29 Temmuz 2017 Cumartesi5 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:03Güneş 05:50Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:32Yatsı 22:11
    • 34°C Adana
    • 34°C Adıyaman
    • 24°C Afyon
    • 33°C Ağrı
    • 28°C Amasya
    • 26°C Ankara
    • 34°C Antalya
    • 25°C Artvin
    • 31°C Aydın
    • 30°C Balıkesir
  • BIST: 107.700 -0.64
  • Altın: 143,977 0.57
  • Dolar: 3,5286 -0.12
  • Euro: 4,1426 0.49

İsrail rahatsız olmuş, içeridekiler fena kızdı

İbrahim Karagül

Tam da Türkiye-Azerbaycan arasında gerilim artırılırken, Kafkaslar'da Türkiye'nin etkisini zayıflatmaya yönelik içeride ve dışarıda çabalar yoğunlaşmışken, Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan üçgenindeki gelişmeler belirsizliğini korurken İsrail ile yeni bir sorun pazarlanıyor şimdi. Türkiye ile Suriye'nin önceki gün başlattığı ortak askeri tatbikat, İsrail adına kriz olarak pazarlanıyor.

Öncelikle bir kanaatimi paylaşayım: Türkiye'nin yakın çevresine açılma çabalarına, bölge ülkeleri ile iyi ilişkiler kurma girişimlerine karşı savunma cepheleri, direnç hatları oluşturuluyor. Bundan sonra başka alanlarda da bu cepheden vurmaların değişik örneklerini göreceğiz. Elbette her şey yolunda gitmeyecekti. Bir ülke, bir güç belli bir bölgede etkinliğini artırıyorsa karşısına mutlaka engeller çıkacaktır, girişimleri etkisiz hale getirilmeye çalışılacaktır. Burada öngörülmeyen bir durum yoktur. Ancak içeriden birilerinin, belli çevrelerin iç politik kaygılarla Türkiye'nin önünü kesme çabaları, içerideki iktidar kavgalarını dışarıda Türkiye'yi cezalandırmaya kadar vardırmaları anlaşılabilir değildir.

Kafkaslar'daki problem bu… Birileri, başka ülkelerin çıkarlarıyla örtüşür biçimde Kafkasya üzerinden Türkiye'yi cezalandırmaya girişti. O çevreler, güçleri yetse Ortadoğu ülkeleriyle yakınlıkları olsa bu bölgede de aynısını yapacak, Türkiye'nin son yıllarda elde ettiği kazanımları heba etmekten kaçınmayacaktır.

Bunun son örneği İsrail "adına" yapıldı. Türkiye-Suriye ortak tatbikatı konusunda İsrail'de hissedilen rahatsızlık o kadar içselleştirilmiş ki, Türkiye kamuoyuna "İsrail'in Türkiye'yi cezalandırması" olarak sunuldu. İçerideki hesaplaşma niyeti ve öfke bu çevreleri fena savurmuş, neyi nasıl sunduklarını hesaplayamayacak hale getirmiş. Ya da burada gerçekten ihanete varacak ölçüde bir gözü dönmüşlük var. Ortak tatbikattan duyulan rahatsızlık Türkiye'deki bazı gazetelerde adeta İsrail basını gibi, "İsrail'den jet yanıt, misilleme, öfke" başlıkları ile verildi. Tel Aviv yönetimi, Türkiye ile ortak savunma çalışmalarını durdurmayı düşünüyormuş, PKK ile mücadelede çok önemli olan Heron insansız hava araçlarının satışını durdurabilirmiş…

Bu yorumlar İsrail kaynaklarına ait. Elbette Türkiye'ye yansıtılması gerekiyor. Ama haberin veriliş biçimi ile Türkiye-Azerbaycan arasındaki krizin pazarlanma biçimi arasındaki benzerlik son derece dikkat çekici. Hem Kafkaslar'dan hem İsrail cephesinden Türkiye'nin cezalandırılması bu çevreleri fena halde mutlu edecek, öyle görünüyor. İşte burada, söz konusu bölgelerde Türkiye ile yine Türkiye mücadele ediyor sanki. İşte bu nedenle, içerideki hesaplaşma hırsı dışarıda Türkiye'ye zarar verecek noktalara ulaştı. Konu şu:

Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkiler hızla gelişiyor, gelişecek de. Bu ilişki biçimi bütün bölge ülkeleri için bir model niteliğinde. Suriye'ye yönelik dış tehditlere göğüs geren bir ülke Türkiye. Dolayısıyla sadece siyasi ve ekonomik değil askeri olarak da iki ülke birbirine çok yakın artık. Bunun son örneği tarihte ilk kez iki ülkenin askeri tatbikat yapması oldu. Bu üç günlük tatbikat doğal olarak İsrail'de rahatsızlık uyandırdı. Çünkü, bugüne kadar bölgede Türkiye'ye en yakın ülke İsrail'di. Çok mahrem anlaşmalar yapılmış, iki ülke güvenlikten öte ideolojik olarak, "ortak tehditler"e karşı cephe olmuşlardı. Ama İsrail-Türkiye ilişkileri bu ülkeye ciddi olarak zarar vermeye başladı. Çünkü aslında ortak tehditlere karşı değil İsrail'in önceliklerine göre şekillenmişti. Türkiye-İsrail ilişkileri, olağanüstü değişiklikler olmazsa, bundan sonra ileri gitmeyecek aksine güç kaybedecektir. Bu tespite şimdiden karşı çıkanlar bunu bir yere not etsinler, gün gelir lazım olur.

İsrail'i rahatsız eden asıl şey; Suriye ile ortak tatbikatın bir AK Parti projesi değil, devlet politikası olması. Bundan önce her olayda sivil-asker ayırımına yatırım yaparlardı, artık yapamıyorlar ve bu rahatsızlık veriyor. Ayrıca; Türkiye ile Lübnan arasında, Lübnan ordusunun güçlendirilmesine, silahlandırılmasına dair gelişmeler de İsrail'de ciddi rahatsızlık uyandırıyor. Eski günlerin alışkanlığı ile Türkiye'yi adeta yönetir biçimde sorguluyor, aba altından sopa gösteriyor, caydırıcı gücünü harekete geçirmeye çalışıyor. Ama artık bu yaklaşımın devri kapandı. Türkiye Rusya'dan S-400 Hava Savunma Sistemi alma yolunda. NATO ülkesi olmasına rağmen, NATO dışı kaynaklardan savunma sistemi alma ihtiyacı hissetmesi dikkatle değerlendirilmeli.

Hep şuna inandım: Bölgede Türkiye gibi bir ülkenin gücü arttıkça İsrail'in etkinlik alanı daralacaktır. Daralmak zorunda. Şu anda bu oluyor. Bu yüzden de yakın çevremize yönelik iyi girişimler sabote edilecektir. Herkes şunu bilmeli; bütün bu planlamalar, girişimler, geleceğe yönelik pozisyon almalar dar bir siyasi çevrenin değil, Türkiye'nin ortak arayışıdır. Başarılı oldukça sadece İsrail değil, başka güçler de Türkiye'nin karşısında yerini alacaktır.

Türkiye'nin etrafına güvenlik duvarı örülmeye çalışılırken, İsrail İran'la muhtemel çatışma ihtimaline karşı tarihinin en kapsamlı tatbikatını planlıyor. Başka gelişmeler de var: Afro-Asya'nın iki ucunda ciddi stres birikimi söz konusu. Pakistan istikrarsızlığa sürüklenirken ülkede askeri darbe beklentisi öne çıktı. Orta Afrika'da İsrail doğrudan saldırılara girişti. Şubat ayında Sudan topraklarında bir konvoy İsrail savaş uçakları tarafından vuruldu ve 40 kişi öldü. Geçtiğimiz hafta ise bir İran gemisi Sudan limanına yaklaşırken ABD-İsrail savaş gemileri tarafından vurulup batırıldı. Konvoyun Gazze'ye silah sevkiyatı yaptığı iddia edildi. Geminin ise T-72 tankı yüklü olduğu öne sürüldü. İsrail, "hiçbir bölge müdahale alanımızın dışında değil" açıklaması yapıyor. Şimon Peres; "bir savaş olursa hep kazanan, bundan sonra da kanacak olan biçim safımızda yer alın" çağrısı yapıyor.

Bunlar şimdilik sessiz gelişmeler. Nerelere varacağını kimse kestiremez. Ama şu gerçek; Türkiye kendi yolunu çizdikçe karşısında çok ciddi cepheler oluşacaktır. İçeride hesaplaşma arzusuyla yanıp tutuşanlar Türkiye'nin karşısındaki cephe adına içeride büyük çaba harcıyor. Çok yazık!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.