Abdurrahim Karakoç

Abdurrahim Karakoç

“Darbe yaptık” diyenlere artık kimse boyun eğmez!

“Darbe yaptık” diyenlere artık kimse boyun eğmez!

Netameli bir imzanın gerçekliği veya sahteliği üzerine fikir yürütmeyenimiz kalmadı...
Uçtu uçtu kuş uçtu oyunu mudur devlete dair meseleler?
Farzedelim imza Dursun albaya aittir... Peki kim ne yapabilir?
Genelkurmay derhal harekete geçer, soruşturur, yargılar ve cezası neyse verir mi?
Bana sorarsanız hayır!
Çünkü emsal yoktur ortada... Aynalı beşiğe sarıp uyuturlar... Uyuduktan sonra ise uyandırmak imkânsız...
Diyelim ki hükümet meselenin peşini bırakmaz...
Bırakmaz da ne olur?
Darbe zanlısı açığa alınır, sonra da normal mahkemelerde yargılanır mı?
Karşımızdaki bir subaydır...
Bizde ise yargı maalesef iki başlı... Sivil yargı, askeri yargı...
Tuhaf değil mi?
Sivil mahkemenin 39 yıl ceza verdiğini, askeri mahkeme bir celsede tahliye ettirmedi mi?
Kanunu değiştirecek cesarette tek kişi görmüyorum ben...
Fazla sıkıştırılsalar, belki de Anayasa’yı ikilerler... Sivil Anayasa, Askeri Anayasa...
Hadi çık çıkabilirsen içinden! Bir imzanın sahteliği ve sahihliği 10 gündür belli edilemiyorsa, gerisi fasarya...
Bigünah savcı Ferhat Sarıkaya’yı meslekten azleden Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, aynı kararlılıkla askerî sahaya inebilir mi?
Bunun bir de GATA’sı var...
Diyelim ki hiç kaçacak yeri kalmadı, gözaltından sonra tutuklandı bir üst rütbeli subay... Sivil cezaevinde yatmayı nefsine yedirir mi? Subayımız yedirse, bağlı olduğu makam yedirmez sanıyorum... Bir yolunu bulur, gönderir GATA’ya ve oradan tahliye tezkeresi alır...
Bizdeki demokrasi dedikleri yosmanın huyu suyu böyledir... Ne askere gücü yeter, ne fabrikatöre... Hele basın ukalalarına asla dahledemez...
İsterse bir denesin cesareti olan...
Adamlar Türkiye yetmemiş olacak ki bu sefer de İran’ı karıştırmanın yollarını arıyorlar...
Emperyalizmin yerli uşakları istiyorlar ki İran’da iç savaş çıksın...
ABD ve İsrail ile bunların taşeronluğunu yapan ülkelerin talepleri aynen yerine gelsin... Ahmedinejad gitsin, reformcu Musavi, ya da benzeri kişiler iktidara gelsinler... Tabii bizim için, insanlık için faydası olacağına inandıklarından değil...
Maksat isyan çıksın...
Ola ki, bilahere aynı durum Türkiye’ye de gele ve hayatında seçimle iktidar olamayanlara gün doğa...
Artık darbelerin de cıcığı çıktı...
Silahı kuşanan beş/on sergerde sanki Türkiye’yi teslim alacak, istedikleri gibi yönetecekler...
Geçti o günler...
Evet, dindar kesimin kör bir itaatçiliği vardı, fakat görünen duruma bakıyorum da bitmiştir o itaatçılık... “Biz darbe yaptık” diyecek despotlara boyun eğme zamanı inşallah sona eriyor... Bizim halkımız tepeden inmeci çobanlara koyunluk yapmaz sanıyorum... Yaparlarsa Allah her türlü belalarını versin...
Yerleşik bir kanaat vardı hani:
“Sağ eylem koyamaz”...
Sağda bulunan dindar ve milliyetçi kesim komünistlerin ve ulusalcıların emrivakilerine baş eğer...
İnandığı değerler uğruna kelleyi koltuğa almayan kim varsa hayvandır...
Üç/beş nesebi gayrisahih, ya da fikri-sütü bozuk uydurma sebeplerle başımıza çöreklenecekler, kuzu kuzu itaat edeceğiz, öyle mi?
Ben 77 yaşımda /hayır/ diyorum...
Eminim herkes benim gibidir, benden daha cesaretli, haysiyetine benden daha düşkündür... Darbe davetçilerine, yeltemeci medyaya bir de içinden darbe yapma geçen haysiyet düşmanlarına duyurmak isterim...
Sözkonusu imza gerçek de olsa, sahte de olsa kanaatlar hiçbir zaman değişmeyecektir...
Kanunsuz zorbaların karşısında kocaman bir millet vardır...
Aklınızı başınıza alın ey eşkıya ruhlular ve zalimlere levazımatçılık yapan ukala sınıfı...
Yazınızı yazın, paranızı alın ve sevmediğiniz milletin iç meselesine, dış meselesine burnunuzu sokmayın... Burnunuzu keserler... Demedi demeyin...
==================
Birisi yalan, diğeri kuş uçurur
Biri otobüs, biri dolmuş uçurur
Uçurma hastalığı sardı herkesi
Kimi erimiş, kimi donmuş uçurur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdurrahim Karakoç Arşivi