25 Mayıs 2017 Perşembe28 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:38Güneş 05:31Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:32Yatsı 22:16
    • 16°C Adana
    • 12°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • 9°C Ağrı
    • 9°C Amasya
    • 10°C Ankara
    • 19°C Antalya
    • 7°C Artvin
    • 16°C Aydın
    • 13°C Balıkesir
  • BIST: 98.314 0.61
  • Altın: 144,066 0.19
  • Dolar: 3,5732 0.14
  • Euro: 3,9941 0.01

Fazlurrahman Mezhebi

M. Şevket Eygi

BİRKAÇ yıldan beri ülkemizde "Ehl-i Kitabın necatı" konusunda klasik, geleneksel İslâm inancına uymayan iddialar ortaya atıldı. Birtakım modern, çağdaş, aykırı fikirli, şazz görüşler sahibi ilahiyatçılar, yazarlar Yahudilerin ve Hıristiyanların da ehl-i necat ve ehl-i cennet olduğunu yazmaya ve söylemeye başladılar.

İslâmî bir cemaat bu hususta pek ileri gitti.

1400 küsur yıllık İslâm tarihinde görülmemiş, işitilmemiş yeni fikirler ortaya atıldı. Günümüzde üç ibrahimî hak din bulunduğu, bunların üçünün mensuplarının da Cennetlik olduğu tezi ileriye sürüldü. Böylece hak din olmakta, İslâm'a ortaklar çıkartıldı.

Ehl-i Kitabın necatı ve Cennetlik oluşu bid'at inancını yakın tarihte Pakistanlı Fazlurrahman pek hararetli bir şekilde savunmuştur. Gerçek, icazetli, Sünnî din hocalarından üstad Ebubekir Sifil, Millî Gazete'nin 1 Eylül 2008 tarihli nüshasında şu bilgileri veriyor:

Fazlurrahman, henüz hayatta iken oğlu Hıristiyanlığa geçmiş, hem de papaz olmuştur. Fazlurrahman bu durumu kabullenemeyip tepki gösterince oğlu kendisine:

"Baba, bu üç dinin bağlılarının Cennet'e gideceğini söyleyen sen değil miydin? Şimdi benim Hıristiyanlığa geçmemi niçin kabul etmiyor, tepki gösteriyorsun" cevabını vermiştir.

Ebubekir Hoca bu bilginin kaynağı olarak Pakistan Uluslararası İslâm Üniversitesi'nin eski Rektörü Prof. Dr. Mahmud Gazi'yi gösteriyor. Bu zat, şu anda Katar'da bir üniversitede görev yapmaktaymış.

Ebubekir Sifil Hoca şu bilgiyi de ilâve ediyor:

"Yine Prof. Dr. Gazi'nin aktardığına göre, Fazlurrahman, ömrünün son demlerinde Londra'da bir araya geldiklerinde kendisine, çok büyük hatâlar yaptığını, oğlunun bu durumunun da bu hatâların ürünü olduğunu söylemiş ve pişmanlık izhar etmiş. Bütün bu bilgiler, timetürk.com sitesinin editörü olan ve Rıhle dergisinin yazar kadrosunda bulunan muhterem Turan Kışlakçı'dan alınmıştır."

Daha önce yazmıştım ama tekrarında fayda olduğu için yine yazıyorum: 22-23 Şubat 1997 tarihinde İstanbul'da, dünyanın her yerinden gelen uzmanların katılımıyla "İSLÂM ve MODERNİZM-FAZLURRAHMAN TECRÜBESİ" adlı büyük bir kongre toplanmıştı.

Bu işi İstanbulBüyükşehir Belediyesi hayli masraf yaparak organize etmişti.

Kongrede konuşulanlar, okunan tebliğler büyük boy, iyi kağıtlı, ciltli bir kitapta bir araya getirilmişti. (İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı yayınları. İlk baskısı 2000 adet basılmıştır.)

Bu kitabın sunuş yazısını Belediye Başkanı SayınRecep Erdoğan yazmıştı.

Fazlurrahmancılık Türkiye'de yayılmış mıdır? Bendeniz Sünnî bir Müslüman olarak "Maalesef yayılmıştır" diyeceğim.

Büyük ve köklü İlahiyat fakültelerimizden birinin Fazlurrahmancıların yuvası haline geldiği söyleniyor. Onlara Ankara Ekolü deniliyormuş.

