20 Ekim 2017 Cuma30 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:48Güneş 07:14Öğle 12:56İkindi 15:54Akşam 18:25Yatsı 19:44
    • 30°C Adana
    • 24°C Adıyaman
    • 19°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 17°C Amasya
    • 19°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 16°C Artvin
    • 23°C Aydın
    • 20°C Balıkesir
  • BIST: 108.975 0.50
  • Altın: 151,050 -0.11
  • Dolar: 3,6614 0.09
  • Euro: 4,3233 -0.10

Vehhabîlerin aşırılıkları

M. Şevket Eygi

Vehhabîlerin kötü ve aşırı taraflarından biri de, Ehl-i Kıbleyi kolayca tekfir etmeleridir. Ehl-i Kıble ne demektir? Kelime-i Şehadet'i kalp ile tasdik, lisan ile ikrar eden ve Kıble'ye dönerek namaz kılan Müslümanlardır.

Kural şudur: Aksi isbat edilmedikçe Ehl-i Kıble Müslümandır, küfürle suçlanamaz.

Bir mü'mini, bir Müslümanı uluorta, delilsiz, gerekçesiz, dinî hüccetsiz, fetvasız, kadı ilamı olmadan şirkle, küfürle suçlamak ona yapılacak en ağır suçlama ve hakarettir.

Ehl-i Kıble tekfir edilmez kuralı mutlak mıdır? Değildir. İstisnâî durumlar vardır.

Bir Müslümanın inançlarında, sözlerinde, din ile ilgili bilgilerinde, eylemlerinde; onu dinden imandan çıkartan vahim bid'atlar, bozukluklar, sapıklıklar varsa, bu durum yetkili ve vazifeli müftüye bildirilir ve fetva istenir. Müftü araştırır ve dinî kaynaklara dayanarak bu kişinin küfre düştüğüne hüküm verirse, bu fetva yine yetkili ve vazifeli kadıya ulaştırılır, o da inceler ve şer'î bir hüküm ile bu fetvanın doğru olduğunu tasdik ederse kişinin o zaman dinden çıkmış olduğu bilinir.

Vehhabîlik gibi aşırı fırkalar, kendi mezheplerinden olmayan Ehl-i Tevhidi ve Ehl-i Kıbleyi kolayca ve pek ucuz bir şekilde kâfir ve müşrik ilan etmektedir. Bu, korkunç bir aşırılıktır.

Böylelerine inanacak olursanız, dünyada Müslüman kalmaz.

Muhyiddin Arabî hazretleri büyük bir velidir. Onun vahdet-i vücudunun panteizm ile ilgisi yoktur. Bu büyük zatı tenkit edenler elbette olmuştur ama onu savunan, beğenen, ilmini ve irfanını itiraf eden ulemânın ve büyüklerin sayısı, tenkit ve red edenlerden kat kat fazladır. İbn Teymiyye Muhyiddin Arabî için "O Şeyh-i Ekber değil, Şeyh-i Ekferdir" (En kâfir şeyhtir) demektedir.Ne aşırı suçlama.

Bende Vehhabîlerin Mekke-i Mükerreme'de basılmış Arapça bir kitabı var. İsmi "Soru ve Cevaplarla Tevhid." Bir tür Vehhabî ilmihali. Oradaki sorulardan biri şudur: "Kaç türlü evliya vardır?" Cevap: İki türlüdür, biri Evliyaurrahman, ikincisi evliyauşşeytan... Bundan sonraki soru ve cevap şudur: "Tarikat ve tasavvuf evliyası hangi türdendir?" Cevap: Onlar evliyauşşeytandır!..

Vehhabîlerin küfürle suçladığı, şeytanın evliyası (dostları) dediği bu zevat kimlerdir? Abdülkadir Geylanî, Ahmed er-Rufaî, Mevlana Celalüddin Rumî, İmamı Şazelî, İmamı Rabbanî ve biz Ehl-i Sünnet ve Cemaat Müslümanlarının büyük Müslüman bildiğimiz, Allah'ın velileri bildiğimiz bütün tasavvuf uluları...

Vehhabîler, iki büyük imam olarak kabul ettikleri İbn Teymiye'yi ve Muhammed ibn Abdilvehhab'ı göklere çıkartırlar, onlara toz kondurmazlar, âdeta mâsum kabul ederler, öte taraftan mezhep ve meşreplerine uymayan ulemâyı, evliyaullahı, urefayı tekfir ederler, şirk ile suçlarlar.

Ehl-i Tevhid ve Ehl-i Kıble sadece Necdîlerden, Vehhabîlerden oluşan bir topluluk değildir. Bütün Ümmet-i Muhammed Ehl-i Tevhid ve Ehl-i Kıbledir.

Vehhabîler itikattaki bozuklukları ve mü'minleri tekfir etmeleriyle gerçekten vahim ve tehlikeli bir uçurumun kenarındadırlar. Çünkü yüce dinimizin "Mü'mini tekfir edenin kendisi kâfir olur" kuralı vardır.

