Abdurrahim Karakoç

Abdurrahim Karakoç

Başbuğ yarın kimi bilgilendirecek?

Başbuğ yarın kimi bilgilendirecek?

Genelkurmay’ın düzenlediği “Bilgilendirme toplantısı”nın birincisi yine bu ayın içinde yapılmıştı...
Yarın ikincisi yapılacak...
Sayın Başbuğ, giden toplantıda enteresan konulara değinmişti... Biz duymadık, amma “akredite” gazetecilerden öğrendik...
İma yollu PKK’ya af meselesi bayağı dikkat çekmişti...
Hele bir de:
“TSK dine veya dindarlara karşı değildir” açıklaması, muhalifleri de, mutabıkları da şaşırtmıştı...
Kimileri inandı, kimileri inanıyormuş gibi yaptı...
Çok şükür yetiştik bu güne...
Yarın sayın Genelkurmay Başkanımız İlker Başbuğ birilerini -yandaşlarını demeyeceğim- bilgilendirecekler, diğer birilerini toplantının yapıldığı binanın çevresine dahi yaklaştırmayacaklar...
Nereden bildiğimi soranlara cevabım;
Hep böyle oluyor, hiçbir değişiklik görmedim ben...
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) dine, dindarlara asla karşı değildir, amma uygulamalarda bariz acayiplikler oluyor...
İsteyen, davetliler listesine dikkatlice baksın...
Elbette davetliler gavur değiller... Peki davet edilmeyenler kimler oluyor? Bir söyleyen çıkacak mı?
İsim vermek istemiyorum...
Bazı gazeteler, gazeteciler (isim vermek istemiyorum) sırf dini hassasiyetleri ağır bastığı için olsa gerek, neden laiklik dinine inanan baş tacı da, İslam dinine iman etmişler kenarda kalıyor?
Org. Başbuğ bir açıklama yapmalıdır derhal...
Doğudaki yaşlı Kürt teyze değil, Anadolu içindeki başörtülü hanım ve genç kızlar başı açıklar kadar rağbet görecekler mi?
Mesela yarın, başı kapalı hanım muhabirler toplantıya alınacak mı?
Alınmayacaklarsa, niçin?
PKK’ya talep edilen af’tan Kur’an kursu talebelerine, İmam-Hatip talebelerine, İlahiyatçılara da hisse var mı?
Tuncay Özkan, Mustafa Balbay cezaevinde olmasalar bilgilendirme toplantısına davet edilirler miydi?
Varsın edilsinler...
Ben mütemadiyen davet dışı bırakılan, bilgi verilmeyi sanki rütbe verilme şeklinde kabul eden anlayışa takılıyorum...
Demirel klasiğine girmek niyetinde değilim...
Kendim için akreditelik istemiyorum... Verseniz de kabul etmem sözün doğrusu... Çünkü, akreditasyonu, haysiyetlere vurulmuş kelepçe olarak görüyorum...
Bazı gazeteler, bazı TV temsilcileri acaba biz görmeden, duymadan bir suç mu işlediler de haberimiz yok? Öyle olsa bile yargıyı ilgilendirir herhalde...
Geriye ne kaldı?
Düşman bir ülkenin gazetecilerine dahi reva görülmeyen uygulama ile bir kesimi hangi gerekçe ile “güvenilmez” sınıfına yerleştiriyorsunuz? Lütfen cevap vermek zorundasınız...
Aksi halde:
Birinci “Bilgilendirme toplantısında” sarfettiğiniz önemli cümlelerin gerçek olmadığı kanaatına varacağım... Bunu da, ülkemin Genelkurmay Başkanı sayın İlker Başbuğ’a yakıştırmak istemem...
İyi niyetli olabilirler...
Alt kademeleri fanatik laikçilere söz geçiremiyor olabilirler... Amma bir açıklama yaparlarsa kıyamet mi kopar?
Korkmaya, çekinmeye gerek yok...
Eğer Türkiye “Hukuk devleti” ise, herkes, hukuk önünde eşit olduğu duygusunu yitirmemeli...
Evet evet, bazı gazetelerin genel politikalarını tasvip etmeyebilirsiniz... Bazı gazetecileri de sevmemiş olmanız mümkündür... Fakat sizin onları dışlayarak, suçlu gibi göstererek bir inatlaşmaya vesile olmadığınızı söyleyebilir misiniz?
Peki beğenmediklerinizi kazanmak için ne gibi çalışmalarınız oldu? Yanlışlarınızı eleştiren gazeteciler için “Onlar malum gazetenin elemanları” demek, ricattır ricat... Malum olmayan gazete mi var Türkiye’de?
Huzurlu toplantılar, sağlıklı bilgilendirmeler dileğimle...
============
Dünyada ne kurnaz, ne ahmak tükenir
Ne şeref ehli, ne de alçak tükenir
Ormanı da yakan olur, insanı da
Ne orman, ne benzin, ne çakmak tükenir...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdurrahim Karakoç Arşivi