Diyalog ve Hoşgörü mezhebini benimsemiş bir kısım ilahiyatçılar, medyacılar, cemaat mensupları Fazlurrahman'ın tezinden çok etkilenmişler.

Fazlurrahmancılar Diyanet'e sızmaya çalışıyorlarmış.

Geçenlerde emekli bir ilahiyatçı, "Kur'ân Yahudileri ve Hıristiyanları İslâm'a çağırmıyor" tezini ileri sürmüş, ağır tepkiler alınca tevil yoluna gitmişti.

Fazlurrahmancılık ile BOP(Büyük Ortadoğu Projesi) arasında irtibat var mıdır?

Bu iş için dış dünyadan Türkiye'ye maddî yardım gönderilmekte midir?

Ehl-i Sünnet Müslümanlarının temsilcilerine, kurmaylarına düşen vazifeler şunlardır:

1. Fazlurrahman'ın hayatı, fikirleri, tezleri, görüşleri, kurduğu mezhep, açtığı çığır ile ilgili ilmî araştırma yapmak, bu konudaki bütün bilgileri bir araya getirmek.

2. Ehl-i Sünnet'in ilm-i kelâm'ı ışığında Fazlurrahmancılığı muhakeme edip değerlendirmek.

3. Polemiğe kaçmaksızın Müslüman halkı bu konuda uyarmak.

4. Fazlurrahmancıları açıkça ortaya çıkmaya davet etmek.

5. Fazlurrahman mezhebinin veya fırkasının dış dünyada kimler tarafından desteklendiğini araştırmak.

6. İslâm dünyasının her ülkesindeki Ehl-i Sünnet ve Cemaat ulemâsı ile bu konuda işbirliği yapmak, bilgi alışverişinde bulunmak.

7. İsrail, Siyonizm, Vatican, Haçlılar, Evangelistler, AB gibi dış güçler Fazlurrahman cereyanıyla ilgileniyor mu?Bunu kendi emelleri uğrunda kullanıyor mu?

8. DİYANET'in hadîs çalışması heyeti içinde kaç Fazlurrahmancı veya Ankara Ekolü mensubu bulunmaktadır?

ONBEŞ GÜN TATİL YAPACAĞIM

YAŞLIYIM ve yorgunum. Biraz tatile ihtiyacım var. Yazılarıma ara vermeksizin onbeş gün sakin bir yere çekilerek dinleneceğim. Bir müddet TV kanallarına çıkmayacağım. 1991 yılından beri hiç tatil yapmadan yazıyorum. Profesyonel bir gazeteci değilim, İstanbul'da günlük, haftalık gazeteler yayınlamış olmama, elli senedir yazarlık yapmama rağmen sarı basın kartım bile yoktur. Zaten böyle bir şeye ihtiyacım da yoktur.

En olumlu ve faydalı şekliyle muhalefet yapmaya devam edeceğim. Bu muhalefetim siyasî değildir. Particilik ve politika ile alakam yoktur.

İslâm'ı, Kur'ân'ı, Sünnet'i, icmâ-i ümmeti, cumhur-i ulemâ yolunu Ehl-i Sünnet ve Cemaat çizgisinde savunacağım. Dine ve Ümmete zarar veren her türlü reform, yenilik, değişim ve bid'ate karşıyım.

Ülkemdeki temizlik ve saydamlık notunun çok düşük olmasından, yaygın kokuşma ve kirlilikten çok rahatsızım. Bu konuda hiç durmadan yazacağım. Temiz, saydam, faziletli, medenî bir Türkiye istiyorum.

Ülkemi, halkımı, devletimi para ve menfaat karşılığında değil, yürekten seviyorum. Benim vatanseverliğim hasbîdir, garazsız ivazsızdır.

Dinimi ve mukaddesatımı savunduğum kadar, din sömürücüsü sahtekârları da lanetliyorum. İslâm'a en büyük zararı, harbî din düşmanları değil bu münafık sahte dindarlar veriyor.

Bir kere değil, bin kere tashih-i itikad, namazın ikamesi, cemaat, ahlâk ve fazilet, ilim ve irfan lehinde yazacağım.

Elimden geldiği kadar.

Emr-i mâruf ve nehy-i münker yapmayı sürdüreceğim.

Muhterem okuyucularıma selam ve hürmetle arz ederim.

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.