Ehl-i Sünnet ulemâ ve fukahası Vehhabiliği tenkit konusunda yekun olarak binlerce kitap yazmışlar, onların hatâlarını sağlam deliller ve güçlü gerekçelerle ortaya koyup çürütmüşlerdir.

Vehhabî ulemâsının ve müftülerinin fetvaları biz Ehl-i Sünnet ve Cemaat Müslümanlarını bağlamaz.

Gerçek İslâm tasavvufu şeriattan, dinin zahirinden kıl kadar ayrılmamıştır. Şeriatı en güzel, en samimî, en candan, en yürekten uygulayanlar tasavvuf ve tarikat erbabıdır. Zerre kadar insafı ve vicdanı olan bunu kabul ve tasdik eder. Hazret-i Mevlânâ Celalüddin Rumî efendimiz beş vakit namazı kılarlar, ayrıca geceleri saatlerce ağlayarak nafile kılardı. Nafile oruçlar dolayısıyla mübarek vücudları dal gibi olmuştu. Böyle bir zata kâfir demek ne büyük bir cehalet ve küstahlıktır. Meşrebini, tasavvuf yolunu kabul etmeyebilirsin ama küfürle suçlayamazsın, hakaret edemezsin.

Biz Müslümanlar tartışmalarımızı İslâm kardeşliği sınırları içinde yapmalıyız ve isim vererek kimseyi şirkle ve küfürle suçlamamalıyız.

Türkiye coğrafyasına iman ve İslâm tasavvufla girmiştir. Tasavvufu yıktınız mı ne İslâm kalır, ne iman, ne Kur'ân, ne de Şeriat...

İmam-ı Gazalî hazretleri (Vehhabîler onu da hiç sevmezler) El-Munkizu min ed-dalal adlı kitabında (Türkçe tercümeleri vardır) en samimî ve doğru yolda olan Müslümanların sûfîler olduğunu anlatır.

Hangi sufîler?

İtikadları Kur'ân'a ve Sünnete uygun olan, Şeriata sımsıkı bağlı bulunup emirleri yerine getiren, yasaklardan kaçınan, nefs-i emmârelerinin istediğini yapmayan, Peygamber-i zîşanın ahlakıyla mütehalli (ziynetli) bulunan gerçek sûfîler. Bu mübarek kimseleri şirk ve küfürle suçlayanlar ne büyük haksızlık ettiklerini bir bilseler. Bendeniz bir Ehl-i Sünnet Müslümanı olarak yıllardan beri müteşeyyihi (sahte ve yalancı şeyhleri, şeyh taslaklarını), sahte dervişleri, din sömürücülerini tenkit eder dururum. Benim ellerini ve eteklerini öptüğüm kimseler Peygamber Efendimiz'in (Salat ve selam olsun ona) vârisleri, vekilleri ve halifeleri olan gerçek din alimleri, gerçek şeyhler, gerçek veliler, gerçek tasavvuf ehlidir. Duaları üzerimize sâyebân olsun. Mü'minleri kolay ve ucuz şekilde tekfir edenler, farkında olmadan küfre düşmekten korksunlar.

İslâm kardeşliğini darbeleyen ve berhava eden kötülüklerin başında, aşırı bid'at fırkalarına mensup cahillerin ve mutaassıpların Sünnî Müslümanları ve tasavvuf ehlini tekfir etmeleri gelmektedir. Cenab-ı Hak cümlemizi böyle aşırılıklardan korusun.
BEŞ AYLIK BEBEK

VAK'a son on gün içinde oldu. Beş aylık bir bebeği, bakıcısı döverek öldürmüş... Duyunca damarlarımdaki kan dondu.

Minicik bir bebek. Konuşacak, kaçacak, kendini savunacak hali yok. Dövülerek vahşice öldürüldü.

Bu cinayetin vebali 72 milyon halkın üzerindedir.

Bu ülkeyi idare edenlerin üzerindedir.

Korkunç cinayet fazla tepki toplamadı.

Medya yazdı ama fazla önem vermedi. Cinayetin sebebi seks olsaydı yeri göğü inletirlerdi.

Halkın tepkisi de fazla olmadı.

Vebal üzerimizde kara bir bulut gibi dolaşıyor. Edirne'den Kars'a, Sinop'tan İskenderun'a.

Öldürülen çocuk cennetlik...Asıl olan bize oldu. Biz vicdansız top#lum, biz tepkisiz toplum, biz acımasız toplum.

Ülke çıldırdı. Ülke kocaman bir tımarhaneye döndü.

Annesini tabanca ile öldüren 11 yaşındaki kızın fotoğrafını gördünüz mü?

17 yaşındaki liseli kız nasıl başı testere ile kesilerek öldürüldü...Onun da fotoğraflarına dikkatlice bakınız.

Şu meşhur dâvânın dosyaları içinde ne korkunç belgeler var. Ellerine fırsat geçseymiş ülkede kan gövdeyi götürecekmiş. Acaba 6-7 Eylül vahşetinin acı ve zehirli meyvelerini mi devşiriyoruz.

Men dakka dukka...

Beş aylık bebek öldürülmüş kim takar... Ya öyle mi?

Vebal vebal vebal... Siz vebalin ne demek olduğunu bilir misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.