27 Mayıs 2017 Cumartesi2 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:36Güneş 05:30Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:33Yatsı 22:18
    • 23°C Adana
    • 24°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • 15°C Ağrı
    • 15°C Amasya
    • 14°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 14°C Artvin
    • 21°C Aydın
    • 14°C Balıkesir
  • BIST: 97.533 -0.18
  • Altın: 145,781 1.23
  • Dolar: 3,5801 0.37
  • Euro: 4,0019 0.03

Mayınları temizleyelim derken yenileri döşenmesin!..

Abdulkadir Özkan

Suriye sınırımızdaki mayınlı arazinin temizlenmesini öngören yasanın Meclis'te görüşülmeye başlanması ile yeni bir tartışma başladı. Hem de kıran kırana bir tartışma. Bir yanda Hükumet bu bölgenin mayınlardan temizlenmesi için yasal alt yapıyı hazırlamaya çalışırken, öbür yandan bu temizleme işine bir İsrail firmasının talip olduğu, bir bedel talep etmeden araziyi mayınlardan temizleyeceği, buna karşılık söz konusu arazinin bu firmaya 45 yıllığına kullanım hakkının verileceği iddiaları var. Buna karşılık Başbakan ve diğer ilgililer İsrail'in bu bölge ile ilgilenmediğini tüm yazılanların ve söylenenlerin gerçek dışı olduğunu ileri sürüyor. Böyle olunca da sanki maksadımız var olan mayınları temizlemek değil bu vesileyle siyaset ortamına yeni mayınlar döşemek gibi bir sonuç ortaya çıkıyor.

Bu arada hükumet kanadı mayınların temizlenmesi ile ülkemizin büyük bir toprak kazanacağını söylüyor. Buna kimsenin itirazı olmadığı gibi bu gerçeği bilmeyen de yok.. Tartışma mayınların temizlenmesi sonucu bu bölgedeki kazanılacak alanın ne şeklinde kullanılacağıdır. Mayınlardan temizlenen bu arazinin tarıma açılacağını da herkes biliyor. Tartışma mayınların nasıl ve kimler tarafından ne karşılığında temizleneceği, temizlenen arazinin kimler tarafından kullanılacağı etrafında yoğunlaşıyor. İşte bu konuda Hükumet kanadından net bir açıklama gelmiyor. Birtakım yuvarlak sözlerle mesele geçiştirilmeye çalışılıyor. Böyle olunca da kafalardaki şüpheler büyüyor. Sanki bir yerlere söz verilmiş de işin hukuki kılıfı hazırlanıyor gibi görünüyor.

Medyaya mayınlı arazinin temizlenmesi yoluyla Türkiye'ye bedel ödetilecek gibi yorumların yansımış olması da kafaların daha da karışmasına yol açıyor. Kim kimin için Türkiye'ye bedel ödetecektir? Bunun sebebi gerçekten Başbakan'ın Davos'taki çıkışı mıdır? Kısacası konu etrafında tartışmalar büyüdükçe sorular ve şüpheler daha da artacak.. Görünen bu.

Bu arada eldeki araç ve gereçlerin yetersizliği sebebiyle mayınlı araziyi kendi imkanlarımızla temizleyeceğimiz yolundaki açıklamalar da inandırıcı gelmiyor. Çünkü, bazı emekli subaylar yaptıkları açıklamalarda mayınları kendilerinin döşediğini, gerekli planların elde mevcut olduğunu, bu iş kendilerine bırakıldığı taktirde mayınları temizleyebileceklerini söylemeleri olayı daha da içinden çıkılmaz hale getiriyor.

Madem kendimiz döşedik, "Kendi döşediğimiz mayınları temizleyemeyeceksek niçin döşendi?" sorusu da cevapsız kalıyor.

Bu arada bir başka tartışma konusu daha gündeme taşındı. O da Suriye sınırından mayınların temizlenmesinin güvenlik sorunu oluşturacağı iddiasıdır. Doğrusunu söylemek gerekirse bu iddia da bana pek inandırıcı gelmiyor. Mayınlar 53 yıl önce sınırların Suriye'ye karşı korunması için döşenmiş değil, kaçakçılığın önüne geçmek için döşenmiştir.. Ne var ki mayınlar döşendi diye kaçakçılık önlenebilmiş değildir. Son yıllarda Suriye ile aramızdaki düşmanlığın giderek yok olduğu, pek çok uluslararası konuda birlikte hareket ettiğimiz düşünüldüğünde mayınların dış tehdide karşı tutulması gerektiği düşüncesini haklı çıkarmaktan uzaktır.

Bu noktada sanıyorum önemli olan husus doğruların gündeme getirilmesi, tartışılmasıdır. Hükumet de bir takım ithamlarla işin içinden çıkmaya çalışmamalıdır. Çünkü, bugün İsrail söz konusu arazi ile hiç ilgilenmiyor diyerek bu konuda hassasiyeti olan çevreler susturulmaya çalışılırken bir süre sonra bunun tersi gündeme geldiğinde çıkacak tepkiyi kimse engelleyemez.

Hemen belirtelim ki İsrail'in bu geniş arazi ile ilgilenmediğini söylemek ya gerçekleri bilmemek ya da toplumu susturmaya yönelik bir taktik olabilir. Çünkü, tüm dünya biliyor ki İsrail o topraklarla yakından ilgileniyor.. Hatta gelecekteki sınırları içinde sözünü ettiğimiz toprakların dışında Şanlıurfa ve Harran dahil Güneydoğu bölgemizin önemli bir kısmı da var. Çünkü, bu onların tahrif edilmiş dinlerinin gösterdiği hedef. Bunu İsrailliler gizlemeye bile gerek duymazken bu ülkeyi yönetenlerin görmezden gelmelerinin arkasındaki gerçek sebebin topluma izah edilmesi gerekiyor.

Son olarak geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa ve Harran'a giden İsrail'in Ankara Büyükelçisi Gaby Levy'nin burada yaptığı ve gazetemizde de yer alan konuşmasından sadece kısa bir bölümü aktararak bitirmek istiyorum. Levy bakın neler söylüyor:

"Bu bölge hem Müslümanlar hem Yahudiler için çok önemli. Biz küçüklüğümüzden beri nereden geldiğimizi ve tarihimizi biliyoruz. Bunu küçük çocuklarımız da biliyor. Tabii her Yahudi için bu topraklar; atalarımızın, dedelerimizin geldiği bu topraklara gelmek çok önemlidir."

Bilmem bu sözler sıkıştıkça İsrail bu topraklarla ilgilenmiyor diyenlere bir cevap niteliği taşır mı?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.