20 Ekim 2017 Cuma30 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:48Güneş 07:14Öğle 12:56İkindi 15:54Akşam 18:25Yatsı 19:44
    • 15°C Adana
    • 10°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • -2°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 17°C Antalya
    • 9°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 8°C Balıkesir
  • BIST: 108.434 1.41
  • Altın: 151,237 -0.13
  • Dolar: 3,6580 -0.38
  • Euro: 4,3278 -0.02

Nassın bulunduğu yerde ictihad

Hayrettin Karaman

İctihad, "konu ile ilgili âyet ve hadislerden (naslardan) amele dair hüküm (farz, vacib, mekruh, haram, şart, rükün…) çıkarmak için alimin yaptığı çaba" olarak tarif edilir. Yalnızca bu tarife bakarak dahi "ictihadın, nassın bulunduğu yerde" de yapılacağı sonucunu çıkarmak mümkündür. Naslarda (ayetlerde, hadislerde) bir konu (mesela bir olayın hükmü) açıklanırken daima aynı üslub kullanılmamıştır; apaçık, üstü kapalı, detaylı, detaysız, doğrudan, dolaylı… anlatımlar vardır. Bir konu ile ilgili birden fazla nassın bulunduğu ve bunlar arasında bazen birbirini açıklama, bazen de –ilk bakışta- çatışma ilişkisi bulunduğu da görülür. İşte bütün bu açıklama çeşitleri içinden belli bir meslenin dindeki hükmünü çıkarıp ortaya koymak için yapılan ilmi çalışma ictihaddır ve bu ictihad, nassın bulunduğu yere yapılan ictihaddır.

Nassın bulunduğu yerde yapılan ikinci ictihad çeşidi "mesalih: fayda-zarar, ihtiyaç, zaruret" esasına dayalı ictihaddır. Müctehid, hakkında nas bulunan bir meselenin, bir olayın, bir ilişkinin uygulanmasında güçlük, uygulama alanının geçici durumu yüzünden zarar, nassa aykırı uygulamada zaruret olup olmadığını araştırır ve bazı durumlarda "konu ile doğrudan ilgili naslara aykırı" olan, ama Kitap ve Sünnet'in genel ilkelerine, dinin gayesine uygun bulunan hükümler çıkarır ve bunlarla fetva verir.

Üçüncü ictihad çeşidi nassın bulunmadığı yer ve durumlarda yapılan ictihaddır ki, bu genellikle "kıyas" şeklinde uygulanır ve Mecelle'ye de girmiş bulunan "mevrid-i nasta ictihada mesağ yoktur: nassın bulunduğu yerde ictihad yapmak caiz değildir" cümlesi işte bu çeşit ictihad içindir; çünkü nas varsa, bunu yok sayıp başka bir konu ile ilgili nassın hükmüne kıyas yapmak gereksiz olur. Ama bu durumda da gerektiğinde, yukarıda zikredilen "delaleti belirleme, mesalihe riayet etme" ictihadları yapılır.

İctihadı ancak ehli olan; yani ilmi ve ahlakı ile dini hükümleri kaynağından çıkarmaya ve fetva vermeye yetkisi bulunan kimseler yapar. Günümüzde ve ülkemizde, yetkisi/yeterliği olmadığı halde ictihad edenler bulunabilir, bunları engellemek de liberal demokratik ortamda mümkün olmaz, ama telaş etmeye de gerek yoktur; çünkü bu gibi kişiler ve onların "fetvaları" kabul görmez, köpük gibi -televizyonlarda, diğer yayın organlarında- bir süre kabarır, kocaman ve parlak gözükür, ama kısa zamanda sönüp gider ve yalnızca yapanların kötü şöhretleri devam eder.

Bir zamanlar "ictihad kapısının kapalı olduğu, bundan sonra müctehid yetişmeyeceği, eskilerin ictihadlarının feza çağında bile yeterli olduğu, onları tekrarlamaktan başka bir şeye ihtiyacın bulunmadığı" söylenir dururdu; bu ilme ve dine aykırı hurafe önce teorik olarak yıkıldı, sonra da bütün İslam dünyasında, ilim kurumlarında, ferd veya topluluk tarafından ictihad metodu ile yapılan çalışmalar, çözümler yaygınlık kazandı. Üniversitelerde yapılan doktora çalışmalarının büyük kısmı birer ictihaddır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.