey satın aldı ve Medine'deki meşhur kütüphanesini bunlarla kurdu. Daha doğrusu bu kıymetli eserlerin hepsini oraya vakfetti.”

Bir insan böylesine dünyaya zahid olursa, dine ve insanlara, hatta hayvanata ve eşyaya hizmet eder. Hizmetleri de kendilerine güven ve sevgi beslendiği için bereketli de olur. Büyük dava adamlarının bunlardan alacağı büyük dersler ve ibretler vardır.




Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.