22 Ocak 2017 Pazar24 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:46Güneş 08:16Öğle 13:23İkindi 15:52Akşam 18:16Yatsı 19:40
    • 13°C Adana
    • 9°C Adıyaman
    • -3°C Afyon
    • 7°C Ağrı
    • -1°C Amasya
    • -2°C Ankara
    • 14°C Antalya
    • 1°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 5°C Balıkesir
  • BIST: 83.067 0.93
  • Altın: 146,530 -1.16
  • Dolar: 3,7912 -1.01
  • Euro: 4,0490 -0.54

Vesayetçiler için bir avcı hikâyesi...

Hüseyin Gülerce

Genelkurmay Başkanı'mızın "kâğıt parçası" dediği belgedeki imzanın sahibi Albay Çiçek tutuklandı. Askerî savcılık, soruşturmaya bile gerek duymamıştı. Org. Başbuğ, "benim mahkemem" diyerek askerî yargıyı savunmuştu. Baykal, partisinin grup toplantısında, müstakbel genelkurmay başkanı gibi konuşmuş, Başbakan'a, "Sen askerî savcıya güvenmiyorsan, ben de sana güvenmiyorum." demişti.
Medyanın özel kuvvetleri, "gününüzü MGK'da göreceksiniz" diye heyecanlı ataklar yaptılar. Sayın Baykal, gözümüzün içine baka baka, "Ortada darbe havası mı var? Bu, cuntacıları sivil mahkemelerde yargılama kanunu da nereden çıktı arkadaş." dedi. Hem de, "12 Eylül darbecilerini gelin yargılayalım." diye efelenmişken, diyebildi. Yetmedi, MGK toplantısı devam ederken, sanki işin göbeğindeymiş gibi en anlamlı mesajı verdi: "Önümüzdeki birkaç saat içinde Cumhurbaşkanı da birdenbire, bu yasanın hiç uygun olmadığını anlama noktasına gelebilir." deyiverdi. Ayıp değil mi? Askerlerin, MGK'da Cumhurbaşkanı'na baskı yapmasını istemek, bir sivil siyasetçiye yakışır mı?

Ne oldu şimdi? MGK toplantısı devam ederken, Ergenekon savcıları Çiçek albayı sorguladılar ve Şener Eruygur'un eşinin, "bizden" dediği 14. Ağır Ceza Mahkemesi, savcılığın talebi üzerine Çiçek albayı tutukladı.

Evet, ne oldu şimdi? Sayın Başbuğ ve Sayın Baykal, ne duruma düştüler? Konuştuklarının, savunduklarının hepsi havada kalmadı mı?

Genelkurmay karargâhında çalışan Deniz Kıdemli Kurmay Albay Dursun Çiçek'in örgüt üyeliğinden tutuklanması, Ergenekon davasında yeni bir dönüm noktasıdır. Bu davanın, Türkiye'nin demokratikleşmesi adına taşıdığı anlamı ve değeri anlamayanlar, belki bu defa anlarlar. Yargının, Susurluk davasından ders aldığını, devletin içinde, bizzat hükümetin ağırlık koyduğu bir iradenin kararlılığını, artık kabullenirler...

Olan biteni hâlâ anlamayanlar var. Medyada, iş dünyasında, yüksek yargı ve asker bürokrasisinde, CHP yönetiminde Türkiye'nin nereye doğru yöneldiğini hâlâ anlamayanlar, anlayamayanlar, kabullenemeyenler, hazmedemeyenler var. Türkiye, demokrasinin geri dönülmez ufkuna doğru yürüyor. Mesele, "kâğıt mı belge mi, dolu mu boru mu, yazı mı tura mı?" meselesi değil... Türkiye, demokratikleşiyor.

Tam da yeri gelmişken bir avcı fıkrası anlatayım. Avcının ismi her yerde duyulur olmuş. Herkes onu konuşuyor, ondan bahsediyor. Adamın biri de, başlamış aleyhinde atıp tutmaya: "Avcı değil mi kardeşim, en fazla iyi bir avcıdır, büyütmeyin şu adamı bu kadar..." Avcının arkadaşları, "Gel o zaman gözünle gör" demişler. Almışlar onu da yanlarına, gitmişler ormana. Avcı, fırlayınca yaban keçisi, basmış tetiğe. Ama o da ne, keçi kaçıp gidiyor. Adam, dönmüş oradakilere; "Ne oldu sizin avcıya?" demiş. "Biraz bekle" demişler. "Zaten adamın avcılığı burada. Öyle bir yerinden vuruyor ki, mermiyi yedikten sonra keçi 200 metre daha gidiyor..." Aynen öyle olmuş. Yaban keçisi, iki yüz metre sonra mecalsiz kalıp düşüvermiş.

Tıpkı fıkradaki gibi hukuk, vesayet rejimini öyle bir yerden vurdu ki, ayakta kalmış görüntüsüne bakmayın. Mecali tükeniyor. Türkiye, artık eski Türkiye olmayacak. Artık kimse hukukun dışına çıkamayacak. Kimse hesap vermekten kurtulamayacak. Cuntacılar, devletin kurumları içinde at oynatamayacak. Vatanseverlik adı altında cinayetler işleyemeyecekler... Türkiye, artık geri dönülmez bir yolda.

Bunu da en iyi, medyadaki arkadaşların anlaması gerekiyor. Bırakın artık Ergenekoncuları savunmayı. Halk her şeyin farkında. Kim nerede duruyor, kim kime neden vuruyor, kim kimi neden koruyor, her şey apaçık ortada. Kral çıplak dolaşıyor... İnsanımıza yakışan, çağdaş, ileri bir demokrasi için herkes üzerine düşeni yapmalı artık. Ordumuzu yıpratmadan, askerimizi eski alışkanlıklarla tahrik etmeden, "medenî bir normalleştirme ikliminde" buluşalım artık... NOT: Albay Çiçek'in serbest bırakılmasından sonra yazımı bilhassa değiştirmedim. Sebebini ve yeni gelişmeyle ilgili düşüncelerimi yarın paylaşacağım.